Başbakanlığa bağlı istihbarat kuruluşlarınca hazırlanan 2025 yılına ilişkin "Bilgi Güvenliği Politikası" raporunun tanıtımı, Temsilciler Meclisi Başkanı Lorenzo Fontana, Başbakanlık Müsteşarı Alfredo Mantovano, Başbakanlık Güvenlik için Bilgi Departmanı (DIS) Genel Müdürü Vittorio Rizzi, Dış Güvenlik Bilgi Ajansı (AISE) Müdürü Giovanni Caravelli ile İç Güvenlik Bilgi Ajansı (AISI) Müdürü Bruno Valensise tarafından Roma'da yapıldı.
İtalya istihbarat servislerinin yıllık raporunda, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı İran'a saldırıları ve Tahran'ın misillemesi sonrasında yaşanan gerilimle İtalya'da ve Avrupa'da terörizm riski arttığı belirtildi.
Raporda, İran'daki durumun uluslararası gerilimleri körüklediği ve "terör tehdidini de etkileyebilecek bir tırmanma korkusunu" artırdığı ifade edildi.
Hamas'ın Avrupa topraklarındaki faaliyetleri ve yurt dışında kurabileceği ağlar konusunda teyakkuzda kalınması gerekliliği de raporda yer aldı.
Raporda, terör gruplarının yapay zekayı giderek daha fazla kullandığına dikkati çekildi.
Avrupa Birliği (AB) Göç ve İltica Anlaşması'nın haziranda devreye girmesiyle İtalya'ya yönelik düzensiz göçmen gelişlerinde yüzde 4 ila 5 düşüş olmasının beklendiği ancak beklenmedik jeopolitik krizler halinde düzensiz göçmen gelişlerinin artacağı uyarısına raporda yer verildi.
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI
Rusya'nın Moskova'nın üstünlüğünü vurgulamayı, Batı’yı itibarsızlaştırmayı ve AB ile NATO kurumlarına olan güveni zayıflatmayı amaçlayan anlatılar geliştirmek için yapay zekayı kullandığı aktarılan raporda, Çin'in de küresel etkisini genişletmek, casusluk kampanyaları yürütmek ve ekonomik baskı uygulamak için orta ve uzun vadeli hibrit stratejiler geliştirdiği kaydedildi.
İtalya'nın yıllık istihbarat raporunda, "bu yıl Avrupa için başlıca tehdidin Rusya'dan geldiği" vurgulandı.
Raporda, "Rusya ile ABD arasında diyalog kanallarının güçlenmesinin ardından Moskova'nın, ana muhalif bloğu olarak ortaya çıkan Avrupa'dan uzun vadeli bir tehditle karşı karşıya olduğuna inandığı" belirtildi.
Rusya-Ukrayna Savaşı'nda da Kiev yönetiminin, son 2 yılda topraklarının yüzde 1,4'ünü kaybettiği bilgisi paylaşıldı.
Raporda, "Batı yaptırımları, Rus enerji sektörünü önemli ölçüde etkiledi ancak Moskova'nın savaş çabalarını zayıflatmayı başaramadı. Artan ekonomik zorluklara rağmen Rusya, hala savaşı yürütmek için gerekli kaynaklara sahip." tespitinde bulunuldu.




