BM ve AB’nin, Kıbrıs sorununda, sonucu da olacak yeni bir inisiyatifin ileri götürülmesine yönelik şartlarının oluşturulması hedefiyle en üst düzeyde iş birliği yaptığı kaydedildi.
Fileleftheros gazetesi haberi “BM-AB’nin Önünde Türk Listesi… Kıbrıs Sorunu Türkiye-AB İlişkileriyle Bağlanmaya Çalışılıyor” başlığıyla manşete çekti. Gazete BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ve Komisyon Başkanı Ursula Von der Leyen ile, “çözüm çabalarına yardımcı olacağı kanaatiyle Kıbrıs sorununu Türkiye-AB ilişkilerine bağlama yöntemlerini görüştüğünü" yazdı.
Gazete istifa eden Johannes Hahn’ın yerine, bu kez Komisyon Başkanı’na bağlı olacak bir Kıbrıs Özel Temsilci atanmasının da Brüksel’in gündeminde olduğunu yazdı.
Guterres’in “Türkiye-AB ilişkileri üzerinden Kıbrıs sorununda sonuç alınabileceği görüşünde olduğunu” öne süren gazete “Türkiye’nin taleplerinin yerine getirilmesi için bütün üye devletlerin onayı gerektiği yazdı. Gazete bunun öncesinde Türkiye’nin bazı konularda adım atmasının şart olduğunu bu nedenle sürecin kolay olmayacağını” öne sürdü.
Rum tarafının, AB’nin Kıbrıs sorununa müdahil olmasına zemin hazırladığını da kaydeden gazete Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis'n bu meseleyi Brüksel’deki kurumlar ve BM ile görüştüğünü belirtti; Genel Sekreter’in Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in de yakın zamanda gideceği Brüksel’le iletişim halinde olduğunu belirtti.
Habere göre, herkesi tatmin edecek bir reçete bulunması, özellikle de “Türkiye’nin Kıbrıs sorununda iş birliği yaptığını göstermesi halinde Kıbrıs sorununun Türkiye-AB ilişkilerine bağlanması işe yarayabilir. Haberde şu an New York ve Brüksel’de Türkiye’nin AB’ye yönelik bazı somut noktalara odaklanan bir talep listesi değerlendirdiği de öne sürüldü.
Gazete Türkiye’nin öncelikli isteğinin AB savunma programı SAFE’ye girmek olduğunu; ancak Rum ve Yunan hükümetlerinin programa, bunu engelleyecek güvenlik supapları eklettiğini yazdı. Gazeteye göre Rum Yönetimi, Kıbrıs’taki mevcut durumun ve Türk Barış Kuvvetleri’nin takviyesi sürerse ve Yunanistan da Türkiye’nin Yunanistan’ın karasularını 12 mile çıkarmasını savaş sebebi (casus belli) sayma kararını kaldırmazsa Türkiye’nin SAFE’ye katılımını kabul etmeyecek.
Alihtia “Bıçak Sırtında Son Fırsat… 1978 Amerikan Ambargosundan 2026 Avrupa SAFE’sine… Türkiye Yeniden Hedef Düzenlemesinde” başlıklı manşet haberinde Kıbrıs sorunundaki süreci 1977’den bugüne hatırlatarak “Batı ve Türkiye stratejik gereksinimlerinin karşılanmasına ihtiyaç duyarken Kıbrıslı Rumların Kıbrıs sorununu çözme fırsatı vardı ancak Rum liderliği bunu başaramadı” ifadesini kullandı.
Guterres’in Kıbrıs sorununu çözüme yöneltme arzusu sebebiyle yeni bir fırsatın doğmak üzere olduğunu belirten gazete Türkiye’nin SAFE programına katılmaya ve göz ardı edilen AB üyelik sürecini ilerletmeye büyük ilgi gösterdiğini yazdı. Haberde AB’nin de Türkiye’nin SAFE programına girmesini şiddetle arzuladığı yer aldı. Gazete bu konjonktürde Tufan Erhürman’ın KKTC Cumhurbaşkanlığı’nda olduğuna işaret ederek Rum liderliğinin bu fırsatı nasıl değerlendireceğini sordu.
"RUM TARAFI ÇÖZÜMDEN, KIBRIS TÜRK TARAFI KISIR MÜZAKERELER ZİNCİRİNDE MAHSUR KALMAKTAN KORKUYOR"
Hristodulidis’in süreç, Erhürman’ın sonuç istediğini, Rum tarafının çözümden, Kıbrıs Türk tarafının kısır müzakereler zincirinde mahsur kalmaktan korktuğunu belirten gazete “Hristodulidis’in Spiros Kiprianu’yu (1978) ve Tasos Papadopulos’u (2004) yaptıklarını tekrarlama riskinin büyük olduğuna dikkat çekti.
Aynı gazete diplomatik kaynaklarının, Genel Sekreter’in Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in yarın Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’la yapacağı görüşmenin çok belirleyici olacağını değerlendirdiğini yazdı.
Gazeteye göre aynı kaynaklar, Genel Sekreter Guterres’in martta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmesini ve Holguin’in de Fidan’la görüşecek olmasını, Ankara ile uzlaşıya verdikleri önemin bir göstergesi kabul ediyor. Holguin’in adadaki temaslarını değerlendiren kaynaklar, Holguin’in temaslarını gayriresmi genişletilmiş görüşmelerle ilgili ön hazırlığın ilk aşaması görüyor.
Bu ön hazırlıktaki yaklaşımın yakınlaşmaların korunması olduğu görüşünü belirten kaynaklara göre müzakerelerin yeniden başlaması yönünde kararı alınması için temmuz sonu -ağustos başı bir sonraki genişletilmiş görüşmenin yapılması hedefleniyor.




