Avrupa Komisyonu’nun eski Başkanı Jean-Claude Juncker, Kıbrıs müzakerelerinde 2017'de ilerlemenin mümkün olduğunu ancak Türk tarafının daha olumlu olduğu o dönemde esas sorununun “sıçrama yapmaya” hazır olmayan Rum tarafı olduğunu söyledi.

Juncker, Güney Kıbrıs’ın Avrupa Birliği üyeliğinin 20’inci yıldönümü nedeniyle Rum Haber Ajansı KİPE’ye verdiği röportajda, Güney Kıbrıs’ın Avrupa Birliği üyelik süreci ve Kıbrıs sorunuyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Alithia gazetesinin “Kıbrıs Rum tarafı Crans Montana’da Sıçrama Yapmaya Hazır Değildi” başlığını kullandı Juncker'in açıklamaları Rum basınında geniş bir şekilde yer aldı.

 Habere göre, Güney Kıbrıs’ın AB üyelik müzakerelerine başlaması kararının verildiği 1997 yılındaki toplantıya başkanlık yaptığını söyleyen Juncker, Fransa’nın bu karara karşı çıktığını ifade etti.

Biden'ın danışmanı Hochstein: "Gazze'de ateşkes ve diplomatik çözüm, İsrail-Hizbullah çatışmasını sonlandırabilir" Biden'ın danışmanı Hochstein: "Gazze'de ateşkes ve diplomatik çözüm, İsrail-Hizbullah çatışmasını sonlandırabilir"

Güney Kıbrıs’ta 2013 yılında yaşanan ekonomik krize de değinen Juncker, Euro Grubu’nun ilk görüşmelerde Güney Kıbrıs’ı yanlış ele aldığını ancak daha sonra Güney Kıbrıs’ın kendi kaderini kendi ellerine aldığını belirtti.

Juncker, Güney Kıbrıs’ın, Euro Grubu ve IMF’nin baskılarına karşın, ekonomik krizi yönetme konusunda başarılı olduğunu ifade etti.

Euro Grubu başkanı iken kuzey devletlerinin, Yunan ve Kıbrıs toplumunun yoksul kesimi ve sade vatandaşların tarafından sarf edilmesi gereken çabalarının göz önünde bulundurulmadığını söyleyen Juncker, uluslararası toplum tarafından Kıbrıslı vatandaşlara son derece adaletsiz muamele yapıldığını belirtti.

Juncker, buna karşın Güney Kıbrıs’ın güvenli bir ülke olduğunu ve hiç kimsenin, Rum halkının ve siyasi otoritesinin ciddiyetini sorgulamadığını belirtti. Juncker, Rum halkının yıkıcı-felaket bir durumdan Euro bölgesinin ciddi bir parçası haline gelmelerinden gurur duyması gerektiğini de ifade etti.

Altın pasaportlar konusundan da bahseden Juncker, kendisinin hiçbir zaman başka ülkelerden gelen insanlara pasaport vererek egemenliğin bir parçasını teslim etme "saçmalığına" destek vermediğini söyledi.

-Kıbrıs sorunu

Kıbrıs sorununa da değinen Juncker, herkesin, Kıbrıs sorununa daha fazla emek harcaması gerektiğine vurgu yaptı.

Juncker, 2017’de duran Kıbrıs sorununa ilişkin müzakere turunun, faydalı tek dönem olduğuna inandıklarını ancak Kıbrıs Rum tarafının bu sıçramayı yapmaya hazır olmadığını ifade etti.

Jean-Claude Juncker, Kıbrıs sorununun çözüm perspektiflerini nasıl gördüğüne ilişkin soruyu yanıtında, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in iyi niyetli bir kişi olduğunu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la, Kıbrıs sorununun yeniden ilişkilendirilmesi yöntemlerinin bulunması halinde yeni olasılıkların olabileceğini belirtti.

AB’nin daha fazla arabulucu rolü üstlenmesi beklentisinin hatırlatılması üzerine, Juncker, her iki tarafın istemesi durumunda süreç içerisinde olması gereken AB’nin  tek başına inisiyatifleri üstlenemeyeceğini ifade etti.

Juncker ayrıca “TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Kıbrıs’ın kuzeyinde nihai kararları alan kişi" olduğuna inandığını ve bunun Avrupa için “rahatsız edici” olduğunu ileri sürdü.

-"Güney sıçrama yapmaya hazır değildi"

Haravgi gazetesine göre, Juncker, 2017 yılında ilerlemenin mümkün olduğunu ve TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da öncesine göre daha olumlu duruş sergilediğini ancak esas sorununun Erdoğan ve Akıncı’nın değil, “sıçrama yapmaya” hazır olmayan adanın güneyi olduğunu ifade etti.

Çözüm umutlarının tükenmediğinden bahseden Juncker, Türk tarafının iki devlete dayalı çözüme ilişkin açıklamaları çok da ciddiye almadığını söyledi.

Politis gazetesine göre, Juncker, Kıbrıs’taki gençlerin bu soruna mesafeli olduğunu ve çözüme olan ilgilerini de kaybettiklerini ifade etti.

Juncker ayrıca 2017 yılındaki gelişmelerden duyduğu hayalı kırıklığını da dile getirmekten kaçınmadı.

-Hellim konusu

Juncker, Rum Yönetimi eski Başkanı Nikos Anastasiades ve 4. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasındaki halloumi/hellimin menşei ismi korumalı ürün (MİK-PDO) müzakerelerinde yer aldığını anımsatarak, uzun süren ve zor geçen görüşmelerin sonunda bir mutabakata varılmasından dolayı memnuniyet duyduğunu belirtti.

Kaynak: rss