Lefkoşa-Mağusa ana arteri başta olmak üzere, ada genelindeki köy içlerinde, yol kenarlarında ve refüjlerde yürütülen kontrolsüz ot ilacı (herbisit) uygulamalarının Kıbrıs’ın biyo çeşitliliği ve halk sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturduğu belirtildi.
Her Daim Doğa Dostları Grubu, Karpaz Dostları Derneği, Kıbrıs Sulak Alan Topluluğu ve KTMMOB Peyzaj Mimarları Odası ortak açıklama yayımlayarak "kimyasal temizlik" anlayışının geri dönülemez zararları olduğu uyarısında bulundu ve yetkilileri göreve davet eetti.
Açıklamada Avrupa Birliği’nin “Tarladan Sofraya” stratejisi ve “Yeşil Mutabakat” hedefleri doğrultusunda, kamusal alanlarda pestisit kullanılmaması istendi.
Ot ilacı uygulamasının halk sağlığı ve gıda güvenliğini tehlikeye attığı, yeraltı sularının kirlenmesine yol açtığı, ekosistem ve arı ölümlerine neden olduğu belirtilen açıklamada, bu uygulamanın yerel kuş türlerine ve göçmen kuşlara zarar verdiği, toprak ölümü ve erozyonu getirdiği de vurgulandı.
Ot ilacı uygulamasıyla ayrelli, ebegümeci, gafgarıt gibi bitkilerin "zehirli gıda" haline geldiği belirtilen açıklamada, “Yapılan bilimsel çalışmalar, herbisitlerin (özellikle glifosat türevlerinin) insanlarda kanser, kısırlık, böbrek yetmezliği ve nörotoksik etkiler ile doğrudan bağlantılı olduğunu kanıtlamıştır” denildi.
Herbisitlerin toprakta on yıllarca kalabildiği ve yağmur sularıyla süzülerek Kıbrıs’ın kısıtlı yeraltı su kaynaklarına karıştığı da kaydedilen açıklamada, “Bu durum, sadece bugünü değil, gelecek nesillerin su güvenliğini de tehlikeye atmaktadır” ifadeleri yer aldı.
Yol kenarlarının arılar ve kelebekler gibi tozlaştırıcılar için hayati ekolojik koridorlar olduğu ifade edilen açıklamada, ilaçlamanın bu canlıların navigasyon yeteneklerini bozduğu ve popülasyonlarını hızla yok ettiği kaydedildi.
“Birçok kuş türünü kamusal alanlarda, yol refüjlerinde veya yol kenarlarında görmek mümkündür. Yapılan ilaçlama ile buradaki bitki ve böceklerle beslenen kuşlar zarar görmektedir” denilen açıklamada, ilaçlamadan sonra yağan yağmurlar ile herbisit içeren suların sulak alanlara ulaştığı ve bunun hem sucul ekosistem ile habitatları hem de orada yaşayan canlıları olumsuz etkilediği kaydedildi.
Açıklamada, kimyasalların, topraktaki yararlı mikroorganizmaları öldürerek toprağı cansızlaştırdığına ve kök sistemleri ölen toprağın yağmurlarla birlikte süpürülerek erozyona açık hale geldiğine de dikkat çekildi.
-“Çözümün kimyasal değil mekanik mücadele”
Çözümün kimyasal değil mekanik mücadele olduğunun altı çizilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
“Yol güvenliği için bitki boyunun kontrol altına alınması bir zorunluluktur; ancak çözüm doğayı zehirlemek değildir. Avrupa Birliği’nin ‘Tarladan Sofraya’ stratejisi ve Yeşil Mutabakat hedefleri doğrultusunda, kamusal alanlarda pestisit kullanılmamalıdır.”
-Belediyelere çağrı…
Belediyelere de çağrıda bulunulan açıklamada, “Sadece yol boylarında ilaçlama yerine mekanik biçme yöntemine geçilmelidir, bunu yaparken de bitkilerin çiçek dönemini bitirmelerine, tohum üretebilmelerine müsaade edilmelidir. Çünkü birçok bitki türü artık yalnız yol kenarlarında vardır ve tohumlarını dökmeden biçilmemelidir” ifadeleri kullanıldı.
Diğer kamusal alanlarda ise kesinlikle hiçbir ilaçlama yapılmaması gerektiği vurgulanan açıklamada, “Doğal flora ile yerel halk ve doğadaki canlılar uyum içerisinde var olabilmelidir. Çünkü biyolojik çeşitliliğimiz doğal, kültürel, görsel ve turistik değerimizdir.” denildi.




