Lübnan, Irak, Suriye ve Yemen'deki silahlı devlet dışı aktörlere yapılan yatırımlar, genellikle "Gri Bölge" savaşı olarak tanımlanan bu stratejinin bir parçası oldu.

Bu ne tam ölçekli konvansiyonel bir savaş ne de bir barış haliydi.

Büyük ölçekli bir çatışmaya yol açmadan düşmanlara bedel ödeten baskı, yıpratma, tehditler ve inkar edilebilir saldırılardan oluşuyordu.

Ancak 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail, Tahran'ı "gri bölgeden" çıkarıp geri çekilme veya gerilimi tırmandırma arasında seçim yapmak zorunda kalacağı bir duruma sokmak istiyor.

Bunun için önce İran'la bağlantılı grupları hedef aldı.

Sonra da bölgedeki ve hatta İran içindeki hedeflere yönelerek bu grupların çeşitli unsurlarına saldırdı.

Bu dönemde, bölgedeki İran bağlantılı milislerden bazılarına önemli darbeler indirildi.

Bununla birlikte, bu İran müttefikleri zayıflamış olsa da tamamen ortadan kaldırılmadı.

İran'ın başlıca üç müttefiki, Lübnan'daki Hizbullah, Irak'taki Şii milisler ve Yemen'deki Husileri ele alarak ABD-İran çatışmasında ne gibi roller oynayabileceklerini değerlendirdik.

Lübnan Hizbullahı: Yıpransa da hâlâ etkili

Geçmişten beri Hizbullah, askeri kapasitesi ve füze yapma becerisi, İsrail'in kuzey sınırındaki coğrafi konumu ve yıllar boyunca Lübnan'da oynadığı siyasi ve sosyal rol syesinde Tahran'ın en önemli bölgesel kozu oldu.

Ancak Hizbullah'ın şu andaki durumu geçmişten çok farklı.

İsrail ile savaş ve güvenlik istihbaratına yönelik darbeler, Hizbullah'ın örgütsel kapasitesinin ve gücünün bir kısmını aşındırmış gibi görünüyor.

Hasan Nasrallah'ın öldürülmesi, sembolik öneminin ötesinde, bir liderlik boşluğu yarattı ve grubun karar alma ve komuta yapısının yeniden inşa edilmesini gerektirdi.

Aynı zamanda, Lübnan'ın iç durumu, ekonomik çöküş, sosyal baskı ve Şii olmayan topluluklar arasında yeni bir savaşa karşı artan isteksizlik Hizbullah'ın başka bir çatışmaya girme kabiliyetini daha da kısıtladı.

Siyah giysiler içindeki Hizbullah militanları, Katyuşa roketlerinin maketleri ve kum torbalarından yapılmış bir sığınakla birlikte geçit töreni düzenledi.

Kaynak,AFP via Getty Images

Fotoğraf altı yazısı,Hizbullah bir zamanlar derin lojistik ağlara ve geniş tedarik yollarına sahipti ancak şimdi daha sıkı gözetim ve daha yüksek risk ortamında faaliyet gösteriyor.

Beyrut'taki Carnegie Vakfı Orta Doğu Merkezi editörü Michael Young, BBC News Farsça'ya yaptığı açıklamada "Lübnan'da İran lehine yapılacak herhangi bir müdahalenin maliyeti çok yüksek olur" dedi.

"Hizbullah'ın güç dengesini değiştirme yeteneği son derece sınırlı. İzole bir konumda ve ülkedeki birçok kişi yeni bir savaşa girmeye karşı çıkıyor."

Young ayrıca, Hizbullah'ın İsrail'e karşı balistik füzeler kullanmak gibi seçeneklere başvurması halinde İsrail'in cevabının "yıkıcı" olabileceğini ve bunun Lübnan'a ağır maliyetler getirebileceğini vurguladı.

Ancak Hizbullah, İran-ABD savaşının en azından ilk günlerinde Lübnan'da topyekun bir savaşı tetikleyecek bir adım atıp, cepheye geniş çapta girmek istemeyebilir veya zaten bunu istese de yapamayabilir.

Hizbullah hâlâ sınırlı eylemler, kontrollü insansız hava aracı veya füze operasyonları yapma kapasitesine sahip olabilir.

Fakat topyekun bir savaşa girmek örgütün kendisi için varoluşsal bir tehdit oluşturabilir. Ayrıca, Lübnan'daki kalan siyasi sermayesini ciddi risk altına sokabilir.

Brüksel'deki Stimson Merkezi'nden kıdemli analist Kawa Hassan, BBC News Farsça'ya "Hizbullah'ın ABD saldırılarının İslam Cumhuriyeti'nin varlığını tehdit ettiği sonucuna varması halinde farklı bir yol seçebileceğini" söyledi ve ekledi:

"Asıl mesele İran rejiminin varoluşsal bir tehditle karşı karşıya olup olmadığı. Bana göre, ancak böyle bir algı altında kapsamlı bir müdahale gerçekleşir."

Bu değerlendirme, Hizbullah'tan bir yetkilinin 25 Şubat'ta AFP'ye yaptığı açıklamaya da yansımış gibi görünüyor.

Yetkili, örgütün ABD'nin İran'a "sınırlı" saldırılarına müdahale etmeyeceğini, ancak Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney'e herhangi bir saldırıyı kırmızı çizgi olarak değerlendireceğini söyledi.

Irak'taki Şii milisler: Daha karmaşık, daha esnek ve daha rekabetçi

Daha merkezi ve öngörülebilir bir karar alma yapısına sahip olan Hizbullah'ın aksine, Irak'taki İran yanlısı silahlı örgütler çok farklı, çok katmanlı ve bir ölçüde de birbirleriyle rekabet halinde.

Bazıları resmi veya yarı resmi yapılara (örneğin Halk Seferberlik Güçleri, PMF) entegre olurken, bazıları siyasi koalisyonlar aracılığıyla parlamentoda yer alıyor.

Bazıları da siyasi anlamda aktif olmalarına rağmen bir yandan da bağımsız silahlı kimliklerini koruyorlar.

Son yıllarda bu örgütler aynı anda iki hedefi birden izlediler: "Direniş Ekseni" olarak adlandırılan bölge içindeki rollerini korumak ve Irak siyasetindeki konumlarını güçlendirmek.

Üniformalı Halk Seferberlik Güçleri (PMF) üyeleri, dönüştürülmüş sivil araçların yanında saldırı tüfekleri ve ağır silahlar taşıyor. Adamlardan biri ağzını ve yüzünü siyah bir fularla kapatmış ve bordo bir bere takmış.

Kaynak,AFP /Getty Images

Fotoğraf altı yazısı,Hizbullah'ın aksine, Irak'taki İran yanlısı silahlı grupların merkezi yönetimi yok, çok katmanlı ve bir ölçüde de birbirleriyle rekabet halindeler.

Tahran ile bölgesel bağları sağlam kalır ve İranlı yetkililer örgütlerin liderlerini periyodik olarak ziyaret etmeye devam ederken, bazı Şii milisler giderek ülke içindeki güçlerini pekiştirmeye, Irak'ın siyasi sistemindeki konumlarını güvence altına almaya ve seçimlerdeki kazanımlarını korumaya odaklandı.

İran'la bağlantılı bir dizi grup, geçen yılki genel seçimlerde kazanımlar elde etti. Artık sadece silahlı aktörler değil, aynı zamanda Irak'ın iktidar yapısı içinde resmi oyuncular oldular.

Bu durum, parlamentodaki sandalye sayıları, hükümetteki rolleri ve kurumsal meşruiyetleri anlamında kaybedecekleri daha çok şeyleri olduğu için, İran'la herhangi bir çatışmaya girmekte isteksiz kalmalarına neden olabilir.

Ancak Hizbullah'a kıyasla, ABD'nin İran'a saldırması durumunda bazı Iraklı grupların müdahalesi daha muhtemel görünüyor çünkü Irak'taki ABD üsleri, İsrail'e kıyasla daha yakın ve daha kolay hedefler.

Ayrıca birçok farklı aktör de mevcut. Bu nedenle Irak hükümeti itidal çağrısında bulunsa bile, daha küçük ve ideolojik gruplar bağımsız hareket edebilir.

Irak'taki bir ABD üssü, yolun arkasında uzakta görülüyor. Çoğunlukla kum renginde olan üssün kulesi ve birkaç kubbesi, masmavi gökyüzüne karşı seçilebiliyor.

Kaynak,AFP via Getty Images

Fotoğraf altı yazısı,Irak'taki ABD askeri üsleri, İran'la bağlantılı milis grupları için potansiyel bir hedef olabilir.

Michael Young, Irak'taki ABD üsleri nedeniyle Irak ve Lübnan'ın durumunun farklı olduğunu ama sınırlı ve kısa vadeli bir ABD müdahalesinde Tahran'ın müttefiklerini tam olarak seferber edemeyebileceğini belirtiyor.

Kawa Hassan da bazı grupların daha önce Washington'a mesaj göndermek için kullanılan ve "daha kolay bir hedef" olarak görülen Irak Kürdistanına yönelik saldırı düzenlemesi ihtimalini gündeme getiriyor.

Dolayısıyla, en muhtemel senaryo, Irak milislerinin ihtiyatlı davranması olabilir.

İran saldırısı sonrası Dubai'de panik: İki büyük patlama
İran saldırısı sonrası Dubai'de panik: İki büyük patlama
İçeriği Görüntüle

Bazıları başlangıçta taktiksel tarafsızlık benimserken, diğerleri caydırıcı sinyaller göndermek için sınırlı, inkar edilebilir operasyonlar yapabilir. Bu da büyük ölçüde Tahran'da alınan kararlara bağlı olacak.