Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA), Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkındaki yakalama kararı başvurusunun, adaletin "kısmen de olsa gerçekleşme ihtimalinin bulunduğunu" gösterdiği değerlendirmesine yer veren bir makale yayınladı.

SETA Araştırmacısı Prof. Dr. Yücel Acer, kaleme aldığı "Netanyahu'nun Tutuklanması Talebinin Hukuki Yansımaları" adlı makalede, Han'ın başvurusu için "Bu talep gerçekleşen ve gerçekleşmeye devam eden, soykırım düzeyine ulaştığı yaygın kabul gören ağır sivil kıyımlardan sorumlu kişi olarak Netanyahu'nun yargılanması gerektiğine dair yeterince delil elde edildiğini ve yakalanması gerektiğini göstermesi bakımından özel bir öneme sahiptir." ifadesini kullandı.

- UCM'nin Filistin'de yargılama yetkisi

Acer, bir devletin UCM'yi kuran anlaşmaya taraf olmadan da bir beyanla, söz konusu suçları ülkesinde işlediği iddia edilebilecek kişilerin mahkeme tarafından yargılanmasını kabul edebileceğine işaret ederek, mahkemenin yargı yetkisinin, İsrail'in Gazze'ye Ekim 2023'ten bu yana düzenlediği saldırıları da kapsadığını kaydetti.

Netanyahu ve Gallant için talep edilen yakalama kararının kabul edilmesi durumunda ABD ve Batı ülkelerinin müttefiki olan liderler hakkında ilk kez yakalama kararı çıkacağına işaret eden Acer, İsrail ve ABD'den ara ara yapılan açıklamalarla hem şahsen Başsavcı'nın hem de soruşturmaların "itibarsızlaştırılmaya" çalışıldığını vurguladı.

İsrail, Hizbullah saldırılarına karşı gerekli kararları yakında alacaklarını duyurdu İsrail, Hizbullah saldırılarına karşı gerekli kararları yakında alacaklarını duyurdu

Başsavcı'nın mevcut delillerin "esasen somut ve yalanlanamayacak derecede birincil kaynaklardan elde edildiğini" ifade ettiğini hatırlatan Acer, "Savcı yapılan başvurunun 'bağımsız ve tarafsız bir araştırmanın sonucu' olduğunu, 'suçlayıcı ve aklayıcı delillerin eşit şekilde araştırılarak' değerlendirildiğini ve 'iddiaları gerçeklerden ayırarak ve delillere dayanarak' titizlikle hazırlandığını vurgulamaktadır." ifadelerini kullandı.

- Açlığın savaş aracı olarak kullanılması

Başvuruda, İsrail'in açlığı sistematik bir savaş aracı olarak kullandığına özel bir vurgu yapıldığına dikkati çeken Acer, şu ifadelere yer verdi:

"Açlığın bir savaş yöntemi olarak kullanılmasının yanı sıra Gazze'deki sivil nüfusa yönelik diğer saldırılar ve toplu cezalandırmanın etkilerinin 'akut, görünür ve yaygın' olarak bilindiğini ve bu durumun yerel ve uluslararası dahil olmak üzere Savcılık Ofisinin görüştüğü çok sayıda tıp doktoru ve diğer tanıklar tarafından da doğrulandığı vurgulanmıştır."

Acer, Başsavcı'nın, İsrail'in sivillere yönelik saldırılarını "yaygın ve sistematik saldırılar" olarak nitelemesinin önemli olduğunu aktararak, şu değerlendirmede bulundu:

"Bir silahlı çatışmada sivillere münferit saldırılarla zarar verilmesi ya da dikkatsizlik ve özensizlikle sivillerin ölümüne yol açılması yahut belirli türden yasak silahların kullanılması gibi eylemler, savaş suçları oluştururken bu eylemlerin yaygın ve sistematik olarak gerçekleştirilmesi ise insanlığa karşı suçlara hatta daha da ötesinde soykırım suçuna işaret eden eylemler olarak değerlendirilmektedir."

Başsavcı'nın talebindeki "en önemli eksikliği" Netanyahu ve Gallant'a yöneltilen suçlamalar arasında soykırım suçlamasının bulunmaması olarak nitelendiren Acer, "Bunlara yöneltilen suçlamalar arasında özellikle sivillere yönelik saldırıların yaygın ve sistematik olduğu belirtilirken bunun aslında soykırım olarak da değerlendirilebileceğinin bir savcı tarafından atlanmaması gerekirdi." tespitini yaptı.

Acer, Başsavcı'nın talebinde olumsuz kabul edilmesi gereken başka hususun ise Hamas'a da insanlığa karşı suç isnadının yapılması olduğunu vurgulayarak, "Hamas’ın eylemlerinin İsrail'in sivillere yönelik saldırılarıyla karşılaştırıldığında sistematik olmaktan uzak ve esasen olsa olsa savaş suçları sayılacak münferit suçlar olabileceği açıktır. Hamas'ın İsrailli sivillere yaygın ve sistematik saldırılar gerçekleştirdiğine dair ikna edici deliller bulmak zor gözükmektedir." ifadelerini kullandı.

- Adaletin "kısmen de olsa gerçekleşme" ihtimali

Acer, Netanyahu hakkında yakalama kararının çıkma ihtimalinin dahi büyük öneme haiz olduğunu ve adaletin "kısmen de olsa gerçekleşme ihtimalinin bulunduğunu" gösterdiğini belirtti.

Başsavcı'nın değerlendirmelerinin geleceğe yönelik "umut ışığı" yaktığını vurgulayan Acer, "Savcının ayrıca yeterli deliller elde edildikçe yakalama emri için yeni başvurularda bulunmaktan çekinmeyeceğini vurguladığını da görüyoruz." görüşünü aktardı.

Esas sorunun hakkında yakalama kararları çıkması durumunda Netanyahu ve Gallant'ın gerçekten yakalanıp mahkemeye teslim edilmesi iradesinin gösterilip gösterilmeyeceği olduğunun altını çizen Acer, "Korkulan odur ki, hakkında yakalama kararı çıkabilecek Filistinlilerin birileri tarafından mahkemeye teslim edilebileceği, ancak İsrailli liderlere dokunulmayacağı endişesidir." değerlendirmesini yaptı.

Acer, UCM'nin kararlarının uygulanması konusunda devletlerin dayanışma ve işbirliğinin önemine işaret ederek, AB'ye üye bütün ülkelerin UCM'nin kurucu anlaşmasını onayladıklarını hatırlattı.

Kaynak: rss