Son günlerde küçükbaş karkas et ithalatı talepleri etrafında yürütülen tartışmalar, hayvancılık sektöründeki krizi daha da derinleştiriyor. Hayvan Üreticileri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Çetereisi, kasapların kâr oranlarındaki memnuniyetsizliği hayvancılara yüklediğini, bunun ise hem gerçeği yansıtmadığını hem de sektör için yıkıcı bir algı oluşturduğunu vurguladı.
“CANLI FİYAT AYNI, SATIŞ FİYATI NEDEN FARKLI?”
Çetereisi, Kuzey ve Güney Kıbrıs’ta canlı kuzu fiyatlarının neredeyse aynı olduğunu hatırlatarak temel sorunun kasapların satış fiyatlarında ortaya çıkan büyük fark olduğunu söyledi. “Eğer canlı fiyatı aynıysa kasaplar neden Güney’deki gibi fiyatlandırma yapmıyor? Bunun yanıtı hayvancıda değil, sistemdeki yanlışlardadır,” dedi.
ÜRETİCİNİN MALİYET YÜKÜ KATLANARAK ARTTI
Hayvancının son bir yılda görülmemiş maliyet artışlarıyla karşı karşıya kaldığını belirten Çetereisi, ocak ayında arpa fiyatının yüzde 41 yükseldiğini, suya yüzde 34 zam geldiğini, balya ve saman fiyatlarında yüzde 200’e varan artış yaşandığını, ayrıca asgari ücretin yüzde 19 arttığını hatırlattı.
Tüm bu gelişmelere rağmen canlı kuzu fiyatının neredeyse yerinde saydığını söyleyen Çetereisi, “Üretici artan maliyeti fiyatına yansıtamamış, zararına üretim noktasına gelmiştir” ifadelerini kullandı.
“ASIL SORUN ARACILIK SİSTEMİ VE DENETİMSİZLİK”
Çetereisi, et fiyatlarının yükselmesinden hayvancının sorumlu tutulmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, ülkedeki aracılık düzenine dikkat çekti. Kuuzun çiftlikten sofraya ulaşana kadar en az üç kez el değiştirdiğini ifade eden Çetereisi, “Her el değişiminde eklenen kâr ne üreticiye yarıyor ne tüketiciyi koruyor. Zincirde herkes kazanıyor gibi görünse de hayvancı eziliyor, halk ise pahalı ete mahkûm ediliyor” dedi.
Kasapların büyük bölümünün hayvanı doğrudan çiftlikten almak yerine aracılardan “hazır bekler” fiyatına satın aldığını belirten Çetereisi, denetimsizliğin bu sistemi daha da güçlendirdiğini söyledi.
“YANLIŞ TARIM POLİTİKALARININ BEDELİNİ SEKTÖR ÖDÜYOR”
Çetereisi, yıllardır sürdürülen plansız ve yanlış tarım politikalarının hayvancılığı bitirme noktasına getirdiğini belirterek, yem üretiminin desteklenmediğini, girdi maliyetlerinin kontrol altına alınmadığını ve aracılık sisteminin güçlendirildiğini ifade etti.
Küçükbaş hayvancılığın ciddi darbe aldığını ve küçükbaş süt üretiminin azalmasının Hellim PDO’nun geleceğini dahi riske attığını söyleyen Çetereisi, “Üretimin sürdürülemediği bir ülkede ne etten ne sütten ne de yerli ürünlerden söz edilebilir” dedi.
“KARKAS ET İTHALATI ÇÖZÜM DEĞİL, SEKTÖRÜ YOK EDER”
Karkas et ithalatının kısa vadeli bir rahatlama gibi görünse de uzun vadede sektörü tamamen bitireceğini vurgulayan Çetereisi, “Bugün ithalatla ucuzluk sağladığını sananlar, yarın ülkede bir tek kuzu bile bulamayacak. Fiyatlar ne kasapta ne restoranda düşecek. Bu adım sadece dışa bağımlılığı artırır” açıklamasında bulundu.
“ÇÖZÜM ÜRETİCİYİ KORUYAN POLİTİKALARDIR”
Çetereisi, çözümün açık olduğunu belirterek, üretici–kasap–tüketici zincirinin kısaltılması, sistemin denetlenmesi, yem, su ve enerji maliyetlerinin düşürülmesi gerektiğini söyledi. Hayvancının ithalatla değil üretimi destekleyen politikalarla korunması gerektiğini vurgulayan Çetereisi, sözlerini şöyle tamamladı:
“Hayvancı biterse et de biter, süt de biter, hellim de biter. Bu ülkenin gıda güvencesi hayvan üreticisinin ayakta kalmasına bağlıdır.”



