Evrim Kamalı

Kıbrıs Manşet Özel Haber

İş insanı Tekin Arhun ve Turizm Bakanlığı eski Turizm Planlama Müdürü Turgut Muslu’nun, Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün başlayan davasına bugün de devam edildi, savunma avukatları ve tanıklar arasında ilginç diyaloglar yaşandı

Savcılık iki tanık daha dinletti

Savı Mustafa İldeniz bugün Mahkemede iki tanık birden dinletti. Tanıkları hem Savcılık hem de savunma avukatları sorguladı.

Tanıklardan ilki; polis çavuşu Emre Daşkan’dı. 18 yıllık polis olan Daşkan, Polis Genel Müdürlüğü’ne bağlı Adli Şube’de görev yaptığını ve davaya konu ola EBİ raporlarındaki parmak izlerini inceleyen uzman polis olduğunu belirtti.

Daşkan mahkemede verdiği şahadetinde; biri orijinal ve EBİ tarafından hazırlanmış diğeri ise Tekin Arhun ve Yılmaz Cefa tarafından sahtelenmiş olduğu ileri sürülen iki ayrı raporun sayfalarındaki parmak izlerinin; Tekin Arhun ve Yılmaz Cefa’ya ait olduğunu tesit ettiğini söyledi.

Toplamda 58 parmak izi tespit ettiğini, bunları raporladığını ve CD’ye de fotoğraflarıyla aktardığını belirten tanık Daşkan’ın hazırladığı rapor ve CD Savcılık tarafından Mahkemeye emare olarak sunuldu.

Parmak izi tespitlerinin görsel inceleme ve bazı kimyasal yöntemlerle yapıldığını belirten Daşkan, raporların kendisine gelmeden önce “sahteleme” konusuyla ilgili incelemeden geçtiğini, sonrasında kendisine geldiğini ve inceleme yaptığını aktardı.

Parmak izleri raporu

Savunma avukatlarının Daşkan’ı sorgulamasına geçildiğinde; Avukat Süleyman Dolmacı; incelenmek üzere kendisine dosyalar verildiğinde herhangi bir bilgi verilip verilmediğini sordu, Daşkan ise bilgi verilmediğini kaydetti.

Daşkan Dolmacı’nın, “Yarın öbür gün bu dosya bir daha incelense ve ‘Başka parmak izleri de var denilebilir mi?” sorusuna ise “Evet” yanıtını verdi.

Çınar: Mahkeme kime inanacak?

Dolmacı’dan sonra tanığı savunma avukatlarından Serhan Çınar sorguladı. Çınar Daşkan’a parmak izi incelemesi yaparken, bir izin alınan diğer parmak izine benzeyip benzemediğine mi bakıldığını sordu.

Daşkan, “Hayır, biz kesin bir cevap veririz. Benziyor değil, ‘odur’ ya da ‘değildir’ tespitinde bulunuruz” dedi.

Parmak izinin kesin tespitinde 13 kriter kullandıklarını belirten Daşkan Çınar’ın, “Bunları Mahkemeye sunabilir misiniz?” sorusuna ise “Hayır, bunlar mikroskobik incelemelerdir” cevabını verdi.

Bunun üzerine Çınar, Mahkemenin karar verebilmesi için bunları görmesi gerektiğini, başka bir uzamanın Mahkemeye gelip başka bir şahadet vermesi durumunda Mahkemenin kime inanacağını sorguladı, tanık Daşkan buna “Haklısınız” yorumunda bulundu.

“Şu an Mahkemenin önünde bu sonuçların doğruluğunu görebileceğimiz bir ispat yoktur”

Parmak izlerinin belli kategorilere ayrıldığını ve Tekin Arhun, Turgut Muslu ve Yılmaz Cefa’nın parmak izlerinin hangi kategoriye girdiğini soran Çınar, bir başka uzman olan Prof Dr. Faruk Aşıcıoğlu’nun bir makalesinde farklı yorumlarda bulunduğunu söyledi.

Tanık Daşkan kategorileri şu an söyleyemeyeceğini, hepsinin sistemde kayıtlı olduğunu belirtti.

Çınar, bilgisayardaki bir algoritmanın bu izleri eşleştirdiğini ve yanılma payını sorduğunda ise tanık Daşkan, parmak izi uzmanının bilgisayarın belirlediği izleri mikroskop altında incelediğini ve son kararı da uzmanın verdiğini kaydetti.

Çınar, “Ben iddia eder ve derim ki; şu an Mahkemenin önünde bu sonuçların doğruluğunu görebileceğimiz bir ispat yoktur” iddiasına Daşkan, “Şu an yok” yanıtını verdi.

“Rapor size gelmeden kimlerin elinde dolaştı?”

Çınar, uzman polis Daşkan’ın 12 Haziran’da teslim ettiği sonuç raporuna konu belgenin “sahteleme yapıldığı” söylenen 3. ve 4. sayfalarında ilgili kişilerin parmak izlerinin olup olmadığını sorması üzerine “Hayır, yok” cevabını verdi.

Çınar ayrıca, ilgili raporun tahkikat memuruna teslim edildiğine dair tutanağın da Mahkemeye getirilmediğini belirtti.

Kaçaklar yargı önüne getirildi! Kaçaklar yargı önüne getirildi!

Çınar Daşkan’a, ilgili raporun kendisine ulamadan kimlerin elinde dolaştığını sorması üzerine bunu bilemeyeceği yanıtını verdi.

İkinci tanık olarak Polis Gülhan Menteş dinlendi

Mahkemede Savcılık ikinci tanık olarak ise İnceleme Uzmanı Polis Müfettiş Muavini Gülhan Menteş’i dinletti.

Menteş, ilgili iki raporla ilgili yaptığı incelemenin sonuç raporunu Mahkemeye sundu, rapor emare olarak kaydedildi.

Menteş ilgili inceleme talebinin kendisine 19.03.2014 tarihindeki bir yazıyla geldiğini, 3.4.2014’te de incelemesini bitirip raporunu tahkikat memuruna teslim ettiğini belirtti.

İnceleme sonucu iki raporda baskı tekniği açısından farklılıklar tesit ettiğini ve iki farklı yazıcıdan çıktığının tespitini yaptığını anlatan Menteş, incelemeleri teknik cihaz ve mikroskop yardımıyla yaptığını kaydetti.

Belgelerin kendisine, parmak izi incelemesinden sonra geldiğini ve kendisinden sonra parmak izi incelemesine gidecek olduğunu bilmesinden dolayı da inceleme sırasında eldiven kullandığını aktaran Menteş’i sonrasında savunma avukatları sorguladı.

Dolmacı: Evraklar verilirken ‘bu orijinaldir, bu da sahtedir’ diyerek verildi

Avukat Süleyman Dolmacı Menteş’e, talep yazısını ve ilgili raporları kimden teslim aldığını sordu, Menteş bu soruya, “Hatırlamıyorum” yanıtını verdi.

Dolmacı, “Bu evraklar size verilirken ‘bu orijinaldir, bu da sahtedir’ diyerek mi verildi?” sorusuna Menteş, “Evet söylendi. Ben de fotokopi olmadığının tespitini yaptım” dedi.

Dolmacı tanık Menteş’e, ilgili raporların hangi yazıcılardan çıktığının tespitinin yapılıp yapılmadığını sorduğunda ise Menteş, “bu konuda bilgisi olmadığı” yanıtını verirken, eğer ilgili şirketten ve şüphelenilen şahıslardan alınan yazıcılarının kendisine verilmesi durumunda bunların tespitini yapıp yapamayacağını sordu.

Menteş bu soruya, “Eğer yazıcılar getirilseydi, hangi raporun ya da kâğıdın hangi yazıcıdan çıktığının tespitini yapabilirdim” cevabını verdi.

Çınar: Bu direkt bir yönlendirmedir

Savunma avukatlarından Serhan Çınar ise tanığı sorgulamasında, raporların verilirken, “Bu orijinal bu da sahte olan” denmesinin, direkt bir yönlendirme olduğunu ve incelemenin de buna göre yapıldığını savundu.

Menteş, incelemesini 3 Nisan 214 tarihinde bitirip raporunu tahkikat memuruna teslim ettiğini belirtti.

Bunun üzerinde savunma avukatı Çınar, bununla ilgili tutanak sunmayan Menteş’in raporunu tahkikat memuruna değil 7 Nisan’da dönemin PGM Müdürü Pervin Gürler’e teslim ettiği iddiasını ortaya koydu ve ilgili teslim tutanağını da TANITMA olarak Mahkemeye sundu.

Menteş, “O dönem öyle bir uygulama yapılıyordu” cevabını verdi.

“Bir rapordan rakam diğer rapordan harf alarak karşılaştırma yapıldı”

Çınar Menteş’e bir uzman olarak raporlarının başka kişiler tarafından okunur şekilde olması gerektiğini ancak nasıl inceleme yaptığına dair ispatları Mahkemeye sunamadığını söylemesi üzerine; “Benden ne istendiyse onu inceledim ve aktardım” dedi.

Çınar’ın, iki raporu karşılaştırırken, bir rapordan rakam ya da sayı diğer rapordan da kelime ya da harf alarak inceleme yaptığını, bunun yanıltıcı olduğunu, bir rapordan aldığı rakam ya da sayıyı 10x büyütürken, diğerinden aldığı yazı ya da harfi daha başka boyutta büyüttüğünü ancak bunların eşit olması gerektiğini savundu.

Bunun üzerine tanık polis Gülhan Menteş, “Büyütme yaparken, benim net olarak görebileceğim şekilde büyüttüm. Çünkü bazı yazılar daha büyük bazıları daha küçüktü. Aynı oranda büyütürsem biri okunamazdı” dedi.

Çınar ise karşılaştırmalı belge incelemesinde esasın; yazının yazıyla, rakamın da rakamla karşılaştırılması olduğunu belirtti.

“Sahte olduğu söylenen raporun sayfaları arasında karşılaştırma yapılmadı. Hangi rapor sahte hangisi orijinal nasıl tespit edildi?”

Çınar, “Emare 1 (orijinal denilen rapor) ve Emare 3 (sahtelenmiş denilen rapor) hangi yazı karakteriyle yazıldı, farklılıklar var mı, yazı boyutlarını karşılaştırdınız mı?” diye sordu.

Menteş bu sorulara, “Bunları incelemedim, ben sadece print mı yoksa fotokopi mi olup olmadığına baktım, yazı karakterlerini de bilmiyorum ancak punto ölçüleri aynı” yanıtını verdi.

Menteş, “Bazı sayfaları değiştirilmiş” olduğu söylenen Emare 3 raporu kendi içinde araştırdınız mı? Sayfaları birbiriyle karşılaştırdınız mı?” sorusuna ise “Ben sadece baskı tekniği ile ilgili inceleme yaptım” dedi.

Avukat Serhan Çınar, bir uzman olarak bazı sayfaları sahtelenmiş olduğu söylenen bir raporu nasıl olur da kendi içinde incelemediğini sorduğu Menteş, kendisinden böyle bir talep istenmediği söyledi.

Çınar ise talep yazısında herhangi bir inceleme sınırı olmadığından dem vurarak, bunu neden yapmadığı sorusunu tekrarladı.

Menteş ise bu soruya, kendisinin ve tahkikat memurunun amiri konumunda olan bir başka polis tarafından gelen talebi yapmak zorunda olmadığını, talep yazısının belli bir kalıp olduğunu ve bu yazı geldiğinde tahkikat memurunu arayıp ne istediğini sorduğunu ve ona göre inceleme yaptığını aktardı.

Menteş herhangi bir fiziksel inceleme de yapmadığını söyleyerek, bunun da kendisinden talep edilmediğini gerekçe gösterdi.

Tutuklu yargılanmaya devam edilecek

Tanık sorgulamalarının sonunda savunma avukatları bir kez daha tutuksuz yargılama talep etti ancak Füsun Cemaller Bakanlığındaki, Kıdemli Yargıç Vedia B. Barkın ve Yargıç Tutku Candaş’tan oluşan Ağır Ceza heyeti kararlarını değiştirecek herhangi bir argüman olmadığını belirterek tutuklu yargılamaya devam edilmesine hükmetti.

Dava görüşülmek üzere 29 Nisan Pazartesi gününe ertelendi.

Neler olmuştu?

Arhun ve Muslu ne ile suçlanıyor? Dava ne zaman başladı?

Arhun ve Muslu; 05.12.2013-13.12.2013 tarihleri arasında, iddia makamınca tespit edilemeyen bir günde; 08.06.2005 tarihli ve 339/2005 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla, “KKTC Bafra Turizm Yatırım Bölgesi Pis Su Artırma ve Kanalizasyon İnşaatı Projesi” için müşavir firma olarak atanan Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ne (ODTÜ) bağlı Türkiyeli firma EBİ’nin hazırladığı aylık çalışma raporlarından; 05.06.2006-07.07.2006 dönemine ait raporun bazı sayfalarında sahteleme yapmakla itham ediliyor.

Tekin Arhun’un sahibi olduğu C&T Construction şirketiyle Kaskon LTD arasında Lefkoşa Kaza Mahkemesi’nde açılan aynı projeyle ilgili hukuk davasında (4354/2008 sayılı); 2014 yılında Arhun tarafından emare olarak sunulan rapor; Kaskon LTD tarafından “sahtelenmiş” olduğu gerekçesiyle o dönem polise şikâyet edilmişti.

2014 yılında başlayan süreç; tam 7 yıl sürümcemede kalmış, polis ve Savcılık tarafından dava 2021 yılında açılmış ve 2022 yılında da dosya Ağır Ceza’ya havale edilmişti. Davanın görüşülmesine 25 Nisan’da başlandı.