Birleşik Krallık'ta (BK) bitki bazlı gıda ve içecekleri inceleyen araştırmacılar, süpermarketlerde satılan yüzlerce üründe mikotoksinlerin "yaygın" biçimde bulunduğunu tespit etti.
Hamburger için et ve süt ürünü ikameleri, vejetaryen tavuk parçaları ve vegan sosislerin yanı sıra yulaf, badem ve soya bazlı sütler dahil test ettikleri 212 ürünün her birinde, 19 farklı mikotoksin türünden en az biri saptandı.
Doğal yolla oluşan ve mantarlar tarafından üretilen zehirli bileşikler olan mikotoksinler, düşük miktarlarda çok az risk yaratıyor. Ancak araştırmacılar, büyük ölçüde et ve süt ürünü ikamelerinden oluşan bir beslenme biçiminin "mikotoksinlerin birikmesine yol açabileceği ve uygun şekilde kontrol edilmezse sağlık sorunlarına neden olabileceği" uyarısında bulunuyor.
Hakemli dergi Food Control'da yayımlanan araştırmayı yürüten ekip, "Mikotoksin maruziyeti çok ciddi vakalarda karaciğer ve böbrek hasarı, bağışıklık sisteminin baskılanması ve kanser gibi sağlık sorunlarına yol açabilir" diyor.
Mikotoksinlerin bitki bazlı gıdalarda düzenli olarak saptanmasının nedeni, bunların üretiminde kullanılan tahıllar, baklagiller ve tohumlar gibi ham maddelerin yetiştirme ve depolama sırasında küflenmeye maruz kalabilmesi.
İtalya'daki Parma Üniversitesi ve Bedford'daki Cranfield Üniversitesi akademisyenlerinden oluşan araştırma ekibi, bitki bazlı alternatif gıdaların tamamında çeşitli mikotoksinler saptasa da test ettikleri BK menşeli gıdalardaki mikotoksin seviyelerinin AB kılavuzunda önerilen seviyelerin altında olduğunu belirtiyor. Ekip bu durumun "BK gıda endüstrisinin yüksek kalite standartlarını" yansıttığını söylüyor.
Araştırma, süt ve et yerine bitki bazlı alternatifler tüketmenin keskin bir artış gösterdiğini ancak insanların tam olarak ne yediği ve bunun olası sağlık etkilerine dair araştırmaların bu artışa ayak uyduramadığını vurguluyor.
Ekip, "Avrupa'daki bitki bazlı ürün pazarı son yıllarda benzeri görülmemiş bir büyüme kaydetti" diyerek ekliyor:
Bitki bazlı ürün tüketiminin artmasının çevre ve beslenme açısından faydaları iyi bilinmekle birlikte, güvenlik değerlendirmelerinde, özellikle de düzenlemeye tabi olmayan potansiyel kirleticilerin varlığına ilişkin hâlâ eksiklikler var.
[Bitki bazlı et alternatifleri] ve [bitki bazlı içeceklerdeki] mikotoksin yaygınlığını araştıran çok az sayıda çalışma yapıldığından, bitkisel gıdalarda mikotoksin oluşumu hakkında hâlâ net bir tablo yok.
Cranfield Üniversitesi'nde mikoloji alanında kıdemli öğretim görevlisi olan Andrea Patriarca "Mikotoksinler gıdalarda doğal olarak bulunur ve tamamen önlenemez. Tüketiciler olarak korkmamalı ve çeşit çeşit ürünün tadını çıkarmaktan çekinmemeliyiz" diyor.
Ancak şu anda mikotoksinleri denetlemeye yönelik yerleşik bir düzenleme bulunmadığından, yeni gıdalar piyasaya girdiğinde önemli bir endişe ortaya çıkıyor. Araştırmamızdan elde edilen veriler, gıda güvenliği kuruluşlarının özellikle çok bileşenli karmaşık ürünlerin risklerini değerlendirmesine yardımcı oluyor.
Patriarca "Şu anda Parma Üniversitesi'yle işbirliği içinde farklı beslenme alışkanlıklarına göre toplumun karşı karşıya olduğu riskleri değerlendiriyoruz. Amacımız, politika yapıcılara öneriler sunmak ve hassas tüketici gruplarının farkındalığını artırmak" diye ekliyor.





