Guterres, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kendisine takdim edilen Atatürk Uluslararası Barış Ödülü töreninde konuştu.
Sözlerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Türkiye hükümetine ve Türk halkına teşekkür ederek başlayan BM Genel Sekreteri, ödülün çok büyük ızdıraplar, çatışmalar, giderek derinleşen jeopolitik bölünmelerin olduğu bir dönemde geldiğini söyledi.
Küresel işbirliğine olan güvenin azaldığını aktaran Guterres, ödülün barışın "soylu bir vizyonun ötesinde bir şey olduğunu" gösterdiğini belirtti.
BM Genel Sekreteri, "Barış bir toplanma çağrısıdır. Eyleme çağrıdır. Ben bu ödülü kabul etmekten onur duyuyorum." diyerek ödülü adlarına kabul ettiği BM çalışanlarının adanmışlıkla birlikte sürdürülebilir kalkınmaya ve insan haklarına tüm dünyada katkıda bulunmaya çalıştığını ifade etti.
- "Ödül, Gazze'de hayatını kaybeden BM çalışanlarını onurlandırdı"
Dünyanın en zorlu yerlerinde insani yardım faaliyetleri yaptıklarını ve barış gücü olarak çalıştıklarını aktaran Guterres, ödülün aynı zamanda başta Gazze olmak üzere hayatını kaybeden BM personeline verildiğini vurguladı.
Guterres, "Bu ödülün anlamı Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatı ve mirasından ayrı düşünülemez. Zorluklarla ve gösterdiği liderlikle Atatürk, barışın şans eseri ortaya çıkmadığını anlamıştır. Barış bir tercihtir. Barış, sosyal uyum içerisinde yer alan ve uluslararası işbirliğiyle gelişen bir tercihtir." şeklinde konuştu.
BM Genel Sekreteri, Atatürk'ün "Yurtta barış, dünyada barış" sözünü anımsatarak bunun aynı zamanda BM Şartının ruhunu da çok iyi yansıttığını belirtti.
Atatürk'ün toplumsal ilerlemeye, eşitliğe ve refaha kendini adamış olması ve bu konudaki çalışmalarının BM misyonu içinde kendisini bulduğunu kaydeden Guterres, bu mirasın Türk halkı aracılığıyla yaşamaya devam ettiğini vurguladı.
Guterres, bu nedenle ramazan ayında Türkiye'de olduğuna işaret ederek, BM'de görev süresi boyunca bu ayda Müslüman toplumları ziyaret ettiğini ve iftar yaptığının altını çizdi.
Bu ziyaretlerin kendisine ve dünyaya İslam'ın gerçek ruhunu hatırlatan ziyaretler olduğunu vurgulayan Guterres, " (Türkiye ziyaretinin sebebi) Türk halkının olağanüstü ve yüce gönüllü ruhuna da dikkat çekmek için geldim." ifadesini kullandı.
Guterres, "Daha önce eşi benzeri görülmemiş bir yerinden etme durumunda Türkiye kapılarını açtı ve milyonlarca insan şiddetten ve zulümden Türkiye'ye kaçtı." değerlendirmesinde bulundu.
Genel Sekreter Guterres, BM Mülteciler Yüksek Komiseri olarak çalıştığı 10 yıl boyunca, hiçbir ülkenin mültecilere Türkiye'nin sağladığı kadar güvenli bir geçiş sağlamadığını vurguladı.
2023'te meydana gelen depremlerin ardından Suriye'de Türk ve BM ekiplerinin beraber çalıştığına işaret eden Guterres, Türkiye'nin Karadeniz Tahıl Girişimi'nde gösterdiği liderliğe de dikkati çekti.
- Türkiye'nin Gazze'deki ara buluculuk faaliyetleri
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın Sıfır Atık inisiyatifi kapsamında yapmış olduğu çabaları desteklediğini kaydeden BM Genel Sekreteri, bu yılın sonunda COP31'in Türkiye'de yapılacağını anımsattı.
Guterres, Türkiye'nin Filistin halkının hakları ve onuru için yaptığı çalışmalara işaret ederek, Ankara'nın, Gazze'deki ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılmasındaki arabuluculuk faaliyetlerine dikkati çekti.
Gazze'de Filistinlilerin yaşadıkları acıya vurgu yapan Guterres,"İnsani yardımla ilgili çok fazla kısıtlama var. Aynı zamanda Batı Şeria'da yerleşimcilerin faaliyetlerinin arttığını görüyoruz." dedi.
- ABD ve İsrail'in, İran'a saldırıları
Guterres, İsrail'in, Filistin'e uyguladığı işgalin son bulması, Filistinli esirlerin serbest bırakılması ve uluslararası hukuka saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.
Filistin ve İsrail'in güvenlik, huzur ve onur içerisinde yan yana yaşadığı iki devletli çözümü desteklediklerini belirten Guterres, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dünyada çok fazla barıştan konuşuluyor ama çok az barış görüyoruz. Uluslararası hukuk çiğneniyor, güç siyaseti güç kazanıyor, eşitsizlikler büyüyor, yapay zeka dahil olmak üzere yeni teknolojiler şiddet riskini artırıyor, aynı zamanda askeri harcamalar çok arttı. Bütün bunlar olurken siviller hep bedel ödüyor, ölü sayıları artıyor. Toplumların ve insanların yaşamları yıkılıyor. Orta Doğu'daki kriz bunun en trajik örneği."
BM Genel Sekreteri, ABD ve İsrail'in başlattığı saldırıların hem İran'ı hem de birçok ülkeyi etkilediğini aktararak, bölgenin kırılma noktasına sürüklendiğine dikkati çekti.
Bölgedeki saldırılar nedeniyle ticaretin kesintiye uğradığına, enerji fiyatlarının arttığına ve istikrarsızlaşmanın başladığına işaret eden Guterres, bu durumdan en çok yoksul ve ihtiyaç sahibi insanların etkilendiğini anımsattı.
Diyalog ve gerginliğin azaltılmasının tek çıkış yolu olduğunu vurgulayan Guterres, tüm taraflara düşmanlıklarından vazgeçip, uluslararası hukuk uyarınca sivilleri koruma ve bir an önce müzakere masasına geri dönme çağrısında bulundu.
BM Genel Sekreteri, söz konusu ödülü almaktan onur duyduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkürlerini sundu.



