Dünya

KIRIM’IN DURUMU BALTIK ÜLKELERİNİ ENDİŞELENDİRİYOR

Rusya'nın, Rus nüfusunu gerekçe göstererek Ukrayna'nın Kırım Özerk Cumhuriyeti'ni topraklarına katması, bu ülke ile tarihsel sorunları olan ve yoğun bir Rus nüfusu barındıran Baltık ülkelerini daha çok endişelendiriyor.

 Rusya'nın, Rus nüfusunu gerekçe göstererek Ukrayna'nın Kırım Özerk Cumhuriyeti'ni topraklarına katması, bu ülke ile tarihsel sorunları olan ve yoğun bir Rus nüfusu barındıran Baltık ülkelerini daha çok endişelendiriyor.

Litvanya'nın başkenti Vilnius'ta 28-29 Kasım 2013 tarihinde yapılan Avrupa Birliği (AB)-Doğu Ortaklığı Zirvesi'nde, AB ile müzakere ettiği Ortaklık Anlaşması'nı imzalamaktan vazgeçen Ukrayna'nın eski Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç'in Kiev'de başlayan gösteriler sonucunda görevinden uzaklaştırılması üzerine Rusya, Ukrayna krizine somut olarak müdahil olmuştu.

Bu gelişmeler üzerine yoğun Rus nüfusunun bulunduğu Kırım Özerk Cumhuriyeti'nde bulunan üslerden çıkan Rus askerleri, çeşitli müdahalelerde bulunmuş, sonrasında Kırım Meclisi'nin kararı ve referandumdan çıkan Rusya'ya bağlanma kararı üzerine Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kırım Özerk Cumhuriyeti'ni Rusya'ya bağlayan imzayı atmıştı.

Daha önce AB-Ukrayna Ortaklık Anlaşması imzalanmasının felaketlere yol açağı uyarısında bulunan Rusya'nın baskısıyla o tarihte gerçekleşmeyen anlaşmanın siyasi kısmı, 21 Mart 2014 tarihinde Brüksel'de Ukrayna'nın geçici yönetimiyle imzalandı.

Petrol ve doğalgaz ihracatçısı Norveç, enerjide kendine yetebilen Danimarka ve İngiltere gibi istisnalar dışında neredeyse tüm Avrupa ülkelerinin petrol ve doğalgaz konusunda Rusya'ya bağımlı olmasına ve başta Almanya olmak üzere Rusya ile yoğun ekonomik ilişkilere sahip olmalarına rağmen Avrupa Birliği, kendisiyle hareket eden ülkelere yönelik tehdidi görmezden gelemeyerek yaptırım kararlarına yönelmiş bulunuyor.

AB-Ukrayna Ortaklık Anlaşması için daha önce felaketler doğuracağı tehdidinde bulunan Rusya'nın ise bu anlaşmadan sonra 2008 yılındaki Gürcistan ile savaşta durduğu gibi mi duracağı yoksa Kırım örneğinde olduğu gibi Rus nüfusunun yaşadığı AB ve NATO'ya angaje diğer Doğu Avrupa ülkelerine somut tehditlere yönelip yönelmeyeceği merakla bekleniyor.

RUSYA NEREDE DURACAK?

Rusya'nın sergilediği tavır ve soydaşlarını koruma adına müdahaleye girişmesi, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Rusya sınırlarının dışında kalan yaklaşık 30 milyon Rus'un bulunduğu çevre ülkelerin hepsinde aynı kaygıları yaratsa da Vilnius'taki zirvede AB ile ortaklık anlaşması imzalayan Moldova ve Baltık ülkeleri Litvanya, Letonya ve Estonya, tarihsel olarak Rusya ile yaşadıkları sorunlar, sahip oldukları Rus nüfusu ve bu nüfusla yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle gelişmelerden birinci derecede kaygı duyuyor.

BALTIK ÜLKELERİ VE RUS NÜFUSU

Rusya ile tarihsel sorunları ve kaygıları bulunan Baltık Denizi kıyısındaki üç ülkeden en kuzeyde yer alan Estonya, 45 bin kilometrekare alan ve 1,5 milyondan az nüfusa sahip. Letonya 2 milyon nüfus ve 64 bin kilometrekare yüzölçümüyle üç Baltık ülkesinin ortancası, en güneydeki 65 bin kilometrekare yüzölçümüne sahip Litvanya'nın ise 3 milyon nüfusu bulunuyor.

Tarihte Danimarka, İsveç, Polonya ve Rusya tarafından işgal edilen ve 17. yüzyıldan itibaren Rus baskısını sürekli hisseden Baltık ülkeleri, İkinci Dünya Savaşı'nda Sovyetler Birliği tarafından işgal edilmeleriyle Rus nüfusları sürekli arttı. Stratejik olarak Rus nüfusu yerleştirmesi yapılan bu ülkelerden Litvanya yüzde 6 ile en az Rus nüfusuna sahip ancak Letonya ve Estonya nüfusunun dörtte biri Rus ve bazı bölgelerde Rus nüfusu yüzde 50'yi aşıyor. Letonya, AB üyeliği sonrasında yaşanan göçlerle ciddi bir nüfus problemi yaşıyor. Nüfusu 2 milyonu geçmeyen kendi ülkelerinde neredeyse azınlık durumuna gelen Letonlar, bu durumun da etkisiyle Ruslara karşı milliyetçi bir tavır takınıyor.

Tarihte yaşadıkları Rus baskısına karşı adeta "alerji geliştiren" Letonya ve Estonya, Rus nüfusuna vatandaşlık için kendi dillerini konuşabilmelerini dayatmaları karşısında ayrımcılık iddialarıyla karşılaşıyor. Bu ülkelerde doğup büyüyen fakat nüfus yoğunluğunun verdiği rahatlıkla Estonca ve Letoncayı konuşmayan Ruslar ise yönetimlerin vatandaşlık ve çalışma konularında konulan resmi dili öğrenme şartından şikayetçi.

NATO VE AB ÜYELİĞİ RAHATLATICI UNSUR

Sovyetler Birliği'nden ayrılan ilk ülkenin Estonya ve Bağımsız Devletler Topluluğu'na katılmayan dört eski Sovyet Cumhuriyetinden üçünün de Baltık ülkesi olması bir açıdan Baltık ülkelerinin Rusya'ya karşı duruşunu özetliyor. Bağımsızlıklarından sonra Rus askeri varlığını da kabul etmeyen bu ülkeler, 2004'te NATO ve AB üyesi olarak Batı ile Rusya arasında net bir duruş sergilediler. Baltık ülkeleri Baltık Denizi'nde yapılan NATO tatbikatlarına da İskandinav ülkeleriyle katılıyor.

KIRIM SONRASI DİPLOMATİK GİRİŞİMLER

Bu arada Kırım'daki durumdan kaygı duyan başta Baltık ülkeleri olmak üzere Doğu Avrupa ve İskandinav ülkeleri yoğun istişarelerde bulunuyor. Estonya'da 6-7 Mart 2014 tarihlerinde düzenlenen Baltık, Visegrad (Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovakya ve Polonya) ve Nordik ülkelerinin dışişleri bakanlarının buluştuğu ve Ukrayna'daki durum üzerine yoğun bir şekilde konuşulan toplantıda katılımcılar, ileride atılacak adımlarda yakın bir şekilde birlikte hareket etme kararı aldı. Katılımcı ülke temsilcileri, Rusya'nın agresif tavrının karşısında olduklarının altını çizerek, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklediklerini, yapacağı reformlarda ve AB ile yakın gelecekte yapılacak olası işbirliğinde Ukrayna'ya yardıma hazır olduklarını açıkladılar.

Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier de kriz sonrasında Baltık ülkelerinde temaslar gerçekleştirmişti. Görüşmelerde bakanlar, Rusya'nın uluslararası yasaları çiğnediği ve Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü zedelediği konusunda hemfikir olduklarını belirtirken, Letonya Dışişleri Bakanı Edgars Rinkeviçs, Kırım'daki durumun düzelmesi için Avrupa'nın bir bütün olarak birlikte hareket etmesi, kısa veya uzun vadeli atılacak adımlar konusunda kararlı olması gerektiğinin altını çizmişti.

RUSYA'YA EKONOMİK BAĞIMLILIK

Öte yandan yaşanan tüm sorunlara rağmen Baltık ülkelerinin Rusya ile yoğun ticari ilişkileri sürüyor. Doğalgazda neredeyse tamamen Rusya'ya bağımlı olan bu ülkeler, Rusya'ya ekonomik yaptırımlar konusunda sıkıntılı. Yaptırımların bu ülkelerin ekonomisine büyük zarar vermesi ve hatta yeni bir ekonomik krizin eşiğine sürüklemesi kaygısı yaşanıyor.