Erhürman: “Cumhurbaşkanlığı, anayasal görevlerini hassasiyetle yerine getirme çabasından geri durmayacaktır.”
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Cumhurbaşkanlığının, Anayasal görevlerini hassasiyetle yerine getirme, kurumlara ve kurallara saygı gösterme kültürünün yerleşmesine katkıda bulunma ve "standart, liyakat, denetim" alanlarında üzerine düşeni yapma çabasından geri durmayacağını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erhürman, Cumhurbaşkanının Anayasal yetkilerini kullanmasının "siyasi" olmadığına da işaret ederek, “Cumhurbaşkanlığı Anayasal görevlerini alkışlanmak amacıyla yerine getirmediği gibi bu görevleri yerine getirmekten eleştirilmek endişesiyle de kaçınmaz.” İfadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Anayasal görevlerine işaret ederek, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce, Cumhurbaşkanı'nın içeride de yerine getirmesi gereken Anayasal görevleri olduğunu ve bu görevlerin de hassasiyetle yerine getirileceğini söylediğini anımsattı.
Erhürman, ülkede herkesin sözünü ettiği standart, liyakat ve denetim ihtiyaçlarının karşılanması açısından da Cumhurbaşkanlığı'nın Anayasa'da düzenlenmiş olan önemli görevleri olduğunu belirterek, yasalara ilişkin olarak Anayasal çerçevede verilen denetim görevlerinin de bunların arasında olduğuna dikkat çekti.
Bu noktadan hareketle, bugüne kadar bazı yasaları Anayasa'ya uygunluk konusunda görüş almak için Anayasa Mahkemesi'ne gönderirken, bazı yasaları da bir kez daha görüşülmek üzere Meclis'e iade ettiğini belirten Erhürman, “Bazı atama kararnamelerini, hukuki koşullar veya liyakat sebebiyle imzalamadım ama bunları ilgili şahıslara saygı gereği basınla paylaşmadım.” Dedi.
Göreve geldiği ilk günden beri bu anlayışla çalıştığını ve bu anlayışla çalışmaya devam edeceğini ifade eden Erhürman, şöyle devam etti:
“Yine aynı anlayışla bugün; seçim mevzuatında değişiklik yapan bir yasayı Meclis'e iade ettim. İade yazımda belirttiğim gibi, kamuoyunda dile getirilen bazı yan gerekçeler yanında ana gerekçem, seçime kısa bir süre kala seçim mevzuatında değişiklik yapılmasının doğru olmadığını düşünmek ve bunun, bundan sonraki zamanlarda bir ‘teamüle’ dönüşmesinin yaratabileceği anomalilere karşı Cumhurbaşkanı olarak ‘uyarı’ yapma görevimi yerine getirmekti.
Seçime kısa bir süre kala seçim mevzuatında değişiklik yapılmasının demokratik devlet ilkesi ve seçme seçilme hakkı konusunda yaratacağı soru işaretleri yalnızca benim değil, bu konuda uluslararası alanda önemli bir kuruluş olan Venedik Komisyonu'nun da görüşüdür.
Kaldı ki Türkiye Cumhuriyeti Anayasa koyucusu da, iade yazımda belirttiğim gibi, benzer bir anlayıştan hareketle hüküm düzenlemiştir.
2017'de benim de oy vermem üzerine seçimden çok kısa bir süre önce seçim mevzuatında esaslı değişiklik yapıldığı iddiası doğru değildir. Çünkü seçim mevzuatında esaslı değişikliğin yapıldığı tarih 2016'dır. 2017'de yapılan değişiklikler 2016'daki değişikliğin uygulamasıyla ilgili teknik düzenlemelerdir. Nitekim, iade yazımda da, bu nedenledir ki seçim mevzuatında ‘önem taşıyan ve fark yaratma potansiyeline sahip değişiklikler yapılması düşünülüyorsa, bunun için seçimlere anlamlı bir şekilde uzak olan bir zamanın seçilmesi doğru olacaktır ibaresi yer almaktadır.”
Cumhurbaşkanı Erhürman, “Cumhurbaşkanı hukuki değil, 'siyasi' davranmıştır" iddiasına da değinerek, bunun Anayasa'da Cumhurbaşkanı'na verilen yetkiye dair eksik bilginin sonucu olduğu değerlemesinde bulundu.
Anayasa, 94. maddesinde, Cumhurbaşkanı'na, “yayımlanmasını uygun bulmadığı yasaları bir daha görüşülmek üzere gerekçesi ile birlikte ... Cumhuriyet Meclisine geri gönderme" yetkisi verdiğine işaret eden Erhürman, şöyle devam etti:
“Bu yetki, Anayasa Mahkemesi'ne görüş için gönderme yetkisinden farklı olarak, salt hukuka (Anayasa'ya) aykırılık iddiasıyla geri gönderme anlamına gelmemektedir. Görüldüğü gibi maddede böyle bir ibare yoktur. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı'nın bu yetkiyi kullanması ‘siyasetin’ ima edilen anlamıyla ‘siyasi’ değildir. Kaldı ki iade yazısında ortaya konulan gerekçeler doğrudan ‘Anayasa'ya aykırılık iddiasına’ dayanmasa da, yukarıda Venedik Komisyonu görüşünden ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'ndan verilen örneklerden de anlaşılabileceği gibi, ‘hukuki’ olmamakla nitelendirilmesi kolay olan gerekçeler değildir.”
Erhürman, Cumhurbaşkanlığı seçim sürecindeki taahhütlerinden birinin de, kurumsal yapıda ortaya çıkan aşınmayı gidermek için çaba göstereceği olduğunu belirterek, “Kurumsal yapılar saygınlıklarını, öncelikle mevzuatın kendilerine yüklediği görevleri yerine getirerek kazanırlar.” İfadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanlığının Anayasal görevlerini alkışlanmak amacıyla yerine getirmediği gibi, bu görevleri yerine getirmekten eleştirilmek endişesiyle de kaçınmadığını belirten Erhürman, şunları kaydetti:
“Herkesin standartlardan, liyakatten ve denetimden söz ettiği bir dönemde, Cumhurbaşkanlığı'nın anayasal standartlarla ilgili anayasal denetim görevlerini yerine getirmekten kaçınması söz konusu dahi olamaz.
Cumhuriyet Meclisi ilgili Yasa'yı aynen kabul ederse, Cumhurbaşkanlığı bunu Anayasa'nın emri doğrultusunda tabii ki imzalayacak ve yayımlayacaktır. Ancak bu durum, Cumhurbaşkanını görevini yerine getirmekten ve demokrasi ve seçme ve seçilme hakkı konusunda yapmak zorunda olduğu uyarıları, gelecekteki benzer girişim ihtimallerini de dikkate alarak yapmaktan alıkoymaz. Aksi, Cumhurbaşkanı'nın görevini inkarı ve kurumsal saygınlığın aşınmasına göz yumulmasıdır.
Bilinmesini isterim ki Cumhurbaşkanlığı, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, anayasal görevlerini hassasiyetle yerine getirme, kurumlara ve kurallara saygı gösterme kültürünün yerleşmesine katkıda bulunma ve standart, liyakat, denetim alanlarında üzerine düşeni yapma çabasından geri durmayacaktır.”
Yorumlar



