Denktaş: Benim dijital ortamda Yüksek Seçim Kurulu’ndan çıkacak sonuçlara şu anda güvenim yoktur
Özgür Web TV‘de yayımlanan “Özgür Yorum” programında Damla Dabis‘in sorularını yanıtlayan Denktaş, TAM Parti’nin dengeyi kuracak ve makul siyaseti yeniden Meclis’in gündemine getirecek bir yapıda olduğunu, iktidar ya da muhalefette olmanın önemli olmadığını ancak Meclis’te yer alacaklarının kesin olduğunu belirtti.
Ulusal Birlik Partisi’nin (UBP) aday belirleme kurultayına ilişkin soruları da yanıtlayan Denktaş, bir başka partinin içinde yaşananların kendisini ilgilendirmediğini ancak Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) tutumunun kendisi de dahil her yurttaşı ilgilendirdiğini vurguladı.
Manuel kullanılan oy ile dijital sonuç arasında bir fark var ise; “bunun nasıl kontrol edileceği ve bu itirazın nasıl ele alınacağı” sorusunun gündeme geldiğini ancak “sayıma gerek yok” denildiğini hatırlatan Denktaş, YSK’nın bu noktada yetkisiz olmadığını, ortada “3 bin oy fark var” gibi ciddi itirazlar olduğunu belirtti.
Denktaş, “Ben güvenmiyorum. Katıldığım Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bu yana itirazım var. İtiraz var ise YSK’nın müdahale etmesi lazım” dedi. Şeffaf davranılmadığı müddetçe benim dijital ortamda Yüksek Seçim Kurulu’ndan çıkacak sonuçlara şu anda güvenim yoktur. Dolayısıyla seçimlere de gölge düşüren bir durum” dedi
“Yurt dışından bakıldığında üniversitelerimizin itibarı kalmadı”
Sahte diploma davası ve sonrasında yapılan basına saldırıları da değerlendiren Denktaş, isimlerle uğraşmayacağını, bunun yargının işi olduğunu belirterek, meselenin üniversitelerin itibarının yerle yeksan olması olduğunu vurguladı.
Denktaş, “Önümüzdeki dönemin meselesi, bu itibarı yeniden kazandırabilme meselesidir. Bizim üniversitelerimizden ve özellikle bu bahsi geçen üniversiteden mezun olan genç arkadaşlarımız var partimizde. Nereden mezunsun diye sorduğumda yüzleri kızarıyor. ‘Bu üniversiteden mezunum ama benim diplomam gerçek diplomadır. Uğraşarak, çalışarak aldım ama maalesef herkes nereden mezun olduğumu söylediğimde bana şüpheyle bakıyor’ diyen gençlerimiz var” dedi.
“Yurt dışından bakıldığında üniversitelerimizin itibarı kalmadı” diyen Denktaş, bu alanda bir çalışma yaptıklarını, bir Gençlik ve Spor ve Çevre Bakanlığı kuracaklarını, bir de Milli Eğitim Bakanlığı dışında Yüksek Öğrenim ve Teknoloji Bakanlığı kuracaklarını belirtti.
Denktaş, “Bütün üniversitelerimizi yeniden ele alıp nasıl bir yapılanmaya gireceğimizi, dış tanıtımı, bu üniversitelere girişi, bu üniversitelerden mezuniyeti, bütünlüğüyle ele alacak bir yapıdan bahsediyorum. Müthiş bir zarar görmüştür ülkemiz. Hem ekonomik açıdan hem eğitim itibarımız açısından, üniversitelerimizin itibarı açısından. 650. sıraya kadar çıkmış üniversitemiz vardı bizim dünya genelinde. Neredeyiz şimdi, kaçıncı sıralardayız?” dedi.
“Mahkeme bahçesinde yapılan her türlü saldırı suçtur. Polis ve Savcılık harekete geçmediyse koruyan kollayan var demektir”
Denktaş Mahkeme avlusunda basına karşı yapılan saldırıya dikkat çekerek, “Mahkeme bahçesinde yapılan her türlü saldırı suçtur. Mahkeme avlusu dokunulmazdır. O avlunun içinde suç işliyorsan, şikayete gerek kalmaksızın polis sizi yaka paça götürür çünkü Mahkemeye saygısızlıktır. Polis ve Savcılık harekete geçmediyse koruyan kollayan var demektir” dedi.
“Bu ülke böylesi bir rezil yönetim hiç görmedi, hiç”
Ulusal Birlik Partisi’nin (UBP) “Türkiye ile en iyi ilişkileri biz kurarız, biz yoksak para yok” söylemleri hakkında da konuşan Denktaş, geçmiş UBP için “muhalefet yapmayı bilmez” sözünü kabul ettiğini ancak UBP’nin ne muhalefet yapmayı ne hükümet etmeyi bildiğini belirtti.
Denktaş, “Böylesi bir rezil yönetim bu ülke hiç görmedi, hiç. İlk defa bunları yaşıyoruz ve hâlâ da konuşmaya devam ediyorlar. Niye? Çünkü bol miktarda dağıtacak imkanları var devletin. Devletin imkanlarını dağıtarak, UBP çalışıyor diye de reklam yaparak bir seçim yürütmeye çalışıyorlar. İşin gerçeği bir an önce bu ülkenin bu yönetimden kurtulması lazım. İlginçtir hükümetin eski ortağı aynı iddiayı yapmaktadır ve Türkiye’yi ne kadar küçük düşürdüklerinin, Türkiye’yi kendi gözlerinde nasıl gördüklerinin açık ifadesidir söyledikleri. ‘Biz olmazsak Türkiye yardım etmez’ demek ne demek yani Türkiye bu kadar küçültmüş müdür kendisini?”diye sordu.
“Türkiye vatan dediği toprağa UBP-YDP varsa yardımcı olacak, yoksa bırakacak, terk mi edecek? Nasıl bir mantık bu?”
Denktaş, “Türkiye vatan dediği toprağa bu iki parti varsa yardımcı olacak, yoksa bırakacak, terk mi edecek? Yoksa bu iki partili olmayanları dar ağacına mı çekeceğiz ki Türkiye yardıma devam etsin? Nasıl bir mantık bu?” diye sorarak, Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye için önemli olduğunu, Kıbrıslıtürklerin buradaki varlığının Türkiye için önemli olduğunu, bu varlığın defa içinde ve yaşam kalitesi yükselmiş bir şekilde yaşanmasının Türkiye’nin lehine bir avantaj olduğunu söyledi.
Denktaş, “Koltuğu koruyayım, vatandaşın beğendiği bir şey varsa ‘biz yaptık diye satıyoruz’ zaten, vatandaş tepki gösterdi mi de ‘ne yapalım Türkiye böyle istedi’ deyip işin içinden sıyrılıyoruz. Bu mantıkla bizim insanımızın Türkiye ile ilişkilerini de bozmaktadırlar, zayıflatmaktadırlar. O geçmişten gelen tarihsel, kültürel güçlü bağı zayıflamaktadır. Ben geçmiş bağların ne olduğunu bilen biri olarak; bugünkü zafiyetin ne olduğunu açıkça söylüyorum. Siz beni Rumcu mu ilan ediyorsunuz, Türkiye karşıtı mı diyorsunuz? Alnını karışlarım bana Türkiye karşıtı diyecek olanların. Ben bir Kıbrıslıtürküm ve benim bu toplumun kültürünü, haklarını korumak gibi bir görevim var” dedi.





