AKINCI'YA GÜVENİYOR, BU GÜVENIN SARSILMAMASINI DİLİYORUM...

Güney Kıbrıs' ta EDEK Partisi lideri Sizopulos, Akıncı ile Anastasiadis arasında ki uzlaşma tutanaklarıni yayınladı. 

Böylece görüşmelerde, şu ana kadar hangi noktalarda ne gibi bir uzlaşmaya varıldıgini öğrenmiş olduk.

Sizopulos'un açıkladığı en önemli konu vatandaşlıklarla ilgili olanı şüphesiz. Buna gore; Çözüm den sonra 114.000 Türkiye kökenli vatandaş Kıbrıs'ta kalabilecek. Ne var ki bu vatandaşlıklar 4 kategoriye ayrılmış durumda. TC kokenli vatandaslarin pozisyonu, seçme ve seçilme hakkına göre şekilleniyor. 

Vatandasligin dışında Anayasa Mahkemesi, Mülkiyet Komisyonu, Kamu Hizmeti Komisyonu gibi birimlerin yapısı ve Devlet memuru oranları üzerinde de ulaşıldığı anlaşılıyor. 

Buraya kadar uzlasilan konular arasında bizleri rahatsız eden bir durum gözükmüyor. Hepsi bu kadar ise öpüp başımıza koyalım elbette. Ama Sizopulos'un yaptığı açıklamalar ve Güneyde ona gösterilen tepkiler, bunlarin bir algı operasyonu olma ihtimalini kuvvetlendiriyor. 

Annan Planı da kamuoyuna sunulurken, takdim işi böyle bir algı operasyonu ile başlamıştı. Tam bir Anglo-Saxon algı operasyonu idi Annan Planının Kıbrıs Türküne pompalanmasi. Hatırlarsınız Annan Planı açiklanirken, Kamuoyuna önce halkın hoşuna gidecek şeyler sunulmuş, acı verecek maddeler sonradan azar azar ortaya çıkarilmis, böylece halkın ilk başta duydukları güzel şeylerin sarhoşlugu içerisinde acı şeyleri kolayca hazmetmesi saglanmisti. 

Gecelim...

Bize göre Kıbrıs meselesinde asıl problemler Vatandaşlık, Toprak paylaşımı, Garantiler ve Egemenlik konularında düğumleniyor. 

Bunların dışındaki konular vatandaşı açıkçası beni de fazla ırgalamıyor. 

Anlasiliyor ki, Vatandaşlık konusu dışında halkı ilgilendiren özlü konulara ya girilmemiş, ya da yürütülen algı operasyonu gereği henüz halka açıklanması uygun görülmemiş. 

Ben herseye karşın, Sayın Akıncı ' ya güvenimi muhafaza ediyorum.

Sayın Akıncı'nin başlangıçta ki romantik havadan kısa sürede kurtulacagini ve Rumların gerçek niyetini ve uzlasmaz tavırları gördüğü anda ayakları yere basarak Kıbrıs Türkünün hak ve çıkarlarını koruyacak bir politika izleyecegini soyluyordum. Yanilmadim...

Sayın Akıncı ' nin çeşitli konuşmalarından ve kapalı oturumda Meclise yaptığı açıklamalardan anlıyoruz ki; Kıbrıs Türk tarafı bunca yıllık kazanimlardan taviz vermeyecek. Garantiler ve Vatandaşlık konusunda geri adım atilmayacagi gibi, mülkiyet konusunda da Rumların istahlari kursağında kalacak. 

Uzun lafin kisasi, "Çözüm" ile KKTC nin başka alternatiflere yönelme ihtimali o kadar birbirine yakın.

"KKTC'nin tanıtılması" veya "Tayvan modeli" ilk akla gelen alternatifler.

Bizim bu modellere ne kadar hazır olduğumuz sorusu bir yana, AB ile yeniden yakınlaşma çabası içindeki Türkiye'nin bu modellere sıcak bakıp bakmayacagi da ayrı bir mesele.

Muzakere sureci basarisiz olsa bile, Türkiye'nin elinde ki en onemli koz olan Kıbrıs konusunu kaybetmek istemeyecegi, başka alternatifler yerine mevcut statukonun devamını arzulayacagi bilinen bir gercek.

Bizim de çapımız, Türkiye'yi aşarak dış politika da başka alternatifler aramaya musait olmadığına göre, çözümsüzlük halinde burada ki tiyatroya daha uzun süre devam edeceğiz demektir.