Yüz yataklı pandemi hastanesini Türkiye yapmamalı…

Bırakalım, Mart ayında ilk Covid-19 vakasının hemen ertesi günü, KKTC’yi gereğinden fazla süre kapatan, bu kapanışla kamudakilerin ekmeğine bal sürüp, özeldekilerin ocağına incir ağacı dikenler yapsın!

Bırakalım, ülkeyi bilimsel kurullara boğup da, bir gram bilimsel karar üretemeyenler yapsın!

Bırakalım, kamu hastanelerinde olup bitenler arasından işlerine geleni gazetecilere aktarıp, işlerine gelmeyenleri sümen altı eden doktorlar, sağlık çalışanları yapsın!

Bırakalım, medyaya sosyal mesafeli ve maskeli pozlarını verdikten sonra, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ‘’belki bir adım öne geçerim’’ kaygısı ile, maskelerini çenelerinin altına alarak dip dibe oturanlar yapsın!

Bırakalım, kumarhanelerin açılması ile birlikte, gecede bir milyon lira kaybetmeyi göze alan, mal fazlası mağduru (!) insanlar yapsın!

Bırakalım, yılın on iki ayının bilmem kaç haftasını grevler, istirahatler, izinler, kaytarmalar ile geçiren, 13. maaşın verilmesini farz bilen sözde fedakarlar yapsın!

Bırakalım, devletin arazilerini, binalarını uyduruk rakamlarla kiralayıp, sonra başkalarına kiralayıp, kiradan nemalanan kiracılar yapsın!

Bırakalım, vergiden kaytarmak için, sağ cebinden sol cebine, sol cebinden sağ cebine ışık hızında aktarımda bulunmayı başaranlar yapsın!

Bırakalım, bankalardan çektikleri kredileri ödememek adına batık numarası yapan bataklar yapsın!

Bırakalım, üç kuruşluk test, ihtiyacı olan sevk için insanları sırada bekletmekten haz duyan, koridorlarda peşlerinden koşulsa da yetişilemeyen beyaz önlüklü tanrılar yapsın!

Bırakalım, sağlıktaki ihalelerle ihya olurken, sen beni görmedim ben de seni görmedim deyip de, sonrasında da küstüm oynamam diyen sözüm ona halkçı geçinenler yapsın!

Bırakalım, sadece PCR testleri ile bile ayda on binlerce Lira kâra, kâr demeyenler yapsın!

Bırakalım, Türkiye’den gelen parayı, makam odasının toplantı masasında keyifle nasıl üleşileceğinin hesaplarını yapanlar yapsın!

Bırakalım, dünyanın sayılı zenginleri listesine girip de, Koronavirüs boyunca  ağzından bir kelime bile çıkmayan iş insanlarımız yapsın!

Bırakalım, kazançta önde, vergi listelerinde son sıralarda olan ‘’servet yoksunları’’ iş insanlarımız yapsın!

Bırakalım, 120 bin Sterlin değerindeki arabasının benzin deposunu helalinden doldurmak adına, kamuya girip, mesaisini sadece geliş gidiş imzası atmaktan ibaret zanneden çalışkan kamu görevlilerimiz yapsın!

Bırakalım, istemem yan cebime koy diyen, olası yapılma sürecinde (ve elbette sonrasında da) önüne engel çıkarmak için tüm organizasyonunu şimdiden tamamlamış zihniyetler yapsın!

Bırakalım, pandemi hastanesi projesini ciddiye alıp takipçisi olmak yerine, inceden inceye ve iğneli bir şekilde seçim ve siyaset polemiği malzemesi yapmayı tercih eden âkillerimiz yapsın!

Gördüğünüz gibi, 100 yataklı pandemi hastanesini yapacak potansiyelimiz haddinden fazla.

Türkiye uğraşmasın, boşuna yorulmasın…

Bu ülkede, gerçekten istenilirse o pandemi hastanesi yapılır!

İstenmezse de yapılmaz, yaptırılmaz!

Pandemi hastanesini Türkiye yapmamalıdır!

Bu ülke 100 yataklı bir hastaneyi bile yapamayacak güçte ise,

Bunun sebebi mali yetersizlik değil belli ki,

Başka şeylerdir…

O zihniyetler uzaktan düzelmez…

Eğri ok, doğru yol almaz…

Dr. H. İlker İpekdal

İletişim: 0542-8529899