Kıbrıs Türklerini beceriksilikle itham edip milli kurumlarımızı üç paraya malum sermayedarlara peşkeş çekmek isteyenler,sürekli yönetimini devr aldığımız kurumları batırdığımızdan dem vurur ve bunların bir an evvel özele devredilmesini empoze ederler.
Haklılık payı vardır bu zihniyetin.
Başta Sanayi Holding ve KTHY olmak üzere elimizdeki bir çok kurum ve kuruluşu batırmışızdır.
Ama burada suç Kıbrıs Türkünün değil, populizmi ve partizanlığı devlet politikası haline getiren gelmiş geçmiş bütün hükumetlerindir.
Türkiye ile imzalanan hemen hemen bütün protokollerde zarar eden KİT’lerin özelleştirilmesi veya kapatılması kayıt altına alınır ...
Son ekonomik pakette ise özelleştirilmesi istenen kurumlar teker teker sayılmıştır.
KTHY tamamen yönetim beceriksizliği yüzünden bir şekilde kapatılarak elden çıkarılmıştır.
DAÜ’nün okul öncesi kurumları, adres teslimi belli yerlere peşkeş çekilmiştir.
Kıbrıs Türk Petrolleri alelacele özelleştirilmiş, oradan gelen para ile 13. Maaşlar ödenmiş, Kurumu alanlar yerli olduğu için kimsenin fazla bir sesi çıkmamıştır.
Önümüzdeki dönemde, başta KIB-TEK, Telefon Dairesi ve Limanlar’ın özelleştirilmesi sözkonusudur.
Biz özelleştirmeye karşı çıktık ve bunun yerine Özerkleştirme” önerdik ısrarla.
Mesela, bizim önerimiz dikkate alınsaydı Kıbrıs Türk Petrolleri, pekala altyapısı oluşturulup, mesela Benzinciler Birliğinin kuracağı kooperatife devredilebilir ve ordan çok daha yüksek miktarda para hazineye girebilirdi.
Tıpkı Koop-Süt’de olduğu gibi.
Koop-Süt, Milli Mücadele döneminde süt üreticilerin kurduğu bir koopretifti.
Rahmetli İsmet Kotak, çok başarılı bir kooperatifçi idi. Ülkenin kalkınmasını kooperatifçilikte görürdü. Bakanlığı döneminde ülkemiz kooperatifçilikte dünya standartlarının üzerinde bir gelişme göstermişti. Koop Süt, onun Bakanlığı döneminde alınan kredilerle çağdaş bir yapıya kavuşmuş ve oldukça karlı bir kuruluş haline getirilmişti.
Ne yazık ki; zamanın liberal kapitalist politikalarını benimseyen UBP yönetimi, Kooperatifçiliği geliştirmek yerine bu Bakanlığı kapatmış ve İsmet Kotak’ın da önünü kesmişlerdi.
Geçelim;
Hatırlanacağı üzere 2011 yılında Koop Süt’ün özelleştirilmesi gündeme geldiğinde bu Milli Kurumun da diğer Kurumlar gibi ihale yapılmaksızın Türkiye’deki bir özel kuruma devri sözkonusu olmuştu.
Adını da verelim; “Ülker” di bu gurubun adı. Özellikle “Hellim” konusu, Ülkerin iştahını kabartıyordu.
O süreçte Koop-Sen, burada tarihi bir rol oynadı. Hava- Sen gibi Kurumu batıracak veya kapatacak eylem ve grevler yapmak yerine sorumlu davrandı.
Kurumun batmaması ve işten adam çıkarılmaması için önce maaşlarından %25 cıvarında bir kesinti yapılmasına rıza gösterdiler.
Ardından DAÜ’den belli konularda teknik yardımlar aldılar.
Sonra da Koop-Süt’ün özele değilde Kooperatiflere ve dolayısı ile üreticiye devredilmesi için insiyatif üstlendiler. Kooperatifleri teker teker dolaşarak onlara projelerini sundular.
Hükumet bu gelişmeler üzerine geri adım atmak zorunda kaldı.
13 Kooperatif gerekli parayı ortaya koydu ve Koop-Süt’ü devraldı.
Şimdi batma noktasındaki bu Kurumun başarı öyküsünü okuyoruz gazetelerde.
Demek ki, yapabilirmişiz.
Demek ki, siyasiler kurumların yönetimlerine karışmasalar ve özerk bir yönetim ve yapı oluştursalar, bu kurumlar kendi kendilerini çok rahat yönetebilirlermiş.
Ve demek ki kurumlarımızı “ Peşkeş” çekmeden de ayakta tutabilirmişiz.
Biz, bunun için “Özelleştirme”den önce “Özerkleştirme” diyoruz...
ERHAN ARIKLI