Gökbilimciler, Mars'la Jüpiter arasında yer alan, üç loblu ve küçük bir uyduya sahip sıradışı bir asteroit keşfetti. Türünün bilinen ilk örneği olan bu gökcismi, Güneş Sistemi'ndeki uzay kayalarının çeşitliliğine nadir bir bakış sunuyor.
Araştırmacılar keşfi, aralarında Arizona'nın güneydoğusundaki Graham Dağı'nda bulunan Büyük Binoküler Teleskop'un (LBT) da yer aldığı, dünyanın en gelişmiş teleskoplarından elde edilen yüksek çözünürlüklü görüntüler sayesinde yaptı.
Nysa adı verilen 75 km genişliğindeki asteroit, yüzey bileşimine göre yapılan sınıflandırmaya göre E tipi uzay kayaları grubuna ait.
Henüz hakem değerlendirmesinden geçmeyen ve arXiv'de yayımlanan çalışmaya göre Güneş'e yakın bir bölgede oluşan asteroit, kimyasal özellikleri açısından Dünya'nın yapıtaşlarıyla benzerlik gösteriyor.
Bilim insanları, Güneş Sistemi'nin oluşumunun en erken evrelerini şekillendiren süreçlere ışık tutabileceğini düşündükleri bu uzay kayasını daha ayrıntılı incelemeyi umuyor.
İlk kez 1857'de keşfedilen Nysa, adını maskeler ve tiyatroyla ilişkilendirilen Yunan tanrısı Dionysos'u nemflerin yetiştirdiği efsanevi topraklardan alıyor.
Bir asırdan uzun süredir sıradışı parlaklığı ve bileşimiyle tanınması, asteroidi araştırma açısından ilgi çekici bir hedef haline getiriyor.
Daha önceki gözlemler, cismin ince uzun veya muhtemelen iki loblu bir şekli olduğu sinyalini verse de asteroidin gerçek biçimi belirsizliğini koruyordu.
Araştırmacılar, LBT sayesinde Nysa'nın bugüne kadar elde edilen en yüksek çözünürlüklü görüntülerini yakaladı.
LBT çalışmasının yazarlarından Al Conrad, "Bu makalede, keşfinden uzun zaman sonra nihayet asteroidin gerçek doğasını ortaya çıkarıyoruz" diyor.
Bilim insanları, teleskop ve özel geliştirilmiş bir görüntü işleme tekniği sayesinde asteroidin yüzeyinde birden fazla büyük şeklin yanı sıra Nysa'nın çevresini sarmış gibi görünen iki belirgin vadiyi de tespit etmeyi başardı.
Araştırmacılar bu vadileri ayrı loblar arasındaki boyun benzeri bağlantılar şeklinde yorumluyor ve bu da Nysa'nın "olağanüstü derecede sıradışı bir cisim" olduğuna işaret ediyor.
Çalışmanın başyazarı gökbilimci Kate Minker, "En olası açıklama, Nysa'nın ya birbirine temas eden üç bileşenden oluşan üçlü bir yapı ya da daha önce gözlemlediğimiz hiçbir şeye benzemeyen, son derece düzensiz fakat tek parça bir cisim olması" diyor.
Nysa'nın ayrıntılı üç boyutlu modeli, dar boyun bölgeleriyle birbirine bağlanan üç ayrı lobu olduğu tezini güçlü bir şekilde destekliyor.
Bulgular, Nysa'nın Asteroit Kuşağı'ndaki mevcut konumuna ulaşmadan önce, eski bir çarpışmadan kaynaklanan parçacıkların düşük hızda birikmesi yoluyla oluşmuş olabileceğine işaret ediyor.
Büyük Binoküler Teleskop Gözlemevi (LBTO), Arizona'nın güneydoğusundaki Graham Dağı'nın zirvesinde yer alıyor (LBTO)
Bilim insanlarına göre bir diğer alternatif ise Nysa'nın, daha büyük bir ana cisimle yaşanan şiddetli bir çarpışmanın kalıntıları olması.
Dr. Conrad, "Bu ipuçlarının derin girintilere sahip bir cisme mi yoksa gerçekten çok loblu yapıya mı işaret ettiğini ilk kez doğrudan inceleyebiliyoruz" ifadelerini kullanıyor.
Bu yeni görüntüler, Nysa'nın geleneksel bir asteroit olmadığına dair önceki birkaç ipucuyla tutarlı görünüyor.
Araştırmacılar ayrıca Nysa'nın yörüngesinde dönen ve şimdilik S/2026 adı verilen, daha önce bilinmeyen bir uydu da keşfetti.
Bu uydunun çapı bir kilometreden biraz fazla ve asteroitten en az 170 kilometre uzaklıktaki yörüngesinde dönüyor.
Bilim insanları, Nysa'nın gelecekteki gözlemlerinin, kütlesini ve yoğunluğunu daha kesin bir şekilde belirlemeye fayda sağlamasını umuyor.
Bulgular doğrulandığında Nysa, milyarlarca yıl öncesine dayanan eski çarpışma ve birleşme olaylarının izlerini kendine özgü şekillerinde koruyan Güneş Sistemi cisimlerini içeren ve giderek genişleyen gruba katılacak.