Bugün bayramın ikinci günü… İlk gün olduğu gibi mezarlıklar dün de oldukça kalabalıktı…
Ellerinde çiçek buketleriyle kabristanlıklara akın edenler, dualar okudular, Allah’ın rahmetine kavuşanları bir kez daha andılar.
Lefkoşa’daki kabristanlık kısmen temizlenmişti… Sular da kısmen akıyordu… Bir vatandaş, mezarın üzerindeki çiçekleri sulamak ve mezara su döküvermek için elinde irice bir pet şişeyle dolanırken mırıldanıyor, biraz da ‘böyle günde sular kesik olur mu?” diye de homurdanıyordu.
Beni görür görmez de dert yanmaya başlamasın mı?.. ‘Yaz bunları gazeteye’ deyiverdi. Az sonra da su akan bir çeşmeyi görmesin mi?.. Söylediklerine pişman bir hali vardı.
Ama gerçekten de mezarlığın bazı bölümlerinde temizlik yapılmış, bazı bölümlerinde yapılamamıştı… Hani yazının girişinde ‘kısmen’ demiştik ya…
İyi bile; Lefkoşa Türk Belediyesi’nin mali durumu düzelmiş olsaydı, herhalde durum çok daha farklı olurdu.
Her neyse; bayramı şeker tadında bırakmak gerek. Zaten Ramazan Bayramı’nın bir adı da ‘Şeker Bayramı’ değil mi?..
Önemli olan çocukların doyasıya eğlenebilmesi…
Eskiden bayramlarda bu denli olanaklar var mıydı?.. Bir ‘Cincırak’ vardı, ya da derme çatma oyun aletleri…
‘Nerde o eski bayramlar’ diyerek ah çekiliyor yine. Aslında eski bayramlarda aile kavramı ön plandaydı, ama fakirlik, fukaralık vardı. Araba ne gezerdi? Köy otobüsleri vardı. Zengini de, fakiri ve orta hallisi de ‘Bedford’ marka ünlü yolcu otobüsleriyle gelip giderdi ‘Şehere.’ Yani Lefkoşa’ya…
Eskiden genci, yaşlısı çoğu insan Lefkoşa’ya ‘Şeher’ derdi…
Genelde ‘Bayramlık potin’ senede bir veya iki kez alınabilirdi. Evin kız ve erkek çocukları cici bici yeni ayakkabıları görünce öyle bir sevinirlerdi ki, gece yastıklarının altına koyar, sabahleyin de bir heyecanla giyerlerdi…
Şimdiki gibi bin bir çeşit marka ayakkabı mı vardı?.. Her ay, ya da ay çıkmadan ayakkabı (potin) mı alınabilirdi?..
Geçenlerde Geçitkale Belediye Başkanı Kıvanç Buhara, bir bakanın bölgeyi ziyareti münasebetiyle yaptığı konuşmada “sokaklardan fakirlik akıyor” demişti ya, eskiden hep öyleydi…
Şimdilerde pek farklı mı?
Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Sekreteri Cemal Özyiğit, ekonomik zorluklar nedeniyle halkın çoğunluğunun bayramı buruk geçirdiğini söyledi. Özyiğit’in teşhisi yanlış mı?
Bir bayram günü daha neyi yazacaksınız?
Dün de işaret etmeye çalıştığımız gibi, seçimden seçime koşan Kıbrıs Türk halkı artık yoruldu. Siyasiler daha da yorgun! Bu bakımdan herkesin dinlenmeye ihtiyacı var.
Varsın, erken genel seçimden birinci parti olarak çıkan CTP/BG Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu, Parti Meclisi’nin kendisine hükümet kurma çalışmalarını yürütme yetkisini vermesinin ardından temaslarını sürdüredursun, ilk temasını DP - UG Genel Başkanı Serdar Denktaş ve UBP Genel Başkanı İrsen Küçük’le yapadursun, esas iş bayramdan sonra…
Yorgancıoğlu, önümüzdeki günlerde seçimden 3 milletvekili ile çıkan TDP ile de görüşeceğini söyledi.
Bayram ertesine düşen Pazartesi günü seçilen vekiller Cumhuriyet Meclisi’nde yemin edecek, böylelikle hükümet kurma çalışmaları da hız kazanacak.
Bu arada İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın, CTP’nin illa ki UBP ile koalisyona gitmesindeki ısrarı da ilginç değil mi? Not edilmesi gereken bir husus… Politikayı biraz anlayan bile bunu rahatlıkla yorumlayabilir.
Bayramların ekonomiye olan katkılarına da değinmeden edemeyiz. Özellikle Ercan Devlet Havalimanı’ndaki yoğunluk dikkati çekiyor. Seferlerini artıran uçak şirketleri yolcu getiriyor, yolcu götürüyor. Turizm mevsimi nedeniyle turistik tesislerin de doluluk oranının hayli yüksek olduğu belirtiliyor. Temennimiz her zaman böyle olması, ülkenin ve insanlarının kazanımlar elde etmesidir.
Kazasız belasız, hoş ve mutlu bayramlar geçirmenizi dileriz.
Yorumlar