Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği (AB) Komisyonu tarafından organize edilen toplantıda, uluslararası toplumdan birçok temsilci dünya genelinde artan Müslüman karşıtı ayrımcılıkla mücadeleyi görüşmek için ilk kez bir araya geldi.

Avrupa Konseyi ve AB Komisyonu tarafından 14-15 Mart'ta Fransa'nın Strazburg kentinde organize edilen Müslüman Karşıtı Nefretle Mücadele Koordinasyon Toplantısı'nın sonuç bildirisi yayımlandı.

Aralarında AB'nin 16 üye ülkesi, Birlemiş Milletler (BM), İslam İşbirliği Teşkilatı, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), AB Komisyonu, İsviçre, Kanada, İngiltere, ABD ve Türkiye gibi ülkeler ve kuruluşların temsilcileri, dünya genelinde yayılan Müslüman karşıtı nefreti görüşmek üzere ilk kez buluştu.

Toplantının açılışını yapan Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Marija Pejcinovic Buric, "Müslümanlara yönelik ön yargıları, ayrımcılığı ve hatta şiddeti durdurmak için kendi araçlarımızı kullanarak mümkün olan her şeyi yapmalı ve diğer tüm Avrupalılar gibi her Müslümanın da güvenliğini, emniyetini ve onurunu sağlamak için yapılması gereken her şeyi birlikte çalışarak yapmalıyız." ifadelerini kullandı.

- Kadınlar ve kız çocukları Müslüman karşıtı ayrımcılığın hedefinde

Bildiride Müslüman karşıtı nefretle mücadelede sivil toplum, eğitim ve medyanın kilit rol oynadığı belirtilerek, genç nesillere "bir arada yaşama bilinci" kazandırmak için eğitim sisteminin bu doğrultuda düzenlenmesi gerektiği vurgulandı.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, Fukuşima'daki Atık Su Tahliyesini İkinci Kez Denetliyor Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, Fukuşima'daki Atık Su Tahliyesini İkinci Kez Denetliyor

Müslüman karşıtı nefret ve ayrımcılığın din, ulusal, etnik köken ve cinsiyet gibi diğer faktörlerle kesişimsel ilişki içinde olduğunun aktarıldığı bildiride, özellikle Müslüman kadınlar ve kız çocuklarının bu nefretin hedefi olduğu ve eğitim, istihdam, spor ve kültür alanlarında artan şiddet ile dışlanma riski altında bulunduğu kaydedildi.

Müslüman, Yahudi, Filistinli ve İsraillilere yönelik ayrımcılık, nefret ve ırkçılığın, Orta Doğu'daki güncel olaylar nedeniyle körüklendiği belirtilen bildiride, "Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkına sahiptir ve hiç kimse dini mensubiyeti nedeniyle ayrımcılığa, düşmanlığa veya şiddete maruz kalmamalıdır." ifadeleri yer aldı.

Bildiride, ayrıca, Müslümanlara yönelik her türlü nefret ve ayrımcılıkla mücadelede uluslararası işbirliği ve koordinasyona duyulan ihtiyaca işaret edildi.