Türkiye'de AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, KKTC'ye F-16 gönderilmesine ilişkin, "Aslında bunlar KKTC'nin güvenliğini sağlayacağı gibi, bütün adadaki insanların güvenliğini sağlayacak. Herhangi bir haksız, hukuksuz saldırı karşısında garantörlüğün gereğini yerine getirecek unsurların kuvvetlendirilmesidir." dedi.
Çelik, parti genel merkezinde, Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu.
- "Tevrat'ın argümanlarını soykırım için kullanana Yahudilerin karşı çıkması lazım"
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun 7 Ekim olaylarının ardından ilk değerlendirmesinde "Davut Koridorunu kuracağız." dediğini anımsatan Çelik, din savaşları ya da dini temalar üzerinden uluslararası siyasetin yönlendirilmeye çalışılmasının şimdiki tabloyu bile aratacak çok vahim sonuçları olabileceğini ifade etti.
Uluslararası hukuku ihlal edenlerin, hukukun değerlerini ayaklar altına alanların bunları birtakım dini temalarla, dini argümanlarla temellendirmeye çalışmalarının daha büyük sıkıntıları ve çatışmaları beraberinde getirebileceğine dikkati çeken Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Birileri çıkar da bütün bu saldırganlık ve soykırımcılığa Haçlı Seferleri derse, ona nasıl bir cevap verileceği de zaten bellidir. Onun dünyayı götüreceği yer de bellidir. Bunlar defalarca dünya tarihinde görülmüştür. Bu argümanları kullananlar hiçbir değer tanımayan, esasında bu dini değerlere de inanmayan, onları da kendi saldırganlıkları ve soykırımcılıkları için istismar etmeye çalışan tiplerdir. Esasında bunlara en çok Yahudilerin, Hristiyanların öncelikle karşı çıkması lazım. Tevrat'ın argümanlarını soykırım için kullanana Yahudilerin karşı çıkması lazım. Hazreti İsa'ya bu saygısızlığı yapanlara Hristiyanların karşı çıkması lazım. Sadece onların karşı çıkması da değil, hep beraber karşı çıkmamız lazım.
Yani biz burada 'Şu önce karşı çıksın, sonra biz karşı çıkalım' demiyoruz, hep beraber, aynı anda karşı çıkmamız lazım. Ama bu hassasiyetin oluşturulması lazım. En temel değerlerin insanlığı yok etmek için kullanılması bu vahşet ve soykırım çetesinin bir kampanyasıdır. Bu kampanyaya karşı da hakikat mücadelesi vermek gerekir derken, bu kampanyaya da direnmek lazım. O yüzden bu literatüre karşı da son derece hassas olmak lazım. O yüzden Papa'nın bu çağrısı esasında bunun varmak istediği yere karşı bir 'dur' deme tutumunu ortaya koyuyor, son derece kıymetlidir Papa'nın yaptığı bu çağrı."
- "İsrail'in yaptığı şeyler bütün insanlığı hedef alıyor"
Çelik, İsrail Meclisinin Filistinli esirlere karşı idam kararı yasasını onamasına ilişkin soru üzerine Çelik, bunun açık bir ırkçılık, ayrımcılık ve suç olduğunu söyledi.
İsrail Meclisinin sadece Filistinlilere uygulanmak üzere idam cezasını yürürlüğe koyduğunu hatırlatan Çelik, "İsrail hükümetinin yaptığı şeyler sadece Filistinlileri hedef almıyor, sadece mazlumları hedef almıyor, bütün insanlığı hedef alıyor, medeniyetin bütün kazanımlarını hedef alıyor. Belki de parlamenter sisteme geçildi geçileli bir parlamentoda alınmış en lanetli karardır, utanç vericidir. O kararı tabii lanetliyoruz ve kategorik olarak da reddediyoruz." dedi.
- "KKTC'nin de yalnız kalmaması gerekir"
Çelik, bir gazetecinin "Türkiye'nin KKTC'ye gönderdiği F-16'lar Avrupa basınında eleştirildi. Bu eleştirilere sizin değerlendirmeniz ne olacak" sorusuna da yanıt verdi.
Gönderdikleri F-16'ların KKTC'nin güvenliğini sağlamak için olduğunu belirten Çelik, "Aslında bunlar KKTC'nin güvenliğini sağlayacağı gibi, bütün adadaki insanların güvenliğini sağlayacak. Herhangi bir haksız, hukuksuz saldırı karşısında garantörlüğün gereğini yerine getirecek unsurların kuvvetlendirilmesidir." dedi.
Çelik, Hollanda'dan Fransa'ya kadar bazı devletlerin de Rum kesimine destek olmak için ek kuvvet gönderdiğine işaret ederek, şöyle konuştu:
"İran savaşından sonra Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in İran'a yaptığı gayrimeşru saldırıdan sonra ortaya çıkan denklemde, Akdeniz'de Rum kesiminin daha çok güvenlik ihtiyacı olduğunu ifade ediyorlar ve Rum kesimine destek olmaya gidiyorlar. Peki bu olaylar olmadan önce Rum kesiminin utanç verici bir biçimde İsrail'le yaptığı ittifakın adı nedir? Bütün bunlara baktığınızda tabi ki KKTC'nin de yalnız kalmaması gerekir. O yüzden Rum kesiminden, Avrupa basınından gelen eleştirilerin veya Avrupalı siyasetçilerden gelen eleştirilerin hiçbir önemi yok. Kurumsallaşmış iki yüzlülüğün neticesidir bunlar."
KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın bu konularla ilgili ifade ettiği görüşünün yüzde yüz doğru olduğunu söyleyen Çelik, "Burada Türkiye bütün bu savaşın dışında kendisini tutarken bütün Akdeniz'de de bu kaostan hem Türkiye'yi hem KKTC'yi ve garantör ülke olarak üzerine düşen sorumluluklar çerçevesinde bütün bu çerçeveyi bu savaşın dışında tutmaya, bütün bu kaosun, bütün bu güvenlik krizlerinin dışında tutmaya çalışıyor. KKTC'nin de Sayın Cumhurbaşkanı bunları çok yerli yerinde ve doğru bir şekilde değerlendirerek cevap vermiştir." diye konuştu.