Mühendislerimiz, mimarlarımız ve yeni normal yaşam alanlarımız

Covid-19 panedemisinin merkezinde ‘’sağlık’’ kavramı görünse de, silsile yoluyla her konuyu doğrudan etkiledi.

Eğitim, turizm, ekonomi, çalışma ve yaşam koşulları da pandemiden nasibini aldı.

Pandemi bitecek mi?

Bu konuda söz sahibi devletlere ve bilim insanlarına göre virüs uzunca yıllar bizlerle kalacak.

Bu yüzden pandemi bitse de, mutasyonlar nedeniyle dünmyanın farklı doğrafyalarında, farklı ülkelerde ortaya çıkacak yeni mutasyonlar, bölgesel ve kısa süreli önlemlerin alınmasını gerektirecek.

Yani özetle, onlara göre hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, ‘’yeni normal’’ olarak tanımlanan duruma, süreç içerisinde adapte olmamız beklemecek.

Adaptasyon sürecinde ise sağlık, eğitim, iş ve yaşam faaliyetlerimizde de bazı değişiklikler olacağı kesin.

Kapalı ve açık yaşam alanlarımız da pandemiden ve yeni normal sürecinden etkileneceğe benziyor.

Çünkü yeni normal süreçte ön plana çıkan temel konu ‘’bulaşın önlenmesi’’. Bulaşın önlenmesi için insanları bugün otele veya eve kapatırken, uzun gelecekte bu uygulamaların sürdürülebilir olamayacağını da biliyoruz.

Dolayısıyla bulaşın en aza indirilebileceği kapalı ve açık mekan arayışları da gittikçe artacağa, mimari projeler de bu merkez etrafında şekilleneceğe benziyor.

Zaten bu konuda, her ülkenin mühendis ve mimarları, çevre tasarımcıları kolları sıvamış bile.

Yeni normal sürecindeki tasarımlara örnekler verecek olursak:

  • Örneğin, evlerimiz olan temel yaşam alanlarında iç ve dış mekanların birbirinden daha iyi ayrılmış olması düşünülebilir. Yeniden tasarlanmış bir vestiyer bölümü ile, dışarıdan geldiğimizde kıyafetlerimizi, evin içerisine girmeden değiştirebiliriz.
  • Mutfağın, oturma alanının ve hatta çalışma alanının bir arada bulunduğu tasarımlar, bulaş riskini azaltmak amacıyla yerini birbirinden daha bağımsız çalışan, daha çok odalı tasarımlara bırakacağa benziyor. Bir izolasyon söz konusu olduğunda, evin her alanının değil, belli bir alanın kullanması hedeflenmiş oluyor.
  • Apartman hayatı yerini müstakil evlere bırakırken, bu olanakların olmadığı yerlerde üst üste katların yığıldığı apartmanlar yerini, kendi katlarında açık hava alanları olan katlara bırakıyor.
  • Büyük ev-küçük bahçe anlayışı; daha küçük ev daha büyük bahçe anlayışına dönüşüyor.
  • Kapalı alanların tavan yüksekliklerinin yükseltilmesi ve böylelikle hava dolaşımının daha iyi sağlanması, kişi başına düşen hava hacminin artırılarak bulaş riskinin azaltılması amaçlanıyor.
  • Akıllı binalar sayesinde, binadaki hava sıcaklığının ve kalitesinin otomatik ayarlanması hedeflenirken, temassız sistemler sayesinde de temas kaynaklı bulaşların önüne geçilmesi hedefleniyor.
  • İnşaat malzemelerinde antimikrobiyal özellikli nanoteknoloji ürünlerinin kullanılma sıklığı artacağa, belki de ileriki dönemlerde zorunlu hale getirilebileceğe benziyor.
  • Artan maliyetler, enerji gereksinimini de doğal yollardan (özellikle güneş) temin edebilecek binalar üretmeye zorluyor.
  • Evden çalışmalar artsa da ofislerden vazgeçilemeyeceği bilindiği için ofislerde de düzenlemeler yapılacağa benziyor. Eskisi gibi, ortak çalışma alanlarında omuz omuza çalışma ortadan kalkarak dönüşümlü çalışmalar tercih edilecek. Ofislerde daha geniş koridorlar ve merdivenler, daha geniş asansörler, daha yüksek bölmeler görülecek gibi.
  • Toplantı salonları, kişi sayısına göre ayarlanabilen modüler salonlar haline getirilecek, alanlar ve tavan yükseklikleri artacak.
  • Güneş ışınının önemi daha çok anlaşıldığı için, çalışma ortamları, çalışanların güneş ışığından en verimli bir şekilde yararlanacağı şekilde düzenlenecek, belki ofislerde ara bahçeleri daha sık görmeye başlayacağız.
  • Açık alanların, park ve bahçeler daha geniş olacak; çocuk oyun alanlarındaki araçlar temas riskini azaltacak oyuncaklara dönüştürülülecek, antibakteriyel özellikte malzemelerle yapılacak.

Yeni normalde kapalı ve açık mekanlar, bireysel ve toplu mekanlar konuları tahminimden de geniş ve detaylı imiş.

İnsanın bireysel ve toplu yaşamını ilgilendiren her şeye az ya da çok dokunan birçok detay barındırıyormuş içinde meğer.

Tüm dünyada, mimarların, şehir ve çevre tasarımcılarının yeni normalde her türlü sağlık sorununu göz önünde bulundurarak tasarımlar yapmalarını, projeler üretmeleri bekleniyor.

Fikirlerimiz varsa paylaşmakta, ama elbette en nihayetinde bu konularda İşi profesyonellerine bırakmakta fayda var.

Ülkemizde de Mühendislik ve Mimarlar Odası’nın, ülkemizin koşullarını da göz önünde bulundurarak çalışmalara başlamasında fayda olacaktır.

Bu sayede yeni normalde, yeni yaşam alanlarımızda kendimizi daha bir güvende hissetmiş olacağız.

(Kaynaklar:

- https://bilimteknik.tubitak.gov.tr/system/files/makale/32_pandemi.pdf

- https://phys.org/news/2020-03-post-pandemic-city-expert-coronavirus-impact.html

- https://www.apa.org/topics/covid-19/pandemic-safe-space

- https://www.constructiondive.com/news/post-pandemic-how-covid-19-will-change-office-hotel-and-mixed-use-design/593547/ )

İletişim: 0542-8529899