DİNSİZ BIR NESİL ARZULUYORSANIZ, BİRAZ ZOR BE CANIM...


Ülkemizde "Din" diyince bazı kesimler, özellikle de bazı sendikalar, kırmızı görmüş boğaya dönüşürler. 


Bu sendika ve kesimler, işlerine geldiğinde çağdaştir ve kendilerine Avrupa'yı örnek alırlar. İşlerine gelmediğinde, "Bizde yasalar ve durum farklı" diyerek işin içinden sıyrılırlar. 
Hala Sultan Ilahiyat Koleji'ne, zorunlu din derslerine ve yaz aylarinda duzenlenen dini kurslara yaklaşımları da aynen böyledir.


Onlara göre ülkemizde Hala Sultan tipi okullara gerek yoktur. "Bu okullarda kendini patlatmaya hazır nesiller yetişmektedir"(!) çünkü. 


Bu tiplerin ön yargıları ve dogmatik fikirleri o kadar kalıplaşmıştır ki, bunlarla bırakın medeni bir tartışmayı, konusabilmek bile mümkün değildir. 


Dolayısı ile sözümüz bunlara değil, "Ne oluyor orada?" diyen ortalama vatandaşadır. 


Bu noktada en sonda soyleyecegimizi en başında söyleyelim ve devam edelim.


Ülkemizde zorunlu din dersleri de, yaz dönemlerinde camilerde düzenlenen Dini bilgiler ve Kur'an kursları da ve özellikle Hala Sultan Ilahiyat Koleji de hem hukuki hem de AB standartlarına uygundur ve gereklidir.


Şimdi bu tiplerin kıblesi konumundaki AB ülkelerinde, din eğitimi ve devletin dini eğitim kurumlarına yaklaşımını anlatalım. 


Almanya: Anayasa’ya göre, din veya ahlak dersi, kamu okullarında düzenli okutulur. Anaokullarının yüzde 70’i kiliselerin yönetimindedir. Ders, devletin denetim hakkı çiğnenmeden, cemaatlerin ilkeleriyle uyum içinde verilir. Bu dersi veren cemaat mensuplarının ücreti ise Devlet tarafından ödenir. 


İspanya: İlk ve orta dereceli devlet okulları, öğrenciye din dersi vermek zorundadır. Din dersleri programları ilgili dinin temsilcileri tarafından hazırlanır.


İsveç: Din dersleri, devlet okullarında zorunlu ders olarak okutuluyor. İlköğretim öğrencileri, 1-9 sınıflar arasında toplam 885 saat din dersi almak zorunda. Derslerde üç büyük dinin esasları öğretilir.


Norveç: İlk ve orta dereceli devlet okullarında tüm öğrencilere zorunlu hâle getirildi.


Belçika:Özellikle eğitim kurumlarının yarısından fazlasını elinde bulunduran Katolik Kilisesi, kendi okullarında daima dinî havayı yaşatmaya çalışmaktadır.


Danimarka:1953 tarihli Danimarka Anayasa’sına göre, Evangelik Lüteryen dini, resmî din olup, devlet tarafından desteklenmektedir.Ülkede, din dersi ilköğretim okullarının 1-9. sınıflarında “Hristiyanlık”, 10 sınıfta ve liselerde “Din Bilgisi” adı altında okutulmaktadır.Dersin programı eğitim bakanlığı  tarafından yapılmaktadır. Din dersleri, mezhepler üstü olarak verilir.


Avusturya: Din eğitiminden farklı kilise ve cemaatler sorumludur. Din dersi ilkokul, ortaokul, eğitim, ziraat ve orman fakültelerinde zorunlu, özel okullarda seçmelidir.


Hollanda: Din dersleri, haftada 3 saati geçmemek üzere bir yılda en fazla 120 saat veriliyor. Derslerin programları ve öğretmenlerini ilgili dinin temsilcileri belirliyor.


İtalya: Anaokulları ve ilkokullarda haftada 2 saat, ortaokul ve liselerde 1 saat seçmeli din dersi var. Kilise derslerin programlarını hazırlıyor öğretmenleri atıyor.


Portekiz: İlk ve orta dereceli devlet okullarında, din dersleri seçmelidir. Dersin programını ve içeriği de Katolik Kilisesi tarafından hazırlanıyor.


Polonya: İlk ve orta dereceli özel ve devlet okullarında seçmeli din dersi var. Eğitimin içeriğini Kilise ile bağlantılı olarak Eğitim bakanlığı yapıyor.


Yunanistan: Din eğitimi anaokullarından başlıyor. Haftada 2 saat veriliyor. Müslüman azınlık da bundan faydalanabiliyor.


İngiltere: Din dersleri devlet ilk ve orta dereceli okullarda düzenli dersler arasında yer alır. Okullarda güne toplu dua ile başlamak yasa emridir.Ancak, öğrenci velileri, isterlerse çocuklarını, hem din dersine hem de toplu duaya katılmaktan alıkoyabilirler. Din dersinin programlarını hazırlama yerel yönetimlerinin sorumluluğundadır.Din dersleri mezhepler üstü olarak okutuluyor.


Avrupa Ülkelerinin tamamında kiliseler, kişiler ve cemaatler, dini mahiyetli özele okullar açabilirler. 


Ve yine bu ülkelerin tamamında sendikalar, çalışanların haklarını korumak için vardır ve hiç bir ülke de sendikalar devlete ortak değildir. Biz de ise sendikalar seçilmiş hükümetlerin gizli ve en güçlü ortağı olup statukonun bekçileridir. 


Hep söyleriz; bu sendikaları gerçek işlevine döndüremeyen hiç bir hükümet, bu ülke de reform yapamaz ve başarılı olamaz.