Devlete zarar veren kim!

Önce muhalefette konuşuyorlar…

İktidarların devlete zarar verdiklerinden dem vuruyorlar!

Muhalif olmak kolay iş çünkü bizde…

Sonra da iktidar oluyorlar!

Verdikleri sözlerin birçoğunu yapmıyorlar…

Sonra da muhalefete devlete zarar veren açıklama yapmamalarını salık veriyorlar!

Kör bir dövüş bu aslında…

Muhalefette başka!

İktidarda bambaşka…

Bizdeki siyasetin gerekliliği bu çünkü!

Son günlerde yine bu tür açıklamalar gelmeye başladı, dün muhalefette olup bugün iktidar koltuğunda oturanlardan…

Şimdi devletin koltuklarına oturdular ya!

Devlete zara vermeyin diye bağırıyorlar…

Çünkü devletin olanaklarını şimdi onlar kullanıyor!

Güya devlete sahip çıktıklarını gösteriyorlar…

Çok ucuz siyaset bu!

Yanardöner siyaset diyoruz biz bunlara…

Aslında devlet söylemleri filan palavra!

Yeter ki koltuklar sağlamlaştırılsın…

Babalarından miras kaldı ya!

Şimdi iktidar olanlara sormak gerek…

Bu devlete kim zarar veriyor, diye!

Devleti eleştirenler mi yoksa devlete sahip çıkmayanlar mı?

Örnek de verelim mi?

Başına ‘milli’ kelimesini koymuşlar…

Eğitim politikaları devletin çıkarlarını korusun diye!

Bu devlete yakışır gençler yetiştirsinler…

İşte okullar açıldı bir kez daha gördük!

Bina yok, özel okullarda devlet okullarının öğrencileri okutuluyor…

Yine öğretmen eksikliği ile başladı öğretim yılı!

Dersler boş geçiyor çünkü plan yok program yok…

Okullar açılıyor, öğretmen alımları için sınavlar aynı tarihlerde yapılıyor!

Ara gereç ona keza!

Özel okullarda her şey bir tamam…

Devletin okullarının depoları bomboş!

Salıkta da aynısı yaşanıyor…

Burada gelmiş geçmiş tüm hükümetler de sorumlu!

Hastane yok, kuyruklar dışarıya taşıyor…

Ameliyatlar ve önemli tahliller aylar sonraya veriliyor!

Parası olan özele giderken, olmayan aylarca şifa bulmaya bekliyor…

Bu mudur sizin devletçilik anlayışınız!

Hesapsız kitapsız alımlar nedeniyle kamyonlar dolusu ilaç depolarda imha edilmeyi beklerken garibana ilaç yok demek midir devlete sahip çıkmak, devleti yüceltmek?

Ceplerinden tek kuruş çıkmadan bu ülkeye kazandırılacak devasa hastane önerisini bile elleriyle yok ettiler…

Hastalar 40 yıllık köhne binalarda bin bir türlü zorlukla dertlerine derman arasınlar!

Hekim sayısı yetersiz, hemşire de…

Sağlık bu şaka gelmez ama bizde istihdam demek partiye partiliye hizmet demek!

Yolların durumu ortada…

Türkiye kıstı musluğu bütün yollar kaderine terk edildi!

Bizim devlete sahip çıktığını zannederler şimdi her biri dilenci rolüne büründü…

Musluk açılırsa ne ala!

Açılmazsa yarım kalan tüm yatırımlar heba olacak…

Alın size mükemmel devlete sahip çıkma örneği!

Yargı ona keza…

Gelen yüksek mahkeme başkanı da giden de şikayet etmekten artık utanır oldular!

Yargıya yatırım yapsınlar dile etkinlikleri iptal ediyorlar…

Bu arada laflarını da esirgemiyorlar!

Peki sonuçta ne oluyor?

Devlete sahip çıktıklarını söyleyenler, devlete zarar verilmemesini isteyenlerin bir kulağından girip diğer kulağından çıkıyor…

Çünkü devlet filan umurlarında bile değil!

Onun içindir;

Devlete sahip çıkmak, onu korumak laf ebeliğiyle olmaz…

Bu ülke insanının eğer devletine sahip çıkmasını istiyorsanız bunu önce siz yapacaksınız!

Adam gibi bir devlet yönetip, adam gibi bir devlet yaratacaksınız…

MERAKLI KÖŞE?

Yine casino izni mi?

Bildiğimiz kadarıyla Girne ve civarında bundan böyle artık casino izni verilmeme kararı alınmıştı…

Doğru bir karardı çünkü bu işin cılkı çıkmıştı!

Ama büyük ihtimalle bir kara üretip yine vermeye başlayacaklar…

Birileri devreye girmiş hükümete baskı için!

Dolayısıyla takipçisi olacağız…

Bu işe kimler aracı oluyor!

Ceplerine ne girecek?

Kimlere yeni izinler verilecek?

Yakında şenlik var anlayacağınız…

Böyle sistem olur mu?

Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik’in istihdam konusundaki şikayetleri…

Yerden göğe kadar hakkı var!

Örneğin katip istihdamı yapılıyor…

İstihdam ediliyor da!

Sonra mahkemelerde çalışmaya başlayan öğretmen sınavını kazanıp öğretmenliğe başlıyor..

Çünkü öğretmenlik bizde ballı kaymak!

Mesaisi az…

Tatili bol!

Sistem böyle olunca da kader utansın artık…

Oldu mu şimdi?

Trafik cezaları epey uçmuş…

Biz de akıllı olmayana ağır cezadan yanayız ama!

Şu alkollü ve uyuşturuculu araç kullanana kesilecek olan cezalarda da epey çelişki var…

Çek şişeyi kafaya araç kullan 3 bin 400 TL öde!

Vur damara eroini araç kullan bin 700 TL cezası olsun…

Yani kusura bakmayın da!

Eğer bu karar geçerse sanki de insanlara içmeyin ama uyuşturucu kullanın yönünde bir teşvik söz konusu olacaktır…

Bir daha düşünün deriz!

Örneğin hem alkol hem uyuşturucu kullananın sürüş ehliyetini ömür boyu elinden alın, sizi alnınızdan öpelim…

Nüfus sayımı neyi bekler?

Bir devletin nüfusu ne kadardır bilinmesin olur mu?

Bizde oluyor…

Çünkü bu ülkede tüm planlar nüfus üzerine yapılıyor!

Ne kadar nüfus o kadar okul…

Ne kadar nüfus o kadar hastane!

Bu konuda sendikalar haklıdır…

Nüfusu belirlemeden ağzınızla kuş tutsanız hiçbir işe yaramaz!

MESAJ KUTUSU

Sayın Bülent ÇIRAKLI, Başkanı olduğunuz Kuzey Kıbrıs Kızılay konusunda son günlerde çok ciddi ihbarlar almaya başladık. Pek yakında bazı belgelerde kahvenizi içmeye geleceğiz haberiniz olsun istedik. Lokum tadında günler dileriz, tabi ki şimdilik!

Sayın Kudret ÖZERSAY, parti içinde Cumhurbaşkanlığına aday olmaktan her an vazgeçebileceğiniz konuşulmaya başlandı! Eğer kendi partilinize kendinizi anlatamazsanız diğerlerine çok anlatırsınız, haberiniz olsun istedik!

Sayın Cemal ÖZYİĞİT, eğitimde 15 ay boyunda tek bir çivi çakmadan zaman geçirdiniz ama muhalefete inince hele okul eksikliği konusunda yaptınız açıklamalar çok da inandırıcı olmuyor! Sorumlu muhalefet lütfen!

Sayın Olgun AMCAOĞLU, akaryakıt kaçakçılığı konusunda bakanlık olarak çok ciddi tedbirler almaya başladığınızı duyduk. Çok da iyi ettiniz zira eğer bunları enseleyip de bir de deşifre ederseniz tarihe adınızı yazdırırsınız! Yeter ki biraz cesaret!

Sayın Kubilay ÖZKIRAÇ, hükümetle yaptığınız görüşmelerde tasarruf konusunda hangi sözleri verdiğiniz kurum içinde hayli tartışma ve merak konusu olmuş diye duyduk! Şeffaflık adına bunu bir de kamuoyuyla paylaşsanız diyoruz, fena mı olur yani!

Sayın Cemal REDİF, şu özel kalemlik işine hiç girmeseydiniz sizin eski dosyalar da unutulup gidecekti ama büyük bir hata yapıp kendinizi hatırlatarak çok da iyi yapmadınız! Hatırlarsanız şu ihracat işlerini sizinle yıllar önce konuşmuştuk değil mi?

Sayın Filiz BESİM, hasta yapımı için yaptığınız çağrılara biz kendiniz inanıyor musunuz Allah aşkına! Eğer öyleyse sizin bakanlık döneminde niye böyle bir girişimde bulunmadınız. Ayrıca şehir hastanesine karşı duruşunuz da muallakta kaldı!

Sayın Özer KANLI, UBP’de doğruları söyleyenler genelde pek sevilmez ve dışlanmaya çalışılır. Bu konudaki atağınızın sonucunu merakla bekleyeceğiz, umarız tarih tekerrürden ibaret olmaz, dokuzuncu köy arayışına da girmezsiniz!

Sayın Ahmet LATİF, anladığımız kadarıyla yargısız infaz edilecekler listesine sizi de birileri almış olmalı ki, bunun ilk mesajları verilmeye başlandı. Bu sıralar radarları açık tutmak gerek zira düşmanın nerede olacağını kestirmek hayli zor olabilir!

Sayın Zeki ÇELER, uzun bir aradan sonra sıkı bir muhalefete başlayacağınızın sinyallerini vermeye başladınız gibi geliyor bize! Yine de muhalefet yaparken dengeleri sağlamakta yarar görüyoruz çünkü burada olan nedense hep kurumlara oluyor!

Sayın Hasan SUNGUR, sizin şu meşhur ‘mafya’ şikayetlerinin ip uçları bize gelmeye başladı. İsimleri siz mi vermek istersiniz yoksa bu işi bize mi bırakırsınız? Biraz düşünüp kararınızı açıklayın ki siz görevinizi yapmazsanız biz yapalım!