Borcu borçla ödemek!

Bankalar cep telefonlarına mesaj göndermeye başladı...

Kredi kartı limitiniz filanca kadar artırılmıştır...

Zaten hükümette bir karar aldı;

Asgari ödeme tutarları aşağıya çekildi...

Oysa eski karar doğruydu!

Vatandaşın kredi kartlarında patlama yaşanmasın diye kontrol amaçlı asgari ödemeler yüksek tutulmuş, en azından hovardaca harcamaların önünü bir nebze olsun kesilmişti...

Şimdi eskiye döndük anlayacağınız!

Yüklenin kredi kartlarına...

Zaten hemen herkeste üç-beş tane kart var, sanki de kendi paran gibi harca!

Ödeme günü gelince de ondan çek öbürüne yatır...

Nasıl olsa asgari ödeme miktarı devede kulak oldu!

Sonra yüklü faizler kapıya dayanınca, bankadan yüklü para çek, onları öde...

...

Artık sağlığı bir yana koyduk ekonomik kriz ön plana geçti...

Memur ve emekli de sıkıntı yok!

Devlet çalışandan yüzde 25 borç alacak günü geldiğinde de geri verecek...

Hele de ayda birden fazla devlet maaşı giren evler sağ selamet!

En yüksek memur maaşı alınan önlemlerle 8 bin 500 TL oldu...

Aileden iki kişi bu parayı alsa al işte sana 17 Bin TL!

Zaten sosyal harcamalar ve lüks yaşam da şimdilik bitti...

Kriz en çok onlara yarayacak, para bile biriktirecekler!

Ama işte gelin görün ki özel sektör öyle değil...

İşverenin derdi ileri tarihli çekleri ödemekte!

Çalışan ise belki bu ay parasını alacak ama gelecek ay garantisi yok...

Karar kara düşünüyor!

O düşünmeyecek de kim düşünecek ki?

...

Bakanlar kafaya kafaya verdi çekler için bir karar üretti...

10 Günlük bekleme süresini 90 güne çıkardı!

Ama bir şey daha yapıyor...

Çeklerin arkasını mühürlüyor!

Kimi epey memnun, 90 gün süresi var diye...

Kimi ise başına ilk kez böyle şey geliyor, çeki mühür yiyor, itibarsız duruma düşürüldüğüne yanıyor!

Ha keşke biraz Rum tarafını örnek alsaydılar...

Bu işin ayıbı yok ki!

Bu arada işlerin ne zaman düzeleceği de belli değil...

Ya bu kriz daha uzun sürer de 3 ay sonunda milletin cebine girmezse ne olacak?

Ülkenin yarısından fazlası çek yasağına girecek...

Mazbataları hacizler takip edecek!

Sosyal patlamanın daniskası yaşanacak...

...

Bu arada hükümet kesenin ağzını da açmadı değil...

Para filan yok diye ağlıyorlardı meğerse yalan dolanmış!

1 Milyar TL gibi çok ciddi bir para var ortada, kredi verilecekmiş...

Ardından Kalkınma Bankası da böyle bir karar aldı!

Slogan da anında belirlendi;

Kredi al, çekini öde!

Kulağa hoş geliyor değil mi?

Diyelim ki aldın, şimdilik çekini ödedin, ya sonrası...

Kredi kartları patlayıp bir de bankalara olan borç faiziyle geri istenince esnaf ve iş insanı ne yapacak!

Bizim bu konularda en çok korktuğumuz intiharların ardı ardına gelmesi...

Benden sonrası tufan misali!

...

Bu arada dikkat ederseniz alınan kararlarla bedeli çok ağır olsa da her kesin elini taşın altına koyması isteniyor ama...

Devlet bir türlü elini taşın altına koymuyor!

Aksine kayanın altına sokmalıydı...

Ama o borç verip, vatandaşın ensesinden para kazanacak!

Tabi ki insanlar çıldırmayıp borçlarını ödeyebilirse...

Zira borcu borçla ödeme sisteminin hiçbir zaman maya tutmadığını artık sokaktaki çocuklar bile kavramış durumdayken!

Bu arada sahi hükümet siyasi partilere verdiği katkı paylarından kesinti yapmayı da düşünüyor mu acaba?

Hadi ağzımızı bozmayalım, kapatıp gidelim konuyu!

Emeğine sağlık Utku Karsu

...

Karpaz’daki yardımlara kim karar veriyor?

Karpaz bölgesi için oluşturulan Karpaz Koordinasyon Komitesini doğru buluyoruz...

Ha keşke bütün bölgelere kurulsaydı işin başından beri!

Bu arada Karpaz bölgesinden vatandaşlar arayıp sitem ediyor...

Yapılan kumanya yardımları hangi kıstasa göre belirleniyor diye!

Buna komite başkanı Kemal Deniz Dana mı belirliyor, yoksa Kaymakam mı?

Ya da komitedeki polis üye mi?

Hepsi başımız üstüne de bölgenin Sosyal Hizmetler Dairesi memurları niye bu komitede yok!

Bölgeyi, ihtiyaçlıyı en iyi bilen onlar...

Niye evde oturuyorlar ki!

Sami’yi izlerken...

Sabahları sürekli izlemeye çalıştığımız Kanal SİM’in tecrübeli ve başarılı sabah programcısı Sami Özuslu’yu dün sabah da izlemeye çalıştık...

Çalıştık çünkü yağışların her şiddetli olduğu zaman olan yine oldu!

Yağmur biraz artınca artık klasik haline gelen ‘sinyal yok’ yazısı ile karşılaştık...

Maalesef ki yağışlı ve fırtınalı havalarda yayın yapan bizim kanallar aynı anda devre dışı kalırken, Türkiye’nin kanalları pırıl pırıl yayınlarına devam ediyor!

Bu ne biçim kaderse artık...