Laricani askeri bir lider değildi ancak İran'ın stratejik kararlarının merkezindeki isimlerdendi.
Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri olarak savaş, diplomasi ve ulusal güvenlik konularındaki kararlarda doğrudan etkiliydi.
Özellikle ABD ve İsrail'le yaşanan çatışmada Laricani'nin görüşlerinin ağırlığı hissediliyordu.
28 Şubat'ta ülkenin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in öldürülmesi sonrası Laricani kararlı bir ton benimsemiş ve İran'ın uzun erimli bir savaşa hazır olduğu mesajını vermişti.
Laricani, başka birçok İranlı üst düzey yetkilinin öldürüldüğü dönemde hedef alındı ve bu durum İran'ın liderlik yapısının zayıflatılmasına yol açtı.
Batı ülkelerine karşı sert tutumuna karşın Laricani ülke içerisinde pragmatik bir lider olarak biliniyordu. İdeolojik bağlılıkla teknokrat yaklaşımını bir araya getiriyor, ince hesaplanmış stratejileri retoriğin önünde tutuyordu.