TÜRK’E İHANET EDENLERİN SONU

15 Temmuz darbe girişimi, bu millete bir ihanettir elbette.

 

Ama biliniz ki ne ilktir ne de sondur bu ihanet.

 

Türk Milleti tarih boyunca en çok ihanete uğrayan ve içinden pek çok hain çıkaran bir millettir.

 

Hainlik, psikolojik bir olay olduğu kadar genetik bir olaydır aynı zamanda.

 

Hainlerin kökenini araştırın. Mutlaka bir melezlikle karşılaşırsınız.

 

Adının Türk olması veya bilinen anne babasının Türk olması, soy özürlü bir kişinin vatanına ve milletine ihanet etmesine engel olamaz.

 

Ama bu millete ihanet edenlerin sonu hep korkunç olmuştur.

 

Osmanlıyı arkadan vuran İngiliz işbirlikçisi Şerif Hüseyin’in, Kıbrıs sürgünün ardından ölüm döşeğinde oğluna “Oğlum biz Osmanlıya ihanetin bedelini ödüyoruz” demesi boşuna değildi…

 

Rahmetli Necdet Sevinç ağabeyimden dinlediğim bir başka ihaneti anlatmama müsaade buyurun lütfen:

 

Adı, Nuri Sait Paşa idi.

 

Türk adı taşımasına rağmen Türklükle uzaktan yakından alakası yoktu. Buna rağmen son devir Osmanlı paşalarından biriydi.

 

Bu herif de birçok Osmanlı yöneticisi gibi İngilizler tarafından ele geçirilmişti.

Türkiye Cumhuriyetinin Musul ve Kerkük’ü kaybetmesinde, Misak-ı Milli sınırları içerisindeki o toprakların İngiliz hâkimiyetine geçmesinde bu hainin büyük emekleri vardı.

 

Musul-Kerkük elimizden çıkınca ve bütün Irak İngiliz yönetimine geçince, İngilizler yukarda bahsettiğim Şerif Hüseyin’in oğlu II. Faysal’ı Irak’a Kral tayin etmişlerdi. Tescili vatan haini Nuri Sait Paşa da, Başbakanı olmuştu bu kukla yönetimin.

 

Yeni efendilerine yaranmak için, Irak Türkmenlerine her türlü eziyeti yapmaktan çekinmiyordu bu hain.

 

1957 yılına gelindiğinde İngiltere, Irakta ki yönetimi değiştirme ihtiyacı hissetti.

 

Londra’da yazılan senaryo şöyle gelişmişti…

 

II Faysal, o esnada Osmanlı hanedanından bir hanımla evlenip tahtını sağlama almak istiyordu. Üstelik düğünün bir bölümü İstanbul’da yapılacaktı. Başbakan Nuri Sait, düğün hazırlıklarını gözden geçirmek için 13 Temmuz 1957 tarihinde İstanbul’a gelmişti.

 

İngilizlerin kontrolündeki Baasçılar ise darbeyi 14 Temmuzda yapacaklardı. Nuri Sait Paşanın İstanbul’da olması hesapta yoktu. İstanbul’da kalacağı otele yerleşemeden, İngiltere’nin Bağdat Büyükelçisi tarafından çok acil olarak Bağdat’a dönmesi emredildi.

 

Bağdat’a döner dönmez İngiliz Elçisini arayan Nuri Sait Paşa’ya Elçi ancak ertesi gün görüşebileceklerini söyleyince, Sait Paşa buna bir anlam verememişti.

 

Gece yarısı ihtilal patlak verdiğinde bile efendilerinin kendisini gözden çıkarabileceğine ihtimal vermiyordu. Bu yüzden saklandığı evden Elçiyi arayarak kendisinin oradan alınmasını istedi. İngiliz Elçisi ise derhal ekip göndereceğini ve oradan ayrılmamasını söyledi.

 

Birazdan kapıyı çalan ihtilalci Baasçılardı. Elçi, ihtilalcilere Sait Paşa’nın adresini vermişti.

Nuri Sait Paşa teslim olmayı düşünmüyordu. Kadın kıyafeti giyerek gelen ihtilalcilerden kurtulmaya çalıştı. Başaramadı. İhtilalciler onu oracıkta kadın kıyafeti içinde öldürdüler.

 

Bilmem ki 15 Temmuz darbe girişiminde bulunanlar veya bu darbe girişime destek olanlar, Nuri Sait Paşa veya Şerif Hüseyin gibi hainlerin hayat hikayesini okumuşlar mıdır?

 

Biliniz ki, Allah bu milleti seviyor. Bu millete ihanet edenleri de bir şekilde cezalandırıyor.

 

Demem o ki, bu millete ihanet edecek olanlar tarihi biraz karıştırsalar iyi olur.