Ulusal Egemenlik, Akıncı ve 23 Nisan kutlamaları

Büyük Atatürk’ün çocuklarımıza armağan ettiği 23 Nisan’ı, Kıbrıs Türk Halkının ayrı EGEMENLİĞİNE karşı çıkan, “ egemenlik uğruna ölünecek Leyla değildir” zihniyetine sahip olan, egemenliğimizin simgesi ve güvencesi olan bağımsız devletimizin tanınmasını ve sonsuza dek yaşamasını istemeyen, tek hedefi ve misyonu, bu devleti tasfiye edip, Rum ağırlıklı birleşik bir Kıbrıs içinde egemenliği olmayan karma bir eyalete dönüştürmek olan bir Cumhurbaşkanıyla ve onun ruhani liderliğini yaptığı dörtlü koalisyon hükümetiyle kutlamak büyük bir talihsizliktir...

EGEMENLİĞİ SAVUNDUĞUMUZ İÇİN YILLARCA BİZE SALDIRDILAR
Düşünün ki, bugün milli egemenlik üzerine inanmadıkları nutuklar atacak olan kadro, yıllarca sırf egemenliği savunduğu, egemenlikten taviz verilemeyeceğini söylediği ve egemenlikten ödün vermediği için KKTC’nin kurucusu liderimiz rahmetli Denktaş’a söylemedik söz bırakmamıştır...
Düşünün ki, bugün milli egemenlik üzerine inanmadıkları söylevler çekecek olan bu kadro, yıllarca, sırf milli egemenliği ve egemenliğimizin güvencesi olan devletimizi savunduğumuz için bize saldırmıştır... 
Hala, sırf “milli egemenlikten taviz verilemez, olası bir anlaşma iki eşit-egemen devlete dayalı olmalı” dediğimiz için, hiç utanıp-sıkılmadan bize “ayrılıkçı, gerici, şövenist, barış karşıtı, bölücü, faşist ” demeye devam ediyorlar...
O zaman sormak gerekmez mi:
- Milli egemenliğe, bağımsızlığa, bunların simgesi ve güvencesi olan devlete ve bu devletin tanınmasına karşı çıkmaya devam ettiğinize göre, o zaman, milli egemenlik uğruna muhteşem bir kurtuluş savaşı veren Büyük Atatürk’ü ağzınıza alırken, anıtına çelenk koyarken hiç sıkılmayacak mısınız?
- Konuşmalarınızda milli egemenlikten söz ederken hiç utanmayacak mısınız?

KUTLAMALARDA EGEMENLİK VURGULANMIYOR
Dikkat ettim, kaç gündür 23 Nisan’la ilgili çocukların makamlara yaptıkları ziyaretlerde konuşan siyasiler, 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramının içindeki EGEMENLİK vurgusunu bilinçli olarak gizliyorlar...
23 Nisan’ı salt bir çocuk bayramı olarak geçiştiriyorlar
Ulusal Egemenlik vurgusunu gizleyerek bu önemli günün içini boşaltıyorlar..
Zihniyetleri, yapmak istedikleri ve planladıkları açıktır:
Amaç, çocuklarımızı ve gençlerimizi Atatürk düşünce sisteminden, ilke ve devrimlerinden uzak tutmak; milli egemenliğin bir ulus için olmazsa olmaz önemini genç beyinlerden gizlemektir
Oysa, 23 Nisan sadece bir çocuk bayramı değil, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yasama organı olan TBMM’nin açılmasının ve TBMM yoluyla egemenliğin halka ait olduğunun vurgulandığı bir gündür...
Halkın egemenliğini, seçtiği vekillerin toplandığı Milli Meclis eliyle kullandığının, milli egemenlik olmadan ayrı devlet, özgürlük, bağımsızlık, demokrasi, eşitlik olamayacağının genç beyinlere kazındığı bir gündür...
Atatürk, bu günü çocuklara armağan ederken, amaçladığı, genç nesillere ve yeni kuşaklara, Milli Egemenliğin önemini anımsatmaktı, öğretmekti...
Egemenliğin nasıl ve ne denli zor koşullarda, ne denli büyük özverilerle elde edildiğini anlatarak egemenliği koruma görevini genç kuşaklara verdiğini göstermekti.
Dolayısıyla, 23 Nisan’ı bu özünden soyutlamak, büyük bir sahtekarlık ve iki yüzlülüktür...

ATATÜRK VE MİLLİ EGEMENLİK 
Atatürk, İngiliz himayeciliğine de, Avrupa ve Amerikan mandacılığına da eylemle karşı çıkarak kurtuluşun, Türk ulusunun milli gücüne dayanan TAM BAĞIMSIZLIKTA-MİLLİ EGEMENİKTE olduğunu ifade etmiştir.
“Efendiler, Türk devletinin istiklali mukaddestir, o ebediyyen müemmen ve masum olmalıdır...Eşitliğin de, adaletin de temeli milli egemenliktir” deyişi O’na aittir…
“Tam istiklal dendiği zaman, tabii, siyasi, mali, iktisadi, adli, askeri, kültürel vs. her hususta tam istiklal, tam serbestlik denilmektedir. Bu saydıklarımın herhangi birinde istiklalden mahrumiyet, millet ve memleketin hakiki manasıyla bütün istiklalinden mahrumiyet demektir...Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklalinden mahrum bir millet, medeni insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye liyakat kazanamaz” demiştir..
“Alınmış egemenlik, hiçbir neden ve biçimde terkedilemez, geri verilemez, bırakılamaz. Bu egemenliği tekrar geri alabilmek için kullanılmış olan araçları kullanmak gerekir.”sözleri de O’na aittir.
“Aciz ve korkak insanlar, herhangi bir felaket karşısında milletin de hareketsizliğe düşmesine ve çekingen hale gelmesine sebeb olurlar. Acizlik ve kararsızlıkta, o kadar ileri giderler ki, adeta kendi kendilerini hor görürler, küçük görürler. Derler ki, biz adam değiliz ve olamayız! kendi kendimize adam olmamıza imkan yoktur.” Diyerek Milli Egemenliğin gücüne ve önemine inanmayan aşağılık psikolojisi içinde olanları uyarmıştır

AKINCI, ATATÜRK’E KULAK VERMELİ
Hasbelkader bir dönem inanmadığı devletin Cumhurbaşkanlığı makamına gelen Mehmetali Talat, “egemenlik uğrunda ölünecek Leyla değildir. Denktaş’ın söylediği gibi maddi bir şey, uğrunda ölünecek bir şey değildir egemenlik...Denktaş egemenlik gibi önemsiz bir konuda takılıp kalmıştır” diyebilmişti...
Ve, ne acıdır ki bugün de, KKTC Cumhurbaşkanlığı makamında bulunmasına, KKTC’yi ve egemenliği koruma yemini etmesine karşın, Rumlar karşısında korkak, aciz ve teslimiyetçi bir politika izleyen Akıncı da, ayrı devletimize, milli egemenliğimize ve KKTC’nin tanınmasına karşı çıkıyor, iki egemen devlete dayalı bir anlaşmayı savunmuyor…
Egemen-bağımsız KKTC’nin federal Kıbrıs içinde egemenliği olmayan bir eyalete dönüştürülmesini savunuyor… 
Akıncı’ya soruyorum:
- Hiç olmazsa bu anlamlı günde ve bulunduğunuz bu kutsal makamda, Büyük Atatürk’ün egemenliğin önemine vurgu yapan yukarıdaki sözlerinden almanız gereken bir mesaj yok mu ?