<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Kıbrıs Manşet - Kıbrıs Haber, KKTC Son Dakika, KIBRIS Gündem, Kıbrıs Gazetesi, Haber KKTC</title>
    <link>https://www.kibrismanset.com</link>
    <description>KKTC Haber, KIBRIS Haber,  Kıbrıs Son Dakika, Kıbrıs Haberleri,  Kıbrıs Gazete Manşetleri, Kıbrıs Gündem</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.kibrismanset.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 10 Apr 2026 21:02:30 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: D vitamini düzeyi ile Alzheimer arasında ilişki var]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/arastirma-d-vitamini-duzeyi-ile-alzheimer-arasinda-iliski-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/arastirma-d-vitamini-duzeyi-ile-alzheimer-arasinda-iliski-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir araştırmaya göre orta yaşlarda yüksek D vitamini, ilerleyen dönemlerde Alzheimer hastalığı riskini azaltıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İrlanda’daki Galway Üniversitesi’nin yürüttüğü uluslararası çalışmada D vitamini düzeyinin beyin sağlığında sanılandan daha önemli rol oynayabileceği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ortalama 39 yaşında ve demans belirtisi bulunmayan 793 yetişkinin kanındaki D vitamini değerleri ölçüldü.</p>

<p>Yaklaşık 16 yıl sonra katılımcılara beyin taraması yapıldı. Alzheimer’la ilişkili tau ve amiloid beta protein düzeyleri incelendi.</p>

<figure><img alt="" decoding="async" height="541" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" src="https://www.diken.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/2026-01-22-beyin-rontgen-pexels.jpg" width="1000" />
<figcaption>Beyin. Fotoğraf: Pexels</figcaption>
</figure>

<p>Orta yaşta daha yüksek D vitamini seviyelerine sahip bireylerde ilerleyen yıllarda hastalıkla bağlantılı biyobelirteçlerin daha düşük düzeylerde görülebileceği belirlendi.</p>

<p>Araştırmanın yazarlarından Martin David Mulligan, yüksek D vitamini seviyelerinin beyinde tau birikimine karşı koruyucu olabileceğini söyledi:</p>

<p><strong>“Bu sonuçlar orta yaşlarda yüksek D vitamini düzeylerinin beyinde tau oluşmasına karşı koruma sağlayabileceğini ortaya koyuyor. Ayrıca demans riskini azaltmak için değiştirilebilecek ve tedavi edilebilecek bir risk faktörünü de gösteriyor.”</strong></p>

<p>Çalışmanın ayrıntıları <strong>‘Neurology Open Access’</strong> adlı dergide yayınlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/arastirma-d-vitamini-duzeyi-ile-alzheimer-arasinda-iliski-var</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 20:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/04/20230107-alzheimer-aa.jpg" type="image/jpeg" length="70319"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Menopozda ilk 10 yıl 'altın zaman']]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/menopozda-ilk-10-yil-altin-zaman</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/menopozda-ilk-10-yil-altin-zaman" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın ömrünün yaklaşık 30 yılı menopozda geçiyor. Bu uzun yılları sağlıklı geçirmek için, menopoza girildikten sonraki ilk 10 yıl ‘altın zaman’ olarak değerlendiriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Menopoz ve Andropoz Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Tamer Erel bu dönemde başlatılan östrojen tedavisinin koroner kalp hastalığı riskini azalttığını, damar sağlığını desteklediğini ve tüm nedenlere bağlı ölümleri düşürdüğünü söyledi.</p>

<p>Bilimin Işığında Menopoz Zirvesi’nde mesele A’dan Z’ye tüm yönleriyle ele alındı. Hekimlerin yanı sıra konuya ilgi duyan kadınların (tek tük de olsa erkeklerin) katıldığı iki günlük zirvede Erel, Diken’in sorularını yanıtladı.</p>

<figure><img alt="" decoding="async" height="740" sizes="(max-width: 740px) 100vw, 740px" src="https://www.diken.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/2026-04-06-tamer-erel-diken.png" width="740" />
<figcaption>Prof. Dr. Tamer Erel. Fotoğraflar: Diken</figcaption>
</figure>

<p>Östrojen sadece cinsiyetle ilgili bir hormon değil. Kadınları kalp ve damar hastalıklarından koruyan önemli bir faktör. Bu sebeple koroner kalp hastalığı kadınlarda erkeklere kıyasla 10 yıl daha geç ortaya çıkıyor. Ancak menopozla birlikte östrojen avantajı ortadan kalktığı için, kadınlarda da kalp ve damar hastalıkları bir numaralı ölüm nedeni oluyor.</p>

<h3>Ne kadar erken, o kadar iyi</h3>

<p>Bu nedenle menopoz tedavisinde 60 yaşına kadar olan yaklaşık 10 yıllık altın zaman bir fırsat penceresi olarak görülüyor.</p>

<p>Kadınların kalan ömürlerini sağlıklı, çalışarak ve hayattan kopmadan geçirmek istediklerini vurgulayan Erel şöyle konuştu:</p>

<p><strong>“Dolayısıyla menopozdan sonraki 50 ile 60 yaş arasındaki 10 yıllık bölüm çok önemli. Çünkü bütün kronik hastalıklar hep bu dönemde çıkıyor. Ancak ne kadar erken başlanırsa o kadar iyi. Plaklar damarlara yerleştikten sonra östrojen almaksa pıhtılaşma riskini artırıyor.”</strong></p>

<p>Erel ayrıca önemli bir noktayı da vurguladı: <strong>“Hormon tedavisini kronik hastalıkların tedavisi için değil, menopozun ateş basması, terleme, duygusal değişiklikler, uykusuzluk, vajinal kuruluk, idrar problemleri, sık idrar yolu enfeksiyonları, osteoporoz için veriyoruz. Hormon tedavisiyle kronik hastalıkların birçoğunu da önleyebiliriz. Çünkü östrojen bir anti-inflamatuar hormon. İnflamasyon kronik hastalıkların ve yaşlanmanın en önemli etkeni. Hele hele sessiz inflamasyon.”</strong></p>

<h3>Kalp damar sağlığına katkısı var</h3>

<p>Bu, menopoza giren her kadının hormon tedavisine uygun olduğu ya da alması gerektiği anlamına da gelmiyor. Erel, çok yönlü değerlendirmeden sonra karar verildiğini söyledi: “<strong>Tedaviyi verebileceğimiz gruba vermemek ihanet gibi.”</strong></p>

<p>Erel, kadınlardaki koroner hastalık seyrinin atipik olabileceğini belirtti. Kadınlarda mikro-damar sorunları daha yaygın. Kalp krizi belirtileri de farklı. Bu sebeple dikkatten kaçması mümkün. Kalp krizi geçiren kadınlarda ölüm oranının erkeklere göre daha yüksek olduğunu söyleyen Erel, şöyle devam etti:</p>

<p><strong>“Çünkü erkeklerde koroner damarlar tıkanıyor. Belirti veriyor ve o erkek gidiyor, stentini koyduruyor. Kadınlarda öyle değil. Koronerlerden sonra gelen ufak damarlar var ve onlar birbirleriyle ağızlaşıyorlar. </strong></p>

<p><strong>İşte problem o ağızlaşmalarda oluyor. Kadınlar da </strong>genellikle ‘spazm geçer şimdi’ <strong>diyor. Mikrovasküler kanlanmada bozukluk olduğu zaman, koroner damar tıkanıyor.”</strong></p>

<h3>Sıcak basması, terleme erken uyarı sistemi</h3>

<p>Menopozdaki en büyük sıkıntıysa sık ve inatçı vazomotor belirtiler. Yani sıcak basması, terleme. Erel bunun sadece bir yaşam kalitesi sorunu olmadığını da vurguladı:</p>

<p><strong>“Bunlar aynı zamanda erken uyarı sistemi. Ne kadar şiddetliyse kronik hastalıklar o kadar fazla görülüyor. Damardaki endotel fonksiyon bozukluğunun ve koroner damarlar hastalıkları riskinin ilk belirtileri olabiliyor.”</strong></p>

<p>Yaş, obezite, sigara, kilo, diyabet gibi risk faktörleri malum. Ancak kadınların üremeyle ilgili yaşadığı sorunlar kalp ve damar sağlığıyla doğrudan bağlantılı. Gebelik komplikasyonları (gebelik diyabeti, erken doğum, preeklampsi (gebelikte yüksek tansiyon ve organ etkilenmesi), endometriozis (çikolata kisti), hormonal sendromlar (polikistik over) sık görülenler. Erel metabolik yağlı karaciğer hastalığı, erken menopoz (cerrahi sebepler dahil), bel çevresinde yağlanmanın ve gizli böbrek yetmezliğinin de tabloda etkili olduğunu belirtti ve ekledi:</p>

<p><strong>“Biyografiniz, biyolojinizdir. Kadınların geçmişte bazı hastalıkları eğer varsa bizim daha da dikkatli olmamız lazım. Mesela polikistik over sendromu olan kadınlar hele kilosu da varsa koroner kalp hastalığı için bir aday. </strong></p>

<p><strong>Endometriozisi olan kadınlarda inflamasyon fazla. Kalpte de aynı inflamasyonu yapıyor. Bu hanımlara özel önem göstermemiz Lazım.</strong></p>

<p><strong>Östrojen tedavisinden önce bir takım tetkiklerle damarları görmek ve tedaviyi ona göre planlamak mümkün.”</strong></p>

<h3>Yüzde 80’i şiddetli yaşıyor</h3>

<p>Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Dr. Egemen Koyuncu, kadınların yüzde 80’inin menopoz belirtilerini çok şiddetli yaşadığını söyledi: <strong>“Yüzde 15’inde 69 yaşına kadar belirtiler devam ediyor. Ortalama 5-6 yılda gibi bitiyor. Bu atlatılabilir, azaltılabilir aslında. Bilişsel terapi, nefes terapisi yapılır, aktif sporla (özellikle kas egzersizleriyle) giderilebilir. Pek çok yolu var. Ama hormon tedavisi başka kronik hastalıklardan koruduğu için önemli.”</strong></p>

<figure><img alt="" decoding="async" height="740" sizes="(max-width: 740px) 100vw, 740px" src="https://www.diken.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/2026-05-06-prof.-egemen-koyuncu-diken.jpg" width="740" />
<figcaption>Dr. Egemen Koyuncu.</figcaption>
</figure>

<p>Hormon tedavisinin mucize olmadığını, yaşamın tümünü <strong>“olağanüstü düzeye” </strong>çıkaramayacağını ifade eden Koyuncu, <strong>“Hormon tedavisi anti-aging amacıyla kullanılamaz. Yaşam biçimi değişiklikleri olmadan hormonun etkileri kısıtlı” </strong>dedi.</p>

<h3>Yepyeni bakış açısı</h3>

<p>Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Dr. Ebru Alper de hormonun veriliş yolu ve tiplerinin<strong> </strong>değiştiğini ve daha güvenli hale getirildiğini belirtti: <strong>“Oral form östrojenlere jeller, bantlar eklendi. Bu karaciğerden ilk geçiş etkisini ortadan kaldırdı. Böylece riskli gruplarda, düşük riskli tedavilerin başlanması gündeme geldi. Şu anda yepyeni bir bakış açısıyla menopozu değerlendirebiliyoruz.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<figure><img alt="" decoding="async" height="740" loading="lazy" sizes="auto, (max-width: 740px) 100vw, 740px" src="https://www.diken.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/2026-05-06-dr.-ebru-alper-diken-.jpg" width="740" />
<figcaption>Dr. Ebru Alper.</figcaption>
</figure>

<p><strong>Rahmi korumak için östrojenle birlikte mutlaka progesteron da kullanıyoruz. Bazı progesteronlar damar problemlerini arttırabiliyor. Daha çok mikronize progesteron (doğala yakın) veya didrogesteron (sentetik) kullanıyoruz.”</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/menopozda-ilk-10-yil-altin-zaman</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 20:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/04/2026-04-06-kadin-menopoz-unsplash-2.webp" type="image/jpeg" length="45234"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karaciğerin 'detoks'a ihtiyacı yok]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/karacigerin-detoksa-ihtiyaci-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/karacigerin-detoksa-ihtiyaci-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Başta obezite, insülin direnci ve yanlış yaşam alışkanlıkları nedeniyle yağlı karaciğer hastalığı sıklığı her üç kişiden birine yükseldi. Karaciğer, hasarın yüzde 80’ine kadar belirti vermeden ilerleyebildiği için birçok kişi hastalığını fark ettiğinde geç kalmış oluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Ümit Ünal, <strong>‘karaciğer detoksu’ </strong>gibi masum görünen uygulamalarınsa sorunun fark edilmeden daha da ilerleyerek karaciğer yetmezliği hatta nakil ihtiyacına kadar götürebildiği uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Ünal, karaciğere ciddi hasar veren beş hatayı şöyle sıraladı:</p>

<h4>1- Şok diyetlerle hızlı kilo vermeye çalışmak</h4>

<p>Kısa sürede verilen kilolar sağlığı tehlikeye atıyor. Çok düşük kalorili diyetler ve hızlı kilo kaybı, karaciğerde yağ depolanmasını artırabiliyor.</p>

<p>Çalışmalar; haftada bir ila bir buçuk kilodan fazla kilo kaybının, karaciğer üzerindeki stresi artırarak zarar verebildiğini ve hastalığın ilerlemesini tetikleyebileceğini ortaya koyuyor.</p>

<h4>2- Sadece diyet yapıp egzersizi ihmal etmek</h4>

<p>Diyet yapıp egzersiz yapmamak kas kaybına yol açıyor, metabolizmayı olumsuz etkiliyor ve insülin direncini tetikleyerek karaciğer yağlanmasını artırıyor. Düzenli yürüyüş gibi egzersizler, kas dokusunu koruyarak insülin direncini düşürmede ve böylece karaciğer yağlanmasını azaltmada en etkili yöntemlerden birini oluşturuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4>3- Meyve tüketiminde aşırıya kaçmak</h4>

<p>İçeriğindeki fruktoz nedeniyle meyve tüketiminde aşırıya kaçmak karaciğer yağlanmasını artıyor ve sağlığa fayda yerine zarar getiriyor.</p>

<p>Özellikle meyve suyu gibi liften arındırılmış tüketimi, fruktozun daha hızlı emilmesine yol açıyor ve karaciğer yağlanmasını belirgin şekilde hızlandırıyor.</p>

<h4>5- Karaciğeri temizliyor düşüncesiyle bitkisel ürünler tüketmek</h4>

<p><strong>“Tamamen bitkisel, doğal, hiçbir zararı yok”</strong> denilerek içeriği ve dozu bilinmeyen ürünleri tüketmek, karaciğere zarar veren en büyük yanlışlardan biri. İçeriği standardize edilmemiş bitkisel ürünler, karaciğer hasarı hatta nakil gerektiren toksisitelere yol açabiliyor.</p>

<p>Hatta literatürde, bitkisel ürün kullanımına bağlı akut karaciğer yetmezliği ve nakil gerektiren vakalar bulunuyor. Karaciğerin ekstra detoksa ihtiyacı yok. Yapısı gereği bazı basit önlemlere dikkat edildiğinde zaten kendini yenileyebilir.</p>

<p><strong>İçkinin güvenli sınırı yok</strong></p>

<p>İçkinin karaciğerde inflamasyonu (iltihaplanma) artırarak yağlanmanın siroza dönüşme riskini de artırıyor. Özellikle karaciğer yağlanması olanlarda az miktarda içki tüketimi bile hastalığın ilerlemesini hızlandırabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/karacigerin-detoksa-ihtiyaci-yok</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 13:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/04/20232106-karaciger-yaglanmasi-ultrason-doktor-inceleme-aa.jpg" type="image/jpeg" length="28408"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kokunuzu etkileyecek gıdalar]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/kokunuzu-etkileyecek-gidalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/kokunuzu-etkileyecek-gidalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hangi yiyecekler kokumuzu etkiliyor, araştırmalar ve uzmanı ne diyor?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Vücudumuz ısındığında daha fazla terlediğimizi biliyoruz. Bu vücudumuzun serin kalmak için geliştirdiği bir yöntem. Fakat terlemek her ne kadar sağlıklı bir süreç olsa da özellikle bazı yiyeceklerle birleştiğinde yan etkisi o kadar da hoş olmayabiliyor.</p>

<h3>Ter neden kokar?</h3>

<p>Terin kendisi aslında bir kokuya sahip değil. Kokan şey, cildinizdeki terle, bakterilerin karışımı. Bu nedenle daha fazla terlemek mutlaka daha fazla kokacağınız anlamına gelmez.</p>

<p><a href="https://www.bbc.com/turkce/articles/crl1jn32n91o" rel="nofollow" target="_parent">BBC Türkçe’nin haberine göre</a> İsveç’teki Karolinska Institutet Tıp Fakültesi’nde uzman Prof. Johan Lundström, ter kokusunun pek çok değişkene bağlı olduğunu söylüyor:</p>

<p><strong>“Vücut kokularımız, apokrin ve ekrin gibi farklı ter bezlerinden salgılanan bileşiklerin bir karışımının sonucunda oluşur.</strong></p>

<p><strong>Bu da kısmen genlerimize, temizlik ve genetik gibi etkenlerle vücudumuzdaki bakteri popülasyonuyla nem, sıcaklık, hava basıncı gibi çevresel özelliklere bağlıdır.”</strong></p>

<figure><img alt="" decoding="async" height="400" sizes="(max-width: 740px) 100vw, 740px" src="https://www.diken.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/2026-04-03-yiyecekler-koku-canva-2.jpg" width="740" />
<figcaption>Fotoğraf: AA</figcaption>
</figure>

<h3>Vücut kokumuzu daha keskin yapan yiyecekler</h3>

<p>Yiyeceklerin terimizin kokusunu ne ölçüde etkilediğini bilmiyoruz.</p>

<p>Bunun tam araştırılmış bir konu olmadığını söyleyen Lundström, hangi yiyeceklerin bunu etkileme olasılığının daha yüksek olduğunuysa bildiğimizi söylüyor:</p>

<p><strong>“Çok fazla et yiyen bireyler, sebze ağırlıklı bir diyet uygulayanlara kıyasla genelde </strong>‘daha kötü’ <strong>kokma eğilimindedir.</strong></p>

<p><strong>Ayrıca sarımsağı seven birinin teri muhtemelen daha kokulu olacaktır.”</strong></p>

<p>Sarımsak ve et, kükürt açısından zengindir. Tüketim sonrası çeşitli yollarla vücuttan atılır. Gaz çıkarmak bu yollardan biri, diğeriyse ter.</p>

<p>Lundström şöyle diyor: <strong>“Kuşkonmaz ve çeşitli baharatlar da kan dolaşımına karışan kimyasallar içerir. Oradan dışarı salgılanırlar. Kan dolaşımına giren çoğu şey, bir şekilde vücut kokumuz yoluyla atılır.”</strong></p>

<figure><img alt="" decoding="async" height="400" sizes="(max-width: 740px) 100vw, 740px" src="https://www.diken.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/2025-06-06-gida-canva.jpg" width="740" />
<figcaption>Fotoğraf: Canva</figcaption>
</figure>

<h3>Kadınlar ve erkeklerle ilgili iki çalışma</h3>

<p>Terinizin daha iyi kokmasını sağlayacak yiyecekler üzerine de çok az araştırma var. Buna karşın bazı çalışmalar daha <strong>‘çekici’</strong> bir ter kokusunu hangi besinlerin sağlayabileceğine ilişkin ipuçları veriyor.</p>

<p>Bu çalışmalardan biri Avustralya’daki Macquarie Üniversitesi’nce yapıldı. Şampuan kullanmadıkları bir duş sonrası 43 erkek katılımcı, pamuklu tişörtlerini giydi. Deodorant kullanımı da yasaktı.</p>

<p>Erkeklerin 48 saat boyunca çıkarmadıkları tişörtleri sonra koku analizine girdi. Daha fazla meyve ve sebze tüketen erkeklerin <strong>‘daha hoş kokulu ter’</strong> salgıladıkları görüldü.</p>

<p>Yağ, et, yumurta gibi besinler tüketenlerde de olumlu sonuçlar elde edilirken daha fazla karbonhidrat tüketenlerin <strong>‘daha keskin kokulu ve hoşa gitmeyen ter kokusuna’</strong> sahip olduğu gözlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kadınlarda benzer bir durum üzerine yapılan daha sınırlı bir çalışma <strong>‘tam kalori kısıtlaması’</strong> diyeti yapan kadınların diyetten önce, diyet sırasında ve sonrasında terini analiz etti.</p>

<p>Erkekler, yeniden kalori almaya başlayan kadınların ter kokusunu daha hoş buldu. Yine erkeklere göre, kalori kısıtlaması döneminde kadınların daha hoşa gitmeyen bir ter kokusu salgıladığı gözlemlendi.</p>

<h3>‘Deodorant ve parfüm kullanmak daha kolay’</h3>

<p>Ten kokusu için ananas suyu içmenizi öneren paylaşımlar gibi pek çok öneriyle karşılaşmış olabilirsiniz. Fakat Britanya Ulusal Sağlık Servisi (NHS) daha keskin kokulu ve baharatlı yiyeceklerden kaçınılması dışında vücut kokusunu kontrol altına almak için farklı yiyecekler yenmesini önermiyor.</p>

<p>Lundström de belirli yiyecekleri yemektense <strong>‘deodorant ve parfüm kullanmanın daha kolay’</strong> olduğunu söylüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/kokunuzu-etkileyecek-gidalar</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 20:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/04/2026-04-03-yiyecekler-koku-canva-1.webp" type="image/jpeg" length="29239"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Temel Tepki Öğretimi" konusunda 4 Nisan'da seminer düzenleniyor]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/temel-tepki-ogretimi-konusunda-4-nisanda-seminer-duzenleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/temel-tepki-ogretimi-konusunda-4-nisanda-seminer-duzenleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<h2>Otizm Derneği ve Vefa Gürbüzer iş birliğiyle, 2 Nisan Otizm Farkındalık Günü kapsamında düzenlenecek seminerde Dr. Dimitris Dimitriou, otizmli bireyler için “Temel Tepki Öğretimi” yöntemini anlatacak. Seminer 4 Nisan’da Lefkoşa’da ücretsiz ancak kayıt zorunlu olarak gerçekleştirilecek.</h2>

<p>Kıbrıs Otizm Derneği ve Vefa Gürbüzer iş birliğiyle, 2 Nisan Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla, uzman Dr. Dimitris Dimitriou’nun katılımıyla “Temel Tepki Öğretimi (PRT)” tedavi yöntemi üzerine bir seminer düzenlenecek.</p>

<p>Dernekten yapılan açıklamada, seminerin otizm spektrum bozukluğu konusunda aileler ve uzmanlara yönelik olduğu bildirildi. Seminerde, Gelişimsel Pediatrist ve Stanford Üniversitesi Psikiyatri ve Davranış Bilimleri Bölümü Danışmanı, PRT Dünya Koordinatörü ve Koegel Otizm Danışmanı Dr. Dimitris Dimitriou (MD, PhD) katılımcılara bilgi verecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“PRT Çalıştayı ve Otizm: Uzmanlar ve Ebeveynler için Ev Programı” başlıklı seminerde, otizmli bireylerin gelişim süreçlerinde en etkili yöntemlerden biri olan PRT’nin ev ortamında nasıl uygulanabileceği ele alınacak.</p>

<p>Seminer, 4 Nisan tarihinde, 11:00-14:00 saatleri arasında Rüstem Kitabevi (Lefkoşa)’nde gerçekleştirilecek.</p>

<p>Dernek açıklamasında, seminere katılımın ücretsiz olacağı ancak ön kayıt yaptırmanın zorunlu olduğu belirtildi.</p>

<p>Kayıt için 533 888 87 74 (Telefon / WhatsApp) numarasından iletişim kurulabileceği kaydedildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/temel-tepki-ogretimi-konusunda-4-nisanda-seminer-duzenleniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 19:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/03/v2normalhaberboyutuablonsuzkopyaskopyaskopyas-2025-09-18t102256033-1758180190.webp" type="image/jpeg" length="43828"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kreşlerde sık görülen enfeksiyonlar bağışıklığı güçlendiriyor]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/kreslerde-sik-gorulen-enfeksiyonlar-bagisikligi-guclendiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/kreslerde-sik-gorulen-enfeksiyonlar-bagisikligi-guclendiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tamamı küçük çocuk sahibi olan araştırmacılar, çocukların kreşteyken ne kadar sık ​​hastalandığını, bu artan yatkınlığın nedenlerini, bunun bağışıklık sistemi üzerindeki etkisini ve ebeveynlerin çocuklarını nasıl koruyabileceğini anlamak amacıyla bu çalışmayı yürüttüler.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birleşik Krallık’taki University College London (UCL) araştırmacıları tarafından yapılan yeni bir çalışma, bu yılın mart ayının ikinci yarısında Clinical Microbiology Reviews dergisinde yayımlandı. Çalışma, düzenli olarak kreşe giden çocukların diğer çocuklara kıyasla daha sık hastalandığını, ancak okulun ilk yıllarında daha az ciddi hastalık geçirdiğini ortaya koydu.</p>

<p>Tamamı küçük çocuk sahibi olan araştırmacılar, çocukların kreşteyken ne kadar sık ​​hastalandığını, bu artan yatkınlığın nedenlerini, bunun bağışıklık sistemi üzerindeki etkisini ve ebeveynlerin çocuklarını nasıl koruyabileceğini anlamak amacıyla bu çalışmayı yürüttüler.</p>

<p>Araştırmacılar, çocuğun kreşe başlamasıyla birlikte hastalanma sıklığının artmasının, çocuk ve ebeveyn için rahatsız edici olsa da tamamen normal bir durum olduğunu belirtti. Çalışmalar, sadece bir yaşındaki çocukların bile pek çok bulaşıcı hastalığa yakalandığını gösteriyor. Çoğu çocuk genellikle bir yaş sonunda kreşe gitmeye başlıyor.</p>

<p>Araştırmacılar, örnek olarak, çocukların bir yıl içinde üst veya alt solunum yolu enfeksiyonuna 12 ila 15 kez, sindirim sistemi enfeksiyonuna ise en az iki kez yakalanabileceğini belirtti. Ayrıca çocuklar, çoğu zaman kreşlerde sunulan yiyeceklerin neden olduğu geçici ishal ve kusma yaşayabiliyor; bu durum genellikle ciddi bir gastroenterit gelişmeden geçiyor. Yaklaşık olarak, çoğu çocukta bir veya iki enfeksiyon deri döküntüsüne yol açabiliyor.</p>

<p>Araştırmacılar, çocuk kreşe başladıktan sonra ebeveynlerde enfeksiyon oranlarının artmasının, farklı mikroplara maruz kalmanın doğrudan bir sonucu olduğunu vurguladı. Ancak ebeveynlerdeki enfeksiyonlar genellikle çocuklara göre daha hafif seyrediyor; bunun nedeni, ebeveynlerin bağışıklık sistemlerinin olgunlaşmış olması. Çocuklar da zamanla benzer şekilde bağışıklık kazanıyor.</p>

<p>Araştırmacılar, kreşlerde hastalık sayısının ve enfeksiyon yayılımının artmasının başlıca nedeninin, çocukların tam olarak iyileşmeden kreşe dönmesi olduğunu belirtti. Bağışıklığı henüz tam gelişmemiş çocuklar, bu şekilde enfeksiyona daha açık hale geliyor. Bu nedenle ebeveynlerin, çocuklarını hastayken evde tutmaları; iyileştikten sonra bile enfeksiyon türüne bağlı olarak bir veya iki gün daha evde kalmalarını sağlamaları önem taşıyor. Bu hem çocuğun tekrar hastalanmasını önlüyor hem de diğer çocukların enfekte olmasını engelliyor.</p>

<p>Çalışma, ebeveynleri, zamanla durumun iyileştiği konusunda da rahatlattı. Çocuk yaş aldıkça solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma sıklığı azalıyor; aylık enfeksiyon oranı yaklaşık olarak yarıya düşüyor (yılda 6 kez veya daha az). Ayrıca daha büyük çocukların herhangi bir zamanda solunum virüslerine yakalanma olasılığı azalıyor ve belirtiler daha hafif seyrediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışma, hastalıkların tekrarlamasının nedeninin hijyen eksikliği veya kreş personelinin ihmali olmadığını vurguladı. Bunun yerine temel neden, çocuğun bağışıklık sisteminin henüz olgunlaşmamış olması. Ev ortamı, daha az mikroba ve daha az kişiye sahip olduğundan, bağışıklık sistemi mikropları tanıma ve onlara karşı koruma mekanizmalarını geliştirme fırsatına sahip olmuyor. Bu nedenle çocuk, mikroplara tekrar maruz kaldığında hastalanabiliyor.</p>

<p>Sonuç olarak araştırmacılar, erken yaşta kreşe başlayan çocukların, bir yaş ile beş yaş arasında, okul öncesi evde kalan çocuklara kıyasla daha sık enfeksiyona yakalandığını belirtti. Ancak okul başladığında bu durum tersine dönüyor; kreşe gitmemiş çocuklar, okul döneminde daha sık hastalanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/kreslerde-sik-gorulen-enfeksiyonlar-bagisikligi-guclendiriyor</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 21:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/03/v2akplibelediyedenbbninkreprojesineengel-chromium23092021140915-1632395493.webp" type="image/jpeg" length="58667"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: Şarap içenlerde kalp hastalığı riski daha düşük]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/arastirma-sarap-icenlerde-kalp-hastaligi-riski-daha-dusuk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/arastirma-sarap-icenlerde-kalp-hastaligi-riski-daha-dusuk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[340 bin yetişkini kapsayan bir çalışma, alkol türlerine göre risklerin değiştiğini gösterdi. Az-orta tüketimde bira gibi içkiler ölüm riskini artırırken, şarap daha düşük riskle ilişkilendirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yüksek düzeyde <a href="https://tr.euronews.com/2025/01/06/alkol-200den-fazla-saglik-sorunuyla-iliskilendiriliyor" rel="nofollow"><strong>alkol tüketimi</strong></a>, içki türünden bağımsız olarak daha kötü sağlık sonuçlarıyla ilişkilendiriliyor. Ancak yeni araştırmalar, düşük ve orta düzeyde tüketimin etkilerinin insanların ne içtiğine bağlı olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Distile içkiler ve bira daha yüksek ölüm riskiyle bağlantılı bulunurken, şarap daha düşük riskle ilişkilendirildi.</p>

<p>Örneğin, ölçülü miktarda şarap içenlerde kardiyovasküler nedenli ölüm riski yüzde 21 daha düşükken, diğer alkol türlerinin düşük düzeyde tüketimi bile riski yüzde 9 artırıyordu.</p>

<p>Çalışmanın kıdemli yazarı Zhangling Chen, "Bu sonuçlar genel nüfustan elde edildi ve kronik hastalığı veya kardiyovasküler rahatsızlığı olan kişiler gibi bazı yüksek riskli gruplarda riskler çok daha yüksek olabilir," dedi.</p>

<p>Amerikan Kardiyoloji Koleji'nin Yıllık Bilimsel Oturumu'nda sunulacak bulgular, 2006-2022 yılları arasında UK Biobank veritabanına kayıtlı, İngiltere'den 340 binden fazla yetişkinden elde edilen verilere dayanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Katılımcılar, saf alkolün gram cinsinden günlük ve haftalık miktarına göre gruplandırıldı ve ortalama 13 yıldan uzun süre boyunca takip edildi.</p>

<p>Hiç içmeyen ya da nadiren içenlerle karşılaştırıldığında, ağır içicilerin herhangi bir nedenden ölme olasılığı yüzde 24, kanserden ölme olasılığı yüzde 36, kalp hastalığından ölme olasılığı ise yüzde 14 daha yüksekti.</p>

<figure><img alt="Düşük ve orta düzeyde tüketimde şarap, bira veya elma şarabına göre daha düşük ölüm riskiyle ilişkilendirildi. " loading="lazy" pinger-seen="true" sizes="(max-width: 768px) 95vw, (max-width: 1024px) 80vw, (max-width: 1280px) 55vw, 728px" src="https://images.euronews.com/articles/stories/09/69/13/61/808x539_cmsv2_cf585ea7-0ee7-51c8-976c-c1b1b82042d8-9691361.jpg" />
<figcaption>Düşük ve orta düzeyde tüketimde şarap, bira veya elma şarabına göre daha düşük ölüm riskiyle ilişkilendirildi. Credit: Pexels</figcaption>
</figure>

<p>Daha düşük tüketim düzeylerinde ise alkol türüne göre farklılıklar ortaya çıktı. Distile içki veya bira içmek daha yüksek ölüm riskiyle ilişkilendirilirken, aynı düzeyde şarap tüketimi daha düşük riskle bağlantılıydı.</p>

<p>Chen, "Bu sonuçlar genel nüfustan elde edildi ve <a href="https://tr.euronews.com/2025/09/11/kronik-hastaliklarla-mucadelede-ilerleme-yavasladi-avrupada-hangi-ulkeler-iyi-durumda" rel="nofollow"><strong>kronik hastalıkları</strong> </a>veya kardiyovasküler rahatsızlıkları olan kişiler gibi bazı yüksek riskli gruplarda riskler çok daha yüksek olabilir," dedi.</p>

<p>Şöyle devam etti: "Bulgularımız, düşük ve orta düzeyde alkol tüketimine ilişkin daha önceki çelişkili kanıtları netleştirmeye yardımcı oluyor. Bu sonuçlar, alkolün sağlık risklerinin yalnızca tüketilen miktara değil, aynı zamanda içecek türüne de bağlı olduğunu vurgulayarak kılavuzların daha hassas hale getirilmesine katkıda bulunabilir."</p>

<p>Araştırmacılar, söz konusu farklılıkların, şarapta bulunan polifenoller ve antioksidanlar gibi bileşiklerin yanı sıra daha geniş yaşam tarzı etkenleriyle açıklanabileceğini belirtti.</p>

<p>Şarap genellikle öğünlerle birlikte ve <a href="https://tr.euronews.com/2025/03/24/saglikli-bir-yaslanma-icin-ne-yemelisiniz" rel="nofollow"><strong>daha sağlıklı beslenme alışkanlıklarına</strong></a> sahip kişiler tarafından tüketilirken, bira ve distile içkiler daha çok düşük kaliteli beslenme biçimleri ve diğer risk faktörleriyle ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Chen, "Birlikte ele alındığında bu etkenler, alkol türünün, nasıl tüketildiğinin ve buna eşlik eden yaşam tarzı davranışlarının gözlenen ölüm riski farklılıklarına hep birlikte katkıda bulunduğunu gösteriyor," dedi.</p>

<p>Ancak çalışmanın bazı sınırlamaları da var. Gözlemsel bir çalışma olduğundan nedensellik kanıtlanamıyor ve alkol tüketimi, zaman içindeki değişiklikler hesaba katılmadan, çalışmanın başında katılımcıların kendi beyanlarına göre kaydedildi.</p>

<p>UK Biobank katılımcılarının genel nüfusa kıyasla daha sağlıklı ve varlıklı olma eğiliminde olması da bulguların ne ölçüde genellenebileceğini sınırlayabilir. Bu nedenle araştırmacılar, farklı alkol türlerinin gerçek etkilerini daha iyi anlamak için randomize klinik çalışmaların gerektiğini vurguluyor.</p>

<h2>Alkolün risklerine dair kanıtlar artıyor</h2>

<p>Bu çalışma, ölçülü içmenin bile risk taşıdığını gösteren ve giderek artan kanıtlar listesine bir yenisini ekliyor.</p>

<p>Geçen yıl BMJ Evidence-Based Medicine dergisinde yayımlanan bir araştırma, alkolün beyin sağlığı üzerindeki olası etkilerini öne çıkarmıştı. İngiltere ve ABD'den yaklaşık 560 bin kişinin yer aldığı o çalışma, daha fazla alkol tüketiminin daha yüksek bunama riskiyle bağlantılı olduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Cambridge Üniversitesi'nden istatistikçi Stephen Burgess, yaptığı açıklamada, "İçmeyi tercih eden herkes için çalışmamız, daha fazla alkol tüketiminin daha yüksek demans riskiyle sonuçlandığını gösteriyor," demişti.</p>

<p>Beyin görüntülemesi kullanılan başka bir önceki çalışma da günde bir ya da iki birim alkol tüketiminin, beyin hacminde azalma ve yapısında değişimle bağlantılı olduğunu; bunun da hafıza kaybı ve demansla ilişkili olabileceğini ortaya koymuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/arastirma-sarap-icenlerde-kalp-hastaligi-riski-daha-dusuk</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 00:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/03/1366x768-cmsv2-ffc8dddf-5dc8-5493-976d-167530f76e5a-9691361.webp" type="image/jpeg" length="37192"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın en ölümcül hastalıklarından biri. 1 milyondan fazla can aldı]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/dunyanin-en-olumcul-hastaliklarindan-biri-1-milyondan-fazla-can-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/dunyanin-en-olumcul-hastaliklarindan-biri-1-milyondan-fazla-can-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Her yıl 10 milyondan fazla kişinin yakalandığı dünyanın en ölümcül hastalıklardan biri olan tüberküloz nedeniyle 2024'te 1 milyondan fazla kişi hayatını kaybetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="Dünyanın en ölümcül hastalıklarından biri. 1 milyondan fazla can aldı " decoding="async" fetchpriority="auto" height="496" loading="lazy" src="https://images.ntv.com.tr/images/iStock-2157183845-268737.jpg?width=880&amp;format=webp" title="Dünyanın en ölümcül hastalıklarından biri. 1 milyondan fazla can aldı " width="880" /></p>

<p>iStockPhoto</p>

<p>Alman bilim insanı Robert Koch'un verem mikrobunu ortaya çıkardığı günün anısına 24 Mart "Dünya Tüberküloz Günü" olarak kabul ediliyor.</p>

<p></p>

<p>Koch'un 24 Mart 1882'de yaptığı bu mikrobiyolojik keşif, tüberkülozun doğru teşhis edilmesi ve etkili tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine zemin hazırladı.</p>

<p><img alt="Dünyanın en ölümcül hastalıklarından biri. 1 milyondan fazla can aldı 1" decoding="async" fetchpriority="auto" height="496" loading="lazy" src="https://images.ntv.com.tr/images/iStock-1424261825-626317.jpg?width=880&amp;format=webp" title="Dünyanın en ölümcül hastalıklarından biri. 1 milyondan fazla can aldı 1" width="880" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>iStockPhoto</p>

<p>"Mycobacterium tuberculosis" isimli bakterinin solunum yoluyla vücuda girmesi sonucu başta akciğerler olmak üzere organlarda iltihaplanmaya yol açan bu rahatsızlık, toplumda "verem" ya da bulaşıcı bir "enfeksiyon hastalığı" olarak da adlandırılıyor.</p>

<p></p>

<p>Dünya Sağlık Örgütünün yayımladığı 2025 Küresel Tüberküloz Raporu'na göre, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olan tüberküloza her yıl 10 milyon kişi yakalanırken, 1 milyondan fazlası hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor.</p>

<p></p>

<p>Dünyadaki en ölümcül 10 hastalıktan biri olan tüberküloz salgınından 2030 itibarıyla kurtulmak için acil eyleme geçilmesi gerektiği ve Birleşmiş Milletler ile DSÖ'nün bu hedefte çalıştığı vurgulanıyor.</p>

<p><img alt="Dünyanın en ölümcül hastalıklarından biri. 1 milyondan fazla can aldı 2" decoding="async" fetchpriority="auto" height="496" loading="lazy" src="https://images.ntv.com.tr/images/iStock-2238529382-477698.jpg?width=880&amp;format=webp" title="Dünyanın en ölümcül hastalıklarından biri. 1 milyondan fazla can aldı 2" width="880" /></p>

<p>iStockPhoto</p>

<p>Genellikle akciğerleri etkileyen hastalığın, hasta tedavi edilmediği durumda ölümcül olma riski yüksekken, DSÖ'nün önerilerine uygun şekilde tedavi edilen hastaların yaklaşık yüzde 90'ı sağlığına kavuşuyor.</p>

<p></p>

<p>2024'te 10 milyonun üzerinde kişi tüberküloza yakalanırken, 1 milyondan fazla kişinin hastalık nedeniyle yaşamını yitirdiği tespit edildi.</p>

<p></p>

<p>Hastalığa yakalananların yüzde 25'inin Hindistan, yüzde 10'unun Endonezya, yüzde 6,8'inin Filipinler, yüzde 6,5'inin Çin, yüzde 6,3'ünün Pakistan, yüzde 4,8'inin Nijerya, yüzde 3,9'unun Kongo Demokratik Cumhuriyeti, yüzde 3,6'sının Bangladeş'ten olduğu kaydedildi.</p>

<p></p>

<p>10,7 milyon kişinin yüzde 54'ünü erişkin erkekler, yüzde 35'ini erişkin kadınlar, yüzde 11'ini çocuklar oluşturuyor.</p>

<p><img alt="YENİ VAKA SAYISI AZALDI 3" decoding="async" fetchpriority="auto" height="496" loading="lazy" src="https://images.ntv.com.tr/images/iStock-1472917690-429805.jpg?width=880&amp;format=webp" title="YENİ VAKA SAYISI AZALDI 3" width="880" /></p>

<p>iStockPhoto</p>

<h2>YENİ VAKA SAYISI AZALDI</h2>

<p>Kovid-19 salgını nedeniyle 2020'den itibaren artan hastalığa yakalanan kişi sayısında ise azalma kaydedildi.</p>

<p></p>

<p>2023'te 10,8 milyon kişi tüberküloza yakalanırken bu sayı, 2024'te 100 bin azalarak 10,7 milyona düştü.</p>

<p></p>

<p>Tüberküloz sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısı da 2024'te önceki yıla göre düşüş gösterdi.</p>

<p></p>

<p>2023'te 1,27 milyon, 2024'te ise 1,23 milyon tüberküloz hastası hayatını kaybetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/dunyanin-en-olumcul-hastaliklarindan-biri-1-milyondan-fazla-can-aldi</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/03/i-stock-2238529382-477698.webp" type="image/jpeg" length="14628"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İngiltere'nin Kent bölgesinde menenjit salgını: Vaka sayısı 20'ye yükseldi]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/ingilterenin-kent-bolgesinde-menenjit-salgini-vaka-sayisi-20ye-yukseldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/ingilterenin-kent-bolgesinde-menenjit-salgini-vaka-sayisi-20ye-yukseldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar: “Bu kadar kısa sürede bu sayıda vakanın ortaya çıkması daha önce görülmemiş bir durum”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere'nin Kent bölgesinde 5 yeni menenjit vakasının tespit edilmesiyle toplam vaka sayısının 20'ye yükseldiği bildirildi.</p>

<p>İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansından (UKHSA) yapılan açıklamada, dün yerel saatle 17.00 itibarıyla bölgedeki menenjit vaka sayısının 15'ten 20'ye çıktığı duyuruldu.</p>

<p>Açıklamada, vakalardan 9'unun laboratuvarda doğrulandığı, 11'inin ise inceleme altında bulunduğu kaydedildi. Ayrıca, doğrulanan vakalardan 6'sının "invaziv meningokok" hastalığının en yaygın türü olan MenB (menenjit B) kaynaklı olduğu aktarıldı.</p>

<p>Uzmanlar, bu kadar kısa sürede bu sayıda vakanın ortaya çıkmasının daha önce görülmemiş bir durum olduğuna dikkati çekti.</p>

<p>UKHSA'dan yetkili Susan Hopkins, durumun muhtemelen "süper bulaşma olayı" olduğunu belirterek, "Bu durum üniversitelerdeki yurtlarda devam eden bir yayılmaya işaret ediyor. Bunun etrafında bazı partiler düzenlenmiş olabilir ve çok sayıda sosyal etkileşim yaşanmış olabilir." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>- Menenjit salgını nedeniyle iki kişi hayatını kaybetti</p>

<p>Ülke basınında yer alan haberlere göre, Kent Üniversitesinde ortaya çıkan menenjit salgınında 2 kişi yaşamını yitirmiş, 11 kişi de hastanede tedavi altına alınmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastaneye kaldırılanların çoğunun 18-21 yaşlarında ve Kent Üniversitesi öğrencileri olduğu bildirilmişti.</p>

<p>Menenjitin başlıca belirtilerinin, yüksek ateş, kusma ve giderek şiddetlenen baş ağrısı olduğu, ayrıca hayati risk taşıyan sepsise yol açabildiği ifade edilmişti.</p>

<p>Menenjit ve sepsis belirtileri görülen kişilere en yakın acil servise başvurmaları ya da 999 acil hattını aramaları çağrısı yapılmıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/ingilterenin-kent-bolgesinde-menenjit-salgini-vaka-sayisi-20ye-yukseldi</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 21:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-18-201903.png" type="image/jpeg" length="68993"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Postişlerde meme kanseriyle bağlantılı kimyasallar bulundu]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/postislerde-meme-kanseriyle-baglantili-kimyasallar-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/postislerde-meme-kanseriyle-baglantili-kimyasallar-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya genelinde milyonlarca kadının kullandığı postişlerle (kaynak saç) ilgili şu ana kadar yapılan en büyük araştırma, bu ürünlerin meme kanseri, hormon bozuklukları ve üreme sağlığına zarar verebilecek kimyasallarla ilişkili olduğunu gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Peruk, örgü saç, postiş ve klip saçlar gibi, sentetik ile gerçek insan saçından üretilen geniş ürün yelpazesini inceleyen bilim insanları hemen hemen her üründe 50'ye yakın zararlı kimyasal buldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Amerikan Kimya Topluluğu'nun periyodik dergisinde yayımlanan araştırma, multi milyar dolarlık endüstrinin daha sıkı denetlenmesi çağrılarını da beraberinde getirdi.</p>

<p dir="ltr">Araştırmanın direktörlerinden Dr. Elissia Franklin, "Zararlı kimyasal içeren ürünler üretme zorunluluğu olmayan şirketlere güveniyoruz" dedi.</p>

<p dir="ltr">Bilim insaları kaynak saçların uzun süre kullanılmaları ve cilde çok yakın olmaları nedeniyle özellikle riskli olduğuna vurgu yapıyor.</p>

<p dir="ltr">Franklin, "Kaynak saçlar saç derimize, boynumuza haftalarca, hatta bazen aylarca temas ediyor" diye ekledi.</p>

<h2 id="Zararlı-kimyasallar" tabindex="-1">Zararlı kimyasallar</h2>

<p dir="ltr">Küresel kaynak saç pazarının 2028 yılında 14 milyar doları aşacağı tahmin ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/postislerde-meme-kanseriyle-baglantili-kimyasallar-bulundu</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 21:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/03/34c20820-16e1-11f1-801d-ed3cff6bf876jpg.webp" type="image/jpeg" length="97358"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Organ naklinde yeni keşif: Süre günlere çıkabilir]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/organ-naklinde-yeni-kesif-sure-gunlere-cikabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/organ-naklinde-yeni-kesif-sure-gunlere-cikabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günümüzde nakil için alınan organlar sadece birkaç saat dayanabiliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.indyturk.com/tags/%C3%A7in" rel="nofollow" target="_blank">Çinli</a> araştırmacılar, dokuları düşük sıcaklıklarda korumanın yeni bir yöntemini geliştirdi; bu ilerleme, nakledilen organların canlılığını saatlerden günlere uzatabilir.</p>

<p>Günümüzde organ nakilleri, şiddetli kalp, karaciğer veya böbrek yetmezliği gibi birçok son evre hastalık için hâlâ tek etkili tedavi yöntemi. Ancak bir organ donörden alındığı anda, hücreler oksijen almayı bıraktığı ve dokularda toksik bileşikler biriktiği için bozulmaya başlıyor.</p>

<p>Bunu aşmak için hastaneler genellikle nakledilecek organları dondurucu soğuklukta bir koruma çözeltisine yerleştiriyor.</p>

<p>Ancak bu düzenlemelerle bile organlar sadece birkaç saat dayanabiliyor. Örneğin kalp, donörden ayrıldıktan sonra en fazla yaklaşık 6 saat korunabilirken, böbrekler 24 saate kadar canlı kalabiliyor.</p>

<p>Son yıllarda, organları buzda korumak yerine, bilim insanları organ vücut dışında iken kan dolaşımını taklit eden makine perfüzyon sistemleri kullanıyor. Ancak bu sistemlerin de kendi dezavantajları var.</p>

<p>Daha soğuk depolama, organları daha uzun süre koruyabilirken, makine perfüzyon sistemleri donma noktasının üzerindeki sıcaklıklarda çalışıyor.</p>

<p>Çinli bilim insanları, Journal of Medical Devices adlı akademik dergide yayımlanan çalışmada, "0 santigrat derecenin üzerindeki organlar için makine perfüzyon cihazları mevcut ancak sıfırın altındaki sıcaklıklar ve birden fazla organ için uygun olanlar henüz geliştirilmemiş durumda" diye açıklıyor.</p>

<p>Çin Devlet Merkezi Kriyojenik Bilim ve Teknoloji Laboratuvarı'ndan yapılan çalışma, 0 santigrat derecenin altındaki sıcaklıklar da dahil çeşitli sıcaklıklarda çalışan yeni bir Çoklu Termometrik Makine Perfüzyon Sistemi (MTMP) ortaya koyuyor.</p>

<p>Araştırmacılar, yeni sistemin sıçan kalplerini, tavşan böbreklerini ve domuz böbreklerini eksi 150 santigrat derecede sıvı nitrojen içinde 7 gün boyunca koruyabildiğini ve daha sonra başarılı bir şekilde canlandırıp nakledebildiğini gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilim insanları, "Burada, normotermi (37 santigrat derece), hipotermi (4 santigrat derece) ve süper soğutma (0 santigrat derecenin altında) arasında geniş bir sıcaklık aralığında programlanabilir ve hassas düzenleme sağlayan bir MTMP sistemi geliştiriyoruz" dedi.</p>

<blockquote>
<p>Cihaz, sıcaklık, basınç ve akış hızı üzerinde hassas kontrol sağlıyor.</p>
</blockquote>

<p>Araştırmacılar kalp gibi organlar için, canlılık süresinin uzatılmasının <a href="http://www.indyturk.com/tags/organ-nakli" rel="nofollow" target="_blank">organ nakli</a> bekleme listesini temizlemeye yardımcı olabileceğini söyledi.</p>

<p>Çalışmada, "<a href="http://www.indyturk.com/tags/abd" rel="nofollow" target="_blank">ABD</a>'de çöpe atılan nakil kalplerinin sadece yarısı korunup kullanılabilirse, iki ila üç yıl içinde ABD'deki organ nakli bekleme listesinin tamamını temizleyebiliriz" dendi.</p>

<blockquote>
<p>Kalbin düşük sıcaklıkta korunma süresinin 24 saate uzatılması, hastalara daha geniş bir zaman aralığı sağlayacak ve bu da daha fazla hayat kurtarabilir.</p>
</blockquote>

<p>Bilim insanlarına göre yeni sistem, organ koruma teknolojisindeki kritik boşlukları doldurabilir ve "koruma süresini uzatmak için bir temel" sağlayabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/organ-naklinde-yeni-kesif-sure-gunlere-cikabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 22:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/03/1367624-1670072430.jpg" type="image/jpeg" length="40542"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Magnezyum takviyesi almak ne işe yarıyor?]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/magnezyum-takviyesi-almak-ne-ise-yariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/magnezyum-takviyesi-almak-ne-ise-yariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sinir ve bağışıklık sisteminden kaslara kadar vücudun birçok organına iyi gelen magnezyum takviyesi şu sıralar oldukça popüler.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Peki bir mineral olan megnezyum vücuda nasıl fayda sağlıyor?</p>

<p><a href="https://www.bbc.com/turkce/articles/c4gqv9q5xgyo?at_campaign_type=owned&amp;at_format=link&amp;at_medium=social&amp;at_link_type=web_link&amp;at_link_origin=bbcturkce&amp;at_campaign=Social_Flow&amp;at_bbc_team=editorial&amp;at_ptr_name=twitter&amp;at_link_id=6D1117C2-2120-11F1-B43C-BA7C698D49A0" rel="nofollow" title="BBC'nin aktardığına göre">BBC’nin aktardığına göre</a> magnezyum metabolizmaya ve ruh sağlığına iyi geliyor. Magnezyum takviyesinin 60 yaş üstü kadınlarda bilişsel bozuklukların azalmasında etkili olduğu düşünülüyor.</p>

<p>Ayrıca bu mineralin kalp sağlığına ve uyku düzenine iyi geldiği, kemik yoğunluğunu da artırdığı ileri sürülüyor.</p>

<p>İngiltere Ulusal Sağlık Hizmetleri kurumu NHS 19 ila 64 yaşları arasındaki erkeklerin günlük 270 miligram magnezyum, aynı yaş grubundaki kadınlarınsa günde 300 miligram magnezyum almasını öneriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Magnezyum daha çok şu gıdalarda bulunuyor:</p>

<ul>
 <li>Yeşil yapraklı sebzeler</li>
 <li>Tam tahıllar</li>
 <li>Kuruyemişler</li>
 <li>Uskumru benzeri balıklar</li>
 <li>Et ve süt ürünleri</li>
</ul>

<p>Magnezyum eksikliğinin zor tespit edilebildiğini söyleyen Louise Dye son 60 yılda tarımsal uygulamalarla birlikte topraktaki magnezyum oranının azaldığını ve ürünlerin verimsizleştiğini açıkladı.</p>

<p>İşlenmiş gıdalarla beslenmenin de yüzde 80-90 oranında megnezyum oranını azalttığı belirtildi.</p>

<p>Yoğun spor, fiziksel aktivite, yetersiz uyku kalitesi ve süresiyle psikolojik stresin de magnezyum kaybına neden olabileceği biliniyor.</p>

<p>Magnezyum kullanırken dikkat edilmesi gerekenler</p>

<p>*Magnezyum takviyeleri beslenmenin yerini almamalı. Günde 400 miligramdan fazla magnezyum almak 400 miligramdan fazla ishale neden olabilir.</p>

<p>*Ayrıca çok fazla magnezyum almak da riskli. Günde 400 miligramdan fazla almak ishale neden olabiliyor.</p>

<p>*Örneğin günde bir avuç içi kuruyemiş yemek magnezyum takviyesi olarak fayda sağlayabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/magnezyum-takviyesi-almak-ne-ise-yariyor</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 22:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/03/untitled-design.webp" type="image/jpeg" length="17323"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yatak odası sıcaklığı kalp sağlığını tehdit ediyor: İdeal derece kaç olmalı?]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/yatak-odasi-sicakligi-kalp-sagligini-tehdit-ediyor-ideal-derece-kac-olmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/yatak-odasi-sicakligi-kalp-sagligini-tehdit-ediyor-ideal-derece-kac-olmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Araştırmacılar, 65 yaş ve üzerindeki bireyler için gece yatak odası sıcaklığının 24 derece civarında tutulmasının, uyku sırasındaki stres tepkilerini önemli ölçüde azalttığını vurguluyor.</h2>

<p>Yeni bir araştırma, gece uyuduğunuz odanın sıcaklığının <a href="https://www.ntv.com.tr/haberleri/kalp" rel="noopener noreferrer" target="_blank">kalp</a> sağlığı üzerinde, özellikle yaşlı yetişkinlerde doğrudan etkili olduğunu ortaya koydu.</p>

<p></p>

<p>Avustralya’daki Griffith Üniversitesi tarafından yürütülen çalışma, aşırı ısınan odaların kalbin dinlenme ve iyileşme kapasitesini ciddi şekilde kısıtladığını gösteriyor.</p>

<p></p>

<p>Araştırmanın başyazarı Dr. Fergus O'Connor'a göre, vücut sıcaklığa maruz kaldığında kendini soğutabilmek için kanı deri yüzeyine pompalamaya çalışıyor. Bu durum, kalbin normalden daha fazla ve daha uzun süre çalışmasına neden oluyor.</p>

<p></p>

<p>Kalp gece boyunca bu "soğutma mesaisi"ne devam ettiğinde, bir önceki günün yorgunluğunu atamıyor ve stres altına giriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>RİSK RAKAMLARLA ORTAYA KONDU</strong></p>

<p></p>

<p>Yaş ortalaması 72 olan katılımcıların yatak odaları tüm yaz boyunca izlendi. Elde edilen sonuçlar, sıcaklık arttıkça kalbin zorlanma oranının katlanarak yükseldiğini gösteriyor:</p>

<p></p>

<p>Örneğin 24 derece ve üzeri sıcaklıkta kalbin toparlanma kapasitesinde klinik açıdan belirgin bir düşüş başlama olasılığı yüzde 40 artıyor.</p>

<p></p>

<p>26 ila 28 derecede bu risk iki katına çıkıyor. 28 derece ve üzerinde ise risk, serin odalara kıyasla neredeyse üç katına ulaşıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>İDEAL SICAKLIK ÖNERİSİ: 24 DERECE</strong></p>

<p></p>

<p>Dr. O'Connor, 65 yaş ve üzerindeki bireyler için gece yatak odası sıcaklığının 24 derece civarında tutulmasının, <a href="https://www.ntv.com.tr/haberleri/uyku" rel="noopener noreferrer" target="_blank">uyku</a> sırasındaki stres tepkilerini önemli ölçüde azalttığını vurguluyor.</p>

<p></p>

<p>Bu arada çalışma, önemli bir eksikliğe de dikkat çekiyor: Gündüz vakti iç mekan sıcaklıkları için birçok resmi sağlık rehberi bulunurken, gece uyku süreci için belirlenmiş net sıcaklık tavsiyeleri henüz yaygın değil.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/yatak-odasi-sicakligi-kalp-sagligini-tehdit-ediyor-ideal-derece-kac-olmali</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 21:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/03/yatakodasi-883752.webp" type="image/jpeg" length="22430"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diş fırçalamaya 'iki dakika'mız yok]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/dis-fircalamaya-iki-dakikamiz-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/dis-fircalamaya-iki-dakikamiz-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) önerdiği ideal diş fırçalama süresi iki dakika. Türkiye’de yapılan bir araştırmaya dişlerini iki dakika fırçalayanların oranı sadece yüzde 12. Günde iki kez diş fırçalayanların oranı yüzde 30.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ülke genelinde 18-65 yaş aralığında 1220 kişiyle yapılan <strong>‘Türkiye Ağız Sağlığı Haritası’</strong> araştırması, ağız ve diş sağlığıyla ilgili davranışları ortaya koydu. Sensodyne’in Ipsos Türkiye işbirliğiyle yürüttüğü araştırma, ağız ve diş sağlığını koruma konusunda alışkanlıkların değişmesi gerektiğini gösterdi.</p>

<h3>Yüzde 6 sadece sosyalleşeceği zaman dişini fırçalıyor</h3>

<p>Araştırmaya göre kullanıcıların yüzde 75’i diş macunu, yüzde 58’i diş fırçası kullanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nüfusun yüzde 6’sı dişlerini yalnızca sosyalleşeceği zaman fırçalıyor. Yüzde 13’üyse haftada sadece üç-dört kez fırçalamakla yetiniyor. Diş hekimlerinin önerisi günde en az iki kez, ikişer dakika fırçalamak. Dolasıyla veri sağlık için değil, <strong>‘sosyal vitrin’</strong> için fırçalandığını ortaya koyuyor.</p>

<h3>Diş ağrımadan tedaviye gidilmiyor</h3>

<p>Toplumun yüzde 25’inin ağzında aktif ve tedavi edilmemiş bir çürük var. Aktif çürüğü bulunanların yüzde 76’sı son üç aydır diş hekimine gitmediğini belirtirken her beş kişiden biri son iki yıldır diş hekimi koltuğuna hiç oturmadığını ifade ediyor.</p>

<p>Veriler, çürük tedavisinin çoğu zaman <strong>‘acil ağrı’</strong> seviyesine gelene kadar ertelendiğini gösteriyor.</p>

<h3>Diş hekimiyle 16 yaşında tanışılıyor</h3>

<p>Türkiye’de yetişkinlerin diş hekimiyle ilk tanışma yaşı ortalama 16. Ancak ebeveynler artık çocuklarını ortalama yedi yaşında diş hekimiyle tanıştırıyorlar. Diş hekimlerinin önerisi bunun süt dişlerinin çıkmasıyla birlikte bir-iki yaşlara çekilmesi. Yine diş hekimlerinin önerisi, çocukların diş sağlıklarını korumak için florürlü diş macunlarının tercih edilmesi. Ancak ailelerin yüzde 46’sı florürsüz diş macunlarını tercih ediyor.</p>

<h3>Maliyetten korkuluyor</h3>

<p>Bugüne kadar diş hekimine bir kez gitmiş olanlara baktığımızda yaklaşık yüzde 40’lık kesimin bir yıldan uzun süredir hiç diş hekimine uğramadığını görüyoruz.</p>

<p>Diş hekimine gitmeme nedenleri arasında en çok ihtiyaç duyulmaması ve maliyet öne çıkarken, bu faktörleri zaman bulamamak ve diş hekimi korkusu izliyor.</p>

<p>Tablo, yetişkinlerde koruyucu hekimlik refleksinin zayıf olduğunu ve diş hekimine kriz anında gidildiğini gösteriyor.</p>

<h3>Diş rengi ve dizilimi özgüveni etkiliyor</h3>

<p>Toplumun yüzde 78’i ağız ve diş sağlığının özgüvenini doğrudan etkilediğini düşünüyor. Diş görünümünden kaynaklanan memnuniyetsizliklerin temelinde kozmetik kaygılar yatıyor.</p>

<p>Özgüveni en çok zedeleyen sorunların başında yüzde 50 oranıyla diş rengi ve yüzde 40 oranıyla diş dizilimi geliyor. Bu durum günlük rutinlere de yansıyor. Dişlerin fırçalanamadığı bir günde tüketicilerin yüzde 74’ü kendini huzursuz ve rahatsız hissederken, yüzde 33’ü doğrudan özgüven eksikliği yaşadığını ifade ediyor.</p>

<h3>En sık çürük, diş eti hastalıkları ve hassasiyeti görülüyor</h3>

<p>Türk Periodontoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ali Çekici araştırmanın sonuçlarıyla ilgili Diken’in sorularını yanıtladı.</p>

<p>Çekici çürük ve diş eti hastalıklarının (periodontal hastalık) yanı sıra <strong>‘diş hassasiyeti’</strong>nin de çok yaygın hastalıklar arasında sayıldığını söyledi.</p>

<p>Diş hassasiyeti, günlük yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor. Hassasiyet en çok soğuk yiyecek ve içeceklerde hissediliyor. Sıcak gıdalar ve tatlılar da tetikliyor. Araştırma, bu sorunla başa çıkarken tedavi yöntemleri kadar, problemi göz ardı etme eğiliminin de yaygın olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Katılımcıların yüzde 41’i hassasiyet giderici macun kullanıp yüzde 36’sı diş hekimine başvursa da yüzde 35’lik kesim tetikleyici yiyecek ve içecekleri tüketmekten kaçınmakla yetiniyor.</p>

<p>Araştırmaya göre kullanıcıların yüzde 75’i diş macunu, yüzde 58’i diş fırçası kullanıyor. Bu aradaki farka şaşırdığını belirten Çekici, <strong>“Açıkçası bunun sebebini ben de merak ettim ama maalesef hala bir evin bir dış fırçasını kullanması çok yaygın maalesef”</strong> dedi.</p>

<h3>Dört kişiden biri misvak kullanıyor</h3>

<p>Yine araştırmaya göre her yüz kişiden 24’ü misvak kullanıyor. Ağaç dallarından elde edilen misvak, diş temizliğinde kullanılan geleneksel yöntemlerden biri. Çekiçi misvağın çok yaygın kullanıldığını, sadece kültürel ve dini sebeplerle değil daha doğal ürün kullanmak isteyenlerce de tercih edildiğini söyledi.</p>

<p>Diş macunu ve fırçası dışındaki ürünlerin de kullanımının giderek yaygınlaştığını anlatan Çekici <strong>“Hala düşük oranda kullanılsalar da aslında bilinç giderek artıyor. Hekimler de bunları önermeye başlıyor”</strong> dedi.</p>

<p>Çekici ağız ve diş sağlığının genel sağlıkla da yakından ilişkili olduğunu da vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/dis-fircalamaya-iki-dakikamiz-yok</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 20:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/03/2026-03-12-dis-fircasi-roman-marchenko-unsplash-2.webp" type="image/jpeg" length="95818"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kene kaynaklı kırmızı et alerjisi: Avustralya'da ilk ölüm doğrulandı]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/kene-kaynakli-kirmizi-et-alerjisi-avustralyada-ilk-olum-dogrulandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/kene-kaynakli-kirmizi-et-alerjisi-avustralyada-ilk-olum-dogrulandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avustralya’da 2022’de ölen bir çocuğun, ‘kene ısırığı kaynaklı kırmızı et alerjisi’nden öldüğü ortaya çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.abc.net.au/news/2026-02-26/jeremy-webb-first-confirmed-red-meat-tick-allergy-death/106390088" rel="nofollow" title="">ABC News’ün haberine göre</a> New South Wales (NSW) eyaletinden 16 yaşındaki Jeremy Webb kamp gezisinde sığır eti yedikten sonra nefes almakta zorlanarak hayatını kaybetti.</p>

<p>Çocuğun ölüm nedeninin başta astım olduğu belirtildi. Yetkililer Webb’in ölüm nedeninin <strong>‘kene ısırığı kaynaklı memeli hayvan etine karşı anafilaktik reaksiyon’</strong> olduğunu ve bunun astım krizini tetiklediğini doğruladı.</p>

<p>Klinik immünolog ve alerji uzmanı Sheryl van Nunen, Webb’in ölümünün ülkede belgelenmiş ilk, dünyadaysa ikinci <strong>‘memeli hayvan eti alerjisi kaynaklı ölümcül vaka’</strong> olduğunu duyurdu.</p>

<p><strong>‘Alpha-gal sendromu’</strong> (AGS) olarak bilinen kırmızı et alerjisinden ilk kez bir insan ABD’de <a href="https://www.diken.com.tr/kene-isirigi-tetikledi-et-alerjisi-nedeniyle-ilk-kez-bir-insan-oldu/" rel="nofollow" title="">ölmüştü</a>.</p>

<p>New Jersey eyaletinde yaşayan 47 yaşındaki bir pilot, 2024’te ailesiyle gittiği kampta yediği biftek nedeniyle ilk alerji krizini geçirdi. Olaydan iki hafta sonra adam hayatını kaybetti.</p>

<p>Araştırmacılar, pilotun kan örneklerinde net şekilde alpha-gal alerjisi bulguları tespit etti. Kasım 2025’te ölümün ciddi bir alerjik reaksiyon olan anafilaksi kaynaklı olduğu belirlendi.</p>

<h3>Alpha-gal sendromu</h3>

<p>Kene nedeniyle et ve süt ürünlerine karşı alerji yapan hastalık alpha-gal sendromu dünya genelinde yayılıyor. Türkiye Parazitoloji <a href="https://turkiyeparazitolderg.org/tr/makaleler/kene-isirmasinin-neden-oldugu-gizemli-alerji-alpha-gal-sendromu/doi/tpd.galenos.2024.97720" rel="nofollow">Dergisi’nde</a> yer alan bilgiye göre hastalığın tanımı şöyle:</p>

<p>* AGS, primat olmayan memelilerin hücrelerinde ve dokularında bulunan, galaktoz-a-1,3-galaktoz (a-Gal) olarak bilinen bir karbonhidrata karşı spesifik immünoglobulin E (IgE) antikorları geliştiğinde ortaya çıkan karmaşık bir alerjik reaksiyondur.</p>

<p>* AGS’nin gelişiminde rol oynayan a-Gal antijenleri, başta Amblyomma americanum olmak üzere çeşitli kene türlerinin tükürük bezlerinde ve tükürüklerinde tespit edilmiştir. Kene tükürüğünde bu antijenlerin tanımlanması, kene ısırıklarının bireyleri a-Gal’e karşı duyarlı hale getirmedeki potansiyel rolünün altını çizmekte ve AGS ile ilişkili karmaşık immünolojik süreçlere katkıda bulunmaktadır.</p>

<figure><img alt="" decoding="async" height="400" sizes="(max-width: 740px) 100vw, 740px" src="https://www.diken.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/2025-06-17-kene-pexels.jpg" width="740" />
<figcaption>Fotoğraf: Pexels</figcaption>
</figure>

<p>* Alpha-gal alerjisi olan kişiler sığır eti, domuz eti, kuzu eti veya diğer memelilerin etini yediğinde döküntü, mide bulantısı, kusma ve ishal gibi çeşitli semptomlara neden olan alerjik reaksiyonla karşılaşırlar.</p>

<p><strong>‘Kırmızı et alerjisi’</strong> olarak tanımlasa da, alpha-gal sendromu şunlarda da alerjiye neden olabiliyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>Süt</li>
 <li>Peynir</li>
 <li>Jelatin</li>
 <li>Bazı ilaçlar (örneğin heparin)</li>
 <li>Bazı kişisel bakım ürünleri</li>
</ul>

<p>Hastalığın en bilinen taşıyıcısı ABD’nin güneydoğusunda yaygın olan kene türü Lone star tick.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/kene-kaynakli-kirmizi-et-alerjisi-avustralyada-ilk-olum-dogrulandi</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 16:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/02/v2normalhaberboyutuablonsuzkopyaskopyaskopyaskopyaskopyas-2026-02-26t123943808-1772102396-1.webp" type="image/jpeg" length="96208"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[8 yıllık araştırma sonuçlandı. İşte demans riskini yüzde 40 azaltan aktivite]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/8-yillik-arastirma-sonuclandi-iste-demans-riskini-yuzde-40-azaltan-aktivite</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/8-yillik-arastirma-sonuclandi-iste-demans-riskini-yuzde-40-azaltan-aktivite" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir araştırma, okuma, yazma ve özellikle yeni bir yabancı dil öğrenme gibi zihinsel olarak uyarıcı aktivitelerin demans riskini azaltabileceğini ortaya koydu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Neurology dergisinde yayımlanan analiz; okuma, yazma ve yeni bir dil öğrenme gibi zihinsel olarak uyarıcı etkenlerin demans riskini yaklaşık yüzde 38-40 oranında azaltabileceğini gözler önüne serdi.</p>

<p><img alt="8 yıllık araştırma sonuçlandı. İşte demans riskini yüzde 40 azaltan aktivite 1" decoding="async" fetchpriority="auto" height="496" loading="lazy" src="https://images.ntv.com.tr/images/iStock-97873871-177382.jpg?width=880&amp;format=webp" title="8 yıllık araştırma sonuçlandı. İşte demans riskini yüzde 40 azaltan aktivite 1" width="880" /></p>

<p>iStockPhoto</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Chicago'daki Rush Üniversitesi Tıp Merkezi araştırmacıları tarafından yürütülen çalışmada, başlangıçta demans tanısı bulunmayan ve ortalama yaşı 80 olan bin 939 kişi sekiz yıl boyunca takip edildi.</p>

<p></p>

<p><img alt="8 yıllık araştırma sonuçlandı. İşte demans riskini yüzde 40 azaltan aktivite 2" decoding="async" fetchpriority="auto" height="496" loading="lazy" src="https://images.ntv.com.tr/images/iStock-1284442724-797380.jpg?width=880&amp;format=webp" title="8 yıllık araştırma sonuçlandı. İşte demans riskini yüzde 40 azaltan aktivite 2" width="880" /></p>

<p>iStockPhoto</p>

<p>Yaşam boyu bilişsel olarak daha aktif olan bireylerde Alzheimer hastalığının hem daha düşük oranda görüldüğü hem de daha ileri yaşta ortaya çıktığı belirlendi.</p>

<p><img alt="8 yıllık araştırma sonuçlandı. İşte demans riskini yüzde 40 azaltan aktivite 3" decoding="async" fetchpriority="auto" height="496" loading="lazy" src="https://images.ntv.com.tr/images/iStock-1784056144-196309.jpg?width=880&amp;format=webp" title="8 yıllık araştırma sonuçlandı. İşte demans riskini yüzde 40 azaltan aktivite 3" width="880" /></p>

<p>iStockPhoto</p>

<p>Bilişsel zenginleşme düzeyi en yüksek grupta Alzheimer görülme oranı yüzde 21 olurken, en düşük grupta bu oran yüzde 34 olarak saptandı. Ayrıca zihinsel olarak daha aktif bireylerde hastalık başlangıcının ortalama 5 yıl geciktiği bildirildi.</p>

<p><img alt="8 yıllık araştırma sonuçlandı. İşte demans riskini yüzde 40 azaltan aktivite 4" decoding="async" fetchpriority="auto" height="496" loading="lazy" src="https://images.ntv.com.tr/images/iStock-1326241306-468288.jpg?width=880&amp;format=webp" title="8 yıllık araştırma sonuçlandı. İşte demans riskini yüzde 40 azaltan aktivite 4" width="880" /></p>

<p>iStockPhoto</p>

<p>Daha önce yapılan çalışmalar, dil öğrenmenin beyindeki gri madde hacminin artmasına yardımcı olabileceğini de ortaya koyuyor. Gri madde; öğrenme, hareket, duygular ve hafıza ile ilişkili beyin dokusu olarak tanımlanıyor.</p>

<p><img alt="8 yıllık araştırma sonuçlandı. İşte demans riskini yüzde 40 azaltan aktivite 5" decoding="async" fetchpriority="auto" height="496" loading="lazy" src="https://images.ntv.com.tr/images/iStock-1297589734-361805.jpg?width=880&amp;format=webp" title="8 yıllık araştırma sonuçlandı. İşte demans riskini yüzde 40 azaltan aktivite 5" width="880" /></p>

<p>iStockPhoto</p>

<p>Bilim insanları, iki dil bilmenin belirli beyin bölgelerinin boyutunu artırdığını da ifade ediyor. Bulgular, yeni bir dil öğrenmenin, diğer bilişsel açıdan zorlu görevlerdekine benzer şekilde beyin yapılarında karmaşık değişiklikler yarattığını gösteriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/8-yillik-arastirma-sonuclandi-iste-demans-riskini-yuzde-40-azaltan-aktivite</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 21:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/02/i-stock-1884425904-926955.webp" type="image/jpeg" length="57028"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kongo'da 'bilinmeyen hastalık': Beş ölü]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/kongoda-bilinmeyen-hastalik-bes-olu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/kongoda-bilinmeyen-hastalik-bes-olu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kongo’da henüz teşhis edilemeyen bir hastalık nedeniyle beş kişi öldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ulusal basındaki haberlere göre Kongo-Central Eyaleti’ne bağlı Madimba köyünde ortaya çıkan ve henüz teşhis edilemeyen hastalık nedeniyle dördü lise öğrencisi beş kişi öldü.</p>

<p>Hastalığın ilk belirtileri şiddetli baş ağrısı ve ardından bilinç kaybı. Hastalığa yakalanan kişiler kısa sürede ölüyor. Sağlıkçılar bakteriyel menenjit ihtimali üzerinde durulduğunu fakat kesin tanının henüz konulmadığını belirtti.</p>

<p>Yetkililer, etkenin belirlenmesi ve yeni ölümlerin önlenmesi amacıyla acil tıbbi ve lojistik destek çağrısında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ülkede 2024’ün son aylarında da <strong>‘bilinmeyen bir hastalık’</strong> nedeniyle 143 kişi ölmüştü. Aralık 2024’te onlarca kişinin öldüğü gizemli hastalığın şiddetli sıtma olarak tanımlandığı <a href="https://www.diken.com.tr/kongodaki-bilinmeyen-hastalik-gizemi-cozuldu-siddetli-sitma/" rel="nofollow" title="">belirtilmişti</a>.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/kongoda-bilinmeyen-hastalik-bes-olu</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 21:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/02/2024-12-09-kongo-bilinmeyen-hastalik-wikimedia-commons.jpg" type="image/jpeg" length="79989"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her gün belirli miktarda kafein tüketmenin faydaları açıklandı]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/her-gun-belirli-miktarda-kafein-tuketmenin-faydalari-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/her-gun-belirli-miktarda-kafein-tuketmenin-faydalari-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir araştırma, günde iki ila üç fincan kahve veya bir ila iki fincan çay içmenin, kişinin nörodejeneratif rahatsızlığa yönelik genetik riskinden bağımsız olarak, demans riskini azalttığını gösterdi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>UNC Health'e göre Amerikalıların 10'da 9'u her gün <a href="http://www.indyturk.com/tags/kahve" rel="nofollow" target="_blank">kahve</a>, çay veya enerji içeceğiyle bir miktar kafein tüketiyor.</p>

<p>Ancak bunun dezavantajları da var: Yüksek miktarda <a href="http://www.indyturk.com/tags/kafein" rel="nofollow" target="_blank">kafein</a> nöbetlere, tansiyonun aniden yükselmesine ve solunum problemlerine yol açabiliyor.</p>

<p>Ancak yapılan çalışmalar, kafeinli içecekleri güvenli miktarlarda (ABD Gıda ve İlaç İdaresi günlük 400 miligramlık bir sınır öneriyor) düzenli tüketenlerin kardiyovasküler hastalık ve karaciğer, endometriyal, cilt ve boyun kanseri geliştirme ihtimalinin daha düşük olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Bu ay yayımlanan bir çalışma da günde iki ila üç fincan kahve veya bir ila iki fincan çay içmenin, kişinin nörodejeneratif rahatsızlık için taşıdığı genetik riskten bağımsız olarak, <a href="http://www.indyturk.com/tags/demans" rel="nofollow" target="_blank">demans</a> riskinin azalmasıyla ilişkili olduğunu gösterdi.</p>

<p>Harvard Chan Okulu'nda doktora öğrencisi Yu Zhang, bir açıklamada, "Demans geliştirmede farklı genetik yatkınlıklara sahip kişileri de karşılaştırdık ve aynı sonuçları gördük; bu da kahve veya kafeinin, demans geliştirmede yüksek ve düşük genetik riske sahip kişiler için muhtemelen eşit derecede faydalı olduğu anlamına geliyor" dedi.</p>

<p>Bu çalışma, kafeinli içeceklerin bilişsel işlevleri iyileştirmesiyle ilgili yıllardır yürütülen araştırmaların en yenisi. Johns Hopkins Üniversitesi'ndeki araştırmacılar 2014'te, kafeinin hafızayı iyileştirebileceğini ve 200 miligramlık tablet alan kişilerin sadece 24 saat sonra hatırlama yeteneklerini artırabildiklerini söylemişti.</p>

<p>Üniversite öğrencileri üzerinde yapılan 2016 tarihli bir çalışma, kafeinin sabahları genç yetişkinlere fayda sağlayabileceğini gösterirken, aynı yıl yayımlanan bir inceleme, düşük dozların dikkat ve tepki süresini iyileştirdiğini ortaya koymuştu.</p>

<p>Kafein, tüketen kişilerin ruh sağlığına da iyi geliyor. Depresyonu olan kişilere yardımcı olabiliyor. Yaklaşık 48 milyon Amerikalı depresyondan muzdarip.</p>

<p>St. Peter's Health'ten nörolog Dr. Nicole Clark, Amerikan Tıp Birliği'ne, çünkü kafein "beyinde zevk, motivasyon ve öğrenmede rol oynayan bir kimyasal olan dopamini uyarıyor" diye konuştu. Düşük dopamin seviyeleri Parkinson hastalığının gelişmesiyle ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Doktorlar derneğe, kafeinin fiziksel sağlığın bazı yönlerini iyileştirebileceğini de söyledi. Stanford Tıp Fakültesi'nden Dr. Shannon Kilgore'a göre kafein, kişilerin egzersiz yaparken daha uzun sürede yorulmasını sağlayabilir.</p>

<p><img alt="Kahve veya çay içmek (AFP)" height="509" pinger-seen="true" src="https://www.indyturk.com/sites/default/files/styles/800xauto/public/thumbnails/image/2026/02/17/1365893-742619992.png?itok=M_964OgR" title="Kahve veya çay içmek (AFP)" typeof="foaf:Image" width="800" /></p>

<p>Kahve veya çay içmek hafızayı iyileştirip demans riskini azaltabilir (AFP)</p>

<p><br />
Kilgore, "Dayanıklılığı ve hızı artırdığı gibi, yorgunluk algısını da azalttığı gösterildi" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hatta kilo verilmesine bile yardımcı olabilir. Çünkü metabolizmayı hızlandırıyor ve iştahı bastırıyor ancak bu konuda araştırmalar farklı görüşler ortaya koyuyor.</p>

<p>Kilgore, "Kafein aslında kilo alımını azaltabilir, mutlaka kilo kaybına neden olmaz" dedi.</p>

<blockquote>
<p>Temel metabolizma hızını artırır ve iştahı biraz bastırabilir, bu da kilosuna dikkat etmeyi düşünen biri için faydalıdır.</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/her-gun-belirli-miktarda-kafein-tuketmenin-faydalari-aciklandi</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 20:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/02/1365892-1080553274.png" type="image/jpeg" length="89142"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: Uyumadan önceki son 3 saat yemek yememek kalp sağlığını iyileştirebilir]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/arastirma-uyumadan-onceki-son-3-saat-yemek-yememek-kalp-sagligini-iyilestirebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/arastirma-uyumadan-onceki-son-3-saat-yemek-yememek-kalp-sagligini-iyilestirebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de yapılan araştırmada, uyumadan önceki son 3 saat yemek yememenin, kalp sağlığı ve metabolizma üzerinde olumlu etkiler sağlayabileceği tespit edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerikan Northwestern Medicine tarafından yapılan bir araştırmada, son öğünün saatinin kalp ve metabolizma üzerindeki etkileri incelendi.</p>

<p>Araştırma kapsamında fazla kilolu birinci grup uyumadan en az üç saat önce yemek yemeyi bırakırken, bu kişilere 13 ila 16 saatlik gece orucu tutturuldu.</p>

<p>İkinci grubun ise gece 11 ila 13 saatlik oruç düzenini sürdürdüğü araştırmada, tüm katılımcılar ayrıca yatmadan 3 saat önce ışıkları kıstı.</p>

<p>Katılımcıların kalori miktarını değil yalnızca yemek zamanını değiştirdiği araştırmada son öğün saatini erkene çeken grupta gece kan basıncının ve kalp atış hızının belirgin biçimde düştüğü ve kan şekeri seviyelerinin iyileştiği tespit edildi.</p>

<p>Araştırmada, özellikle kalp hastalığı riski yüksek kişiler için yemek saatini erkene çekmenin, diyet içeriğini değiştirmeden uygulanabilecek pratik bir yöntem olabileceği vurgulandı.</p>

<p>Vücudun biyolojik saati olarak bilinen sirkadiyen ritmin metabolizma ve kalp fonksiyonları dahil birçok süreci düzenlediğine dikkati çekilen araştırmada, metabolik sağlığın bozulmasının ise Tip 2 diyabet, karaciğer yağlanması ve kalp hastalığı riskini artırdığına işaret edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmanın sonuçları "Arteriosclerosis, Thrombosis, and Vascular Biology" dergisinde yayımlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/arastirma-uyumadan-onceki-son-3-saat-yemek-yememek-kalp-sagligini-iyilestirebilir</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 23:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/02/uyku-stok-getty-1791277.jpg" type="image/jpeg" length="26455"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanlarından kalp sağlığı için iki kritik öneri]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/marco-rubio-iranla-anlasma-yapmanin-zor-oldugunu-belirterek-muzakerelerin-surdugunu-ve-diplomatik-bir-cozum-icin-umutl</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/marco-rubio-iranla-anlasma-yapmanin-zor-oldugunu-belirterek-muzakerelerin-surdugunu-ve-diplomatik-bir-cozum-icin-umutl" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, bu değişikliği yapan katılımcılarda pankreasın daha etkili bir şekilde tepki verdiğini söylüyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir araştırmaya göre, yatmadan üç saat önce ışıkları kısmak ve yemek yemeyi kesmek, kalp hastalığı riski taşıyan yetişkinlerde tansiyon, <a href="http://www.indyturk.com/tags/kalp" rel="nofollow" target="_blank">kalp</a> ritmi ve kan şekeri kontrolü üzerinde olumlu etki yaratabilir.</p>

<p>Bilim insanları, gece boyunca aç kalmanın kişinin doğal uyku ve uyanma döngüsüne daha iyi uyum sağlamasının <a href="http://www.indyturk.com/tags/kalp-sa%C4%9Fl%C4%B1%C4%9F%C4%B1" rel="nofollow" target="_blank">kalp sağlığı</a> ve genel metabolizmayı iyileştirip iyileştiremeyeceğini araştırmak istedi.</p>

<p>Önceki çalışmalar, sirkadiyen ritim diye bilinen vücudun iç saatinin, vücuttaki bir dizi süreci düzenlemede önemli rol oynadığını göstermişti.</p>

<p>Kötü metabolik sağlığın, tip 2 diyabet, alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı ve kalp hastalığı gibi kronik rahatsızlık riskini artırdığı gösterilmişti.</p>

<p>Yeni çalışmada, <a href="http://www.indyturk.com/tags/abd" rel="nofollow" target="_blank">ABD</a>'deki Northwestern Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden araştırmacılar, günün son öğününün zamanlamasının en iyi kalp sağlığı ve metabolizma faydaları için nasıl optimize edilebileceğini araştırdı.</p>

<p>7,5 hafta süren çalışma, yatmadan en az üç saat önce yemek yemeyi kesen 39 fazla kilolu bireyi, normal yeme alışkanlıklarını koruyanlarla karşılaştırdı.</p>

<p>Katılımcılar, 13 ila 16 saat boyunca geceleri oruç tutan bir gruba veya 11 ila 13 saatlik alışılmış oruç süresini koruyan bir kontrol grubuna atandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Her iki grup da yatmadan üç saat önce ışıklarını kıstı; bu önlemin, vücudun sirkadiyen ritmini daha doğal bir ışık ve karanlık döngüsüyle uyumlu hale getirdiği daha önce gösterilmişti.</p>

<p>Bilim insanları, katılımcıların kalori alımını azaltmak yerine sadece yemek yeme zamanlarını ayarlamaya odaklandı.</p>

<p>Son yemeklerinin zamanlamasını ayarlayanların gece tansiyonu ve nabız hızı önemli ölçüde azaldı ve daha sağlıklı bir düzene geçtiler.</p>

<p>Bilim insanları, glikoz verildiğinde pankreasın daha etkili bir yanıt verdiğini, bunun da insülin salınımının iyileştiğini ve kan şekeri seviyelerinin daha istikrarlı hale geldiğini gösterdiğini belirtti.</p>

<p>Arteriosclerosis, Thrombosis, and Vascular Biology adlı akademik dergide yayımlanan çalışmanın yazarı Daniela Grimaldi, "Oruç tutma süremizi vücudun doğal uyku-uyanıklık ritimleriyle uyumlu hale getirmek, kalp, metabolizma ve uyku arasındaki koordinasyonu iyileştirebilir; bunların hepsi birlikte çalışarak kardiyovasküler sağlığı korur" diye açıkladı.</p>

<p>Araştırmacılar, daha erken yemek yemenin ve orucu büyük ölçüde uykuya denk getirmenin, incelenen yüksek risk altındaki bireyler grubu için ulaşılabilir ve gerçekçi değişiklikler olduğunu, beslenme düzeni değişikliklerine kıyasla farklı bir müdahale yöntemi sunduğunu söyledi.</p>

<p>Dr. Grimaldi, "Sadece ne kadar ve ne yediğiniz değil, aynı zamanda uykuya göre ne zaman yediğiniz de kısıtlı zamanda beslenmenin fizyolojik faydaları için önemli" dedi.</p>

<p>Araştırmacılar, benzer oruç yaklaşımlarının faydalarını daha büyük çalışmalarda test etmeyi umuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>independent</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/marco-rubio-iranla-anlasma-yapmanin-zor-oldugunu-belirterek-muzakerelerin-surdugunu-ve-diplomatik-bir-cozum-icin-umutl</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 19:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/02/1365847-1522446053.jpg" type="image/jpeg" length="29182"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
