<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Kıbrıs Manşet - Kıbrıs Haber, KKTC Son Dakika, KIBRIS Gündem, Kıbrıs Gazetesi, Haber KKTC</title>
    <link>https://www.kibrismanset.com</link>
    <description>KKTC Haber, KIBRIS Haber,  Kıbrıs Son Dakika, Kıbrıs Haberleri,  Kıbrıs Gazete Manşetleri, Kıbrıs Gündem</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.kibrismanset.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 15 Aug 2026 03:28:19 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kongo'daki Ebola salgını hızla yayılıyor: DSÖ'den kritik uyarı]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/kongodaki-ebola-salgini-hizla-yayiliyor-dsoden-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/kongodaki-ebola-salgini-hizla-yayiliyor-dsoden-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin doğusunda hızla yayılan Ebola salgınında 2 binden fazla kişi hayatını kaybederken, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), salgının tarihin en ölümcül Ebola salgınını geride bırakabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Kongo'nun doğusunda görülen ve şimdiye kadarki en hızlı yayılan Ebola salgını olarak değerlendirilen mevcut salgında, 4 bin 449 vaka tespit edilirken 2 binden fazla kişi hayatını kaybetti.</p>

<p>2014-2016 yılları arasındaki Ebola salgınında ise en az 28 bin vaka görülmüş ve can kaybının bine ulaşması yaklaşık sekiz ay sürmüştü.</p>

<p>DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde Ebola salgınına ilişkin resmi olarak 4 bin 449 doğrulanmış vaka ve 2 bin 61 ölüm bildirildiğini belirterek, "Salgın, mevcut hızıyla 2014-2016 Batı Afrika Ebola salgınını geride bırakma yolunda ilerliyor." dedi.</p>

<p>Geçen hafta KDC'yi ziyaret eden Ghebreyesus, ülkenin kuzeydoğusundaki Ebola salgınına verilen yanıtı ve karşılaştıkları zorlukları değerlendirdiklerini dile getirdi.</p>

<p>Ghebreyesus, KDC'de kayıtlara geçen "en büyük 2. Ebola salgınının" yaşandığını ve bunun önceki Ebola salgınlarından daha hızlı ilerlediğini belirterek, "Salgın, mevcut hızıyla 2014-2016 Batı Afrika Ebola salgınını geride bırakma yolunda ilerliyor. Resmi olarak 5 il ve 53 sağlık bölgesinde 4 bin 449 doğrulanmış vaka ve 2 bin 61 ölüm bildirildi. Salgın, büyük bir avantajla başladı, hala bizden çok önde ve biz onu yakalamaya çalışıyoruz." şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tüm vakaların yaklaşık yüzde 90'ının ve ölümlerin yüzde 80'inin Ituri ilinde yaşandığını kaydeden Ghebreyesus, bu bölgelerde hastalığın yayılmasının devam ettiğinin altını çizdi.</p>

<p>Ghebreyesus, bilinen temaslılar dışındaki topluluklarda yüksek oranda ölüm vakası görmelerinin endişe verici olduğuna işaret ederek, "Bu, bize bilmediğimiz bulaşma zincirlerinin olduğunu ve her bulaşma zincirini öğrenip kırana kadar salgını durduramayacağımızı gösteriyor. Bulaşma, çoğu insan hastalığın son evresindeyken ve tedavi görmediklerinde veya öldükten sonra cesetleri ele alındığında gerçekleşiyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Erken klinik bakımın yanı sıra güvenli ve saygın defin işlemlerinin Ebola bulaşmasını durdurmak için kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Ghebreyesus, KDC hükümeti liderliğinde bulaşmayı durdurma ana hedefiyle müdahalenin her bölümünü artırdıklarını kaydetti.</p>

<p>Ghebreyesus, Ebola virüsüne karşı özel olarak tasarlanmış 2 aşının insanlar üzerinde faz bir güvenlik denemelerine başlandığını söyleyerek, tüm ortaklarıyla aşılama için çalıştıklarını belirtti.</p>

<p>- Ülkede 15 Mayıs'ta salgın ilan edilmişti</p>

<p>KDC'nin doğusundaki Ituri eyaletinde açıklanan 246 şüpheli vaka ve 65 ölümün ardından 15 Mayıs'ta ülkede salgın ilan edilmişti.</p>

<p>Sağlık yetkililerine göre, mayısta patlak veren "Bundibugyo" Ebola varyantının onaylanmış tedavisi veya aşısı bulunmuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/kongodaki-ebola-salgini-hizla-yayiliyor-dsoden-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 19:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/08/1786608582524afp-6a7c9c9dc5a8-1786551453.webp" type="image/jpeg" length="55126"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Temizlik yaparken dezenfektan hatasına düşmeyin]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/temizlik-yaparken-dezenfektan-hatasina-dusmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/temizlik-yaparken-dezenfektan-hatasina-dusmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar temizliğin ‘sembolü’ne dönüşen dezenfektanlar yerine sabunlu suyun çoğu durumda yeterli olduğunu vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Covid-19 salgını döneminde artan ve günümüzde temizlik yapanın ön koşuluna dönüşen dezenfektanlar her koşulda gerekli değil.</p>

<p>ABD’de uzmanlar bol miktarda dezenfektan ve hijyen ürünleri kullanımının, çocukları evde zehirli maddelere daha çok maruz bıraktığını belirterek uyarıyor.</p>

<p>Örneğin çiğ tavuğu keserken suyu kesme tahtasına yayılıyor. <a href="https://edition.cnn.com/2026/08/11/health/how-to-clean-and-disinfect-tips-wellness" rel="noopener" target="_blank" title="">CNN’in aktardığına göre</a> bu sıvı ciddi hastalığa neden olabilecek bir bakteri olan salmonella taşıyabiliyor.</p>

<p>Fakat buna karşı önlem almak için illa dezenfektan kullanmanıza gerek yok. Dökülen yiyecekler için genelde su ve sabun ikilisi temizlik için yeterli.</p>

<h3>Önce yüzeyi iyice temizle sonra dezenfektan kullan</h3>

<p>Yağ, kir ve yiyecek kaplı bir yüzeyi temizlemeden dezenfektan kullanmak da alttaki mikropların ölmemesine neden oluyor.</p>

<p>ABD’deki Massachusetts Lowell Üniversitesi’nden kimya bilimci Alicia McCarthy <strong>“Dezenfektan, kir ve pislik tarafından engellenince mikroplarla temas edemiyor. Temizlik için doğrudan temas gerekli”</strong> diyor:</p>

<figure><img alt="Person mopping a dark wooden floor with a red mop; a yellow bucket sits nearby." decoding="async" height="400" sizes="(max-width: 740px) 100vw, 740px" src="https://www.diken.com.tr/wp-content/uploads/2026/08/2026-08-12-temizlik-3-pexels.jpg" width="740" />
<figcaption>Fotoğraf: Pexels</figcaption>
</figure>

<p><strong>“Temizlikten önce dezenfektan kullanmak süpürgeden önce kırıntıların olduğu bir zemini paspaslamaya benzer. Kırıntılar temizlenene kadar paspas zemine düzgün ulaşmaz.”</strong></p>

<h3>Dezenfektan sıkıp hemen silmek de manasız</h3>

<p>Toksik Madde Kullanımını Azaltma Enstitüsü’nden Heather Tenney de dezenfektanı sıkıp ardından hemen silmenin hiçbir faydası olmadığını vurguluyor:</p>

<p><strong>“Genelde insanlar kimyasalları bir yere sıkıp hemen siliyorlar. Bunu yaparsanız dezenfekte olması için kimyasalı yeterince süre yüzeyde bırakmamış oluyorsunuz. Böyle yapmanın hiçbir anlamı yok.</strong></p>

<p><strong>Ürünlerin etiketini okuyun. Dezenfektanların etkili olması için yüzde 1-10 dakika yüzde kalması gerekebilir.”</strong></p>

<h3>Abartmayın: Su ve sabun çoğu işi çözüyor</h3>

<p>Grip virüsü bile söz konusu olsa önce sık dokunulan (kapı kolu, klozet kapağı vb.) yerleri sabun ve suyla iyice temizlemeniz gerekli.</p>

<figure><img alt="Person wearing yellow gloves scrubbing a faucet with a soapy sponge over a sink." decoding="async" height="400" sizes="(max-width: 740px) 100vw, 740px" src="https://www.diken.com.tr/wp-content/uploads/2026/08/2026-08-12-temizlik-1-pexels.jpg" width="740" />
<figcaption>Fotoğraf: Pexels</figcaption>
</figure>

<p>Sabunla iyice ovaladığınız yerleri suyla da iyice durularsanız virüsleri ve bakterileri yüzeyde tutan kimyasal bağları da koparırsınız. Dolayısıyla durulama mikropların akıp gitmesine neden olur.</p>

<p>Yeşil Bilim Politikası Enstitüsü’nden direktör Rebecca Fuoco şöyle diyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“Bunların büyük bir kısmı psikolojik. Mikropların çoğunu öldürmenize gerek yok. Sadece ortadan kaldırsanız yeterli.</strong></p>

<p><strong>Dezenfektanlar, insan sağlığı ve çevredeki etkisi nedeniyle yalnızca zaruri olduğunda kullanılmalı.”</strong></p>

<p>Haberde doğal mikrop öldürücülerse şöyle sıralanıyor:</p>

<ul>
 <li>Meyveden elde edilen sitrik asit</li>
 <li>Hindistan cevizi veya palmiye yağından elde edilen kaprilik asit</li>
 <li>Fermantasyonla üretilen L-laktik asit</li>
 <li>Etil ve dezenfektan alkol</li>
 <li>Sirke</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/temizlik-yaparken-dezenfektan-hatasina-dusmeyin</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 16:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/08/2026-08-12-temizlik-2-pexels.webp" type="image/jpeg" length="90914"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tayvan'da son bir haftada Covid-19 kaynaklı 14 ölüm kaydedildi]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/tayvanda-son-bir-haftada-covid-19-kaynakli-14-olum-kaydedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/tayvanda-son-bir-haftada-covid-19-kaynakli-14-olum-kaydedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tayvan'da 4-10 Ağustos tarihlerinde 14 kişinin Covid-19 nedeniyle hayatını kaybettiği bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Yerel basındaki haberlere göre, Tayvan Hastalık Kontrol Merkezinden (CDC) son dönemde kaydedilen Covid-19 vakalarına ilişkin açıklama yapıldı.</p>

<p>Tayvan'da 4-10 Ağustos tarihlerinde 14 kişinin Covid-19 nedeniyle yaşamını yitirdiği belirtilen açıklamada, söz konusu sayının "mevcut Covid-19 dalgasında kaydedilen en yüksek haftalık vaka ve ölüm sayısı" olduğu aktarıldı.</p>

<p>Açıklamada, 2-8 Ağustos'ta ayakta tedavi ve acil servis başvurularının 24 bin 645'e çıktığı, bu sayının bir önceki haftaya kıyasla yüzde 27,6 arttığı ifade edildi. Ekim 2025’ten bu yana ağır komplikasyonlara rastlanan 337 Covid-19 vakasının kaydedildiği açıklamada, bunlardan 42'sinin ölümle sonuçlandığı belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, 337 vakanın yaklaşık yüzde 74'ünün 65 yaş ve üzerindekilerden oluştuğu, yüzde 84'ünde kronik hastalık gibi altta yatan sağlık sorunlarının bulunduğu vurgulanarak, yüzde 89'unun ise bu sezonun Covid-19 aşısını yaptırmadığına işaret edildi.</p>

<p>CDC depolarında yaklaşık 140 bin doz aşı bulunduğu bildirilen açıklamada, 9 Eylül’de son kullanma tarihi dolacak 37 bin doz aşının soğuk hava depolarından çıkarılarak yerel yönetimlere dağıtılacağı bilgisi paylaşıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/tayvanda-son-bir-haftada-covid-19-kaynakli-14-olum-kaydedildi</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/08/1786459609244thumbs-b-c-6e542886978bf68fbb2beeebc539327d.webp" type="image/jpeg" length="26960"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcaklarında kalp sağlığı için "su tüketimi" uyarısı...]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/yaz-sicaklarinda-kalp-sagligi-icin-su-tuketimi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/yaz-sicaklarinda-kalp-sagligi-icin-su-tuketimi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Aycan Fahri Erkan, düzenli sıvı alımı, sıcak saatlerden korunma ve uyarıcı belirtileri ciddiye almanın yaz aylarında kalp sağlığını korumada büyük önem taşıdığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Erkan, sıcak havalarda kalbin daha fazla çalışmak zorunda kaldığını vurguladı.</p>

<p>Erkan, vücut ısısını dengeleyebilmek için damarların genişlediğini ve terlemenin arttığını anlatarak, "Bu süreçte sıvı kaybı yeterince yerine konulmazsa kan hacmi azalır. Kalp, organlara yeterli kanı ulaştırabilmek için daha hızlı ve daha güçlü çalışmak zorunda kalır. Özellikle koroner arter hastalığı, hipertansiyon, diyabet ve kalp yetersizliği bulunan kişilerde bu durum ciddi sonuçlara yol açabilir." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Halsizlik, baş dönmesi, çarpıntı, nefes darlığı, dikkat dağınıklığı ve koyu renkli idrarın, vücudun sıvı ihtiyacının arttığının göstergesi olabileceğine işaret eden Erkan, bu belirtilerin sıcak havayla ilişkilendirilip göz ardı edilmemesi gerektiğini aktardı.</p>

<p>Erkan, sıcak havanın etkilerinin herkeste aynı düzeyde görülmediğini ve bazı gruplarda sıvı kaybının çok daha hızlı gelişerek, kalp üzerindeki yükün belirgin şekilde artabildiğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle 65 yaş ve üzerindeki bireyler, hipertansiyon ve diyabet hastaları, koroner arter hastalığı bulunanlar, kalp yetersizliği olan kişiler, idrar söktürücü ilaç kullananlar ve kronik böbrek hastalığı bulunanların daha yüksek risk altında olduğuna işaret eden Erkan, bu kişilerin sıcak saatlerde uzun süre dışarıda kalmaması, sıvı tüketimini düzenli aralıklarla sürdürmesi ve ilaçlarını hekim önerisi dışında kullanmaması gerektiğini anlattı.</p>

<p>- Sıcak havalarda kalp sağlığı için sıvı dengesi önem taşıyor</p>

<p>Erkan, yaz aylarında sıvı ihtiyacının kişiden kişiye değiştiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>

<p>"Terlemeyle birlikte mineral kaybı da olduğu için sıvı alımında denge önemlidir. Şekerli ve yoğun kafeinli içeceklerin aşırı tüketimi uygun değildir. Su temel sıvı kaynağı olmalıdır. Gerektiğinde ayran veya sade maden suyu uygun miktarlarda tercih edilebilir. Kalp yetersizliği veya böbrek hastalığı olan kişiler ise sıvı miktarını hekim önerisine göre ayarlamalıdır."</p>

<p>Kalp krizi riskinin azaltılmasındaki en önemli adımlardan birinin, belirtilerin erken fark edilmesi ve gecikmeden tıbbi değerlendirme yapılması olduğunu vurgulayan Erkan, yaz sıcaklarında gelişen her göğüs rahatsızlığının basit bir mide sorunu veya sıcak çarpması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Erkan, sıcak havanın tek başına kalp krizi nedeni olmadığını ancak mevcut riskleri belirginleştirebildiğine işaret ederek, "Özellikle gizli susuzluk, kalbin iş yükünü artıran önemli bir faktördür. Düzenli sıvı alımı, sıcak saatlerden korunma ve uyarıcı belirtileri ciddiye alma, yaz aylarında kalp sağlığını korumada büyük önem taşır." ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/yaz-sicaklarinda-kalp-sagligi-icin-su-tuketimi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 14:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/08/1786353956737thumbs-b-c-6a145df41c99938c1f5cc15183a83f67.webp" type="image/jpeg" length="75877"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa'da Batı Nil virüsü: Yunanistan’da son haftalarda vakalarda artış görüldü]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/avrupada-bati-nil-virusu-yunanistanda-son-haftalarda-vakalarda-artis-goruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/avrupada-bati-nil-virusu-yunanistanda-son-haftalarda-vakalarda-artis-goruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yunanistan Ulusal Halk Sağlığı Kurumu, başlıca enfekte sivrisineklerin ısırmasıyla bulaşan bir hastalık olan Batı Nil virüsünün ülkedeki yayılımında artış eğilimi görüldüğünü açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Euronews Türkçe Servisi’nin aktardığına göre, ülkede son bir haftada 23 yeni Batı Nil virüsü enfeksiyonu vakası bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlkbaharda başlayan bulaşma sezonundan 5 Ağustos’a kadar toplam 65 vaka kaydedildi.</p>

<p>Bu vakaların 54’ünde ensefalit, menenjit ve/veya akut gevşek felç gibi ciddi nörolojik belirtiler görüldü. 11 vakada ise merkezi sinir sistemini etkileyen hafif belirtiler ortaya çıktı ya da herhangi bir belirti görülmedi.</p>

<p>Şimdiye kadar altı kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Tüm ölümlerin, merkezi sinir sistemi ciddi şekilde etkilenen 65 yaş üzeri hastalarda meydana geldiği belirtildi.</p>

<p>Ulusal Halk Sağlığı Kurumu, enfeksiyonun yaygın ancak “gizli” bir şekilde seyrettiğine dikkat çekerek, tespit edilen ağır vakaların virüsün toplumdaki gerçek yayılımının yalnızca küçük bir bölümünü oluşturduğunu ifade etti.</p>

<p>-Avrupa’daki durum</p>

<p>Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi’ne (ECDC) göre, 29 Temmuz itibarıyla insanlarda görülen vakalar İtalya, Romanya, Fransa, Kuzey Makedonya, İspanya ve Almanya’da da bildirildi. Bu durum, virüsün yaz döneminde Avrupa genelinde yaygın şekilde dolaşımda olduğunu gösteriyor.</p>

<p>ECDC’nn son verilerine göre, en fazla vaka 94 ile İtalya’da kaydedildi. İtalya’yı yedişer vakayla Kuzey Makedonya ve İspanya, beş vakayla Romanya, iki vakayla Fransa ve bir vakayla Almanya izledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/avrupada-bati-nil-virusu-yunanistanda-son-haftalarda-vakalarda-artis-goruldu</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 17:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/08/1786029675242302c8a70-612e-11ef-b963-15ac37f9beabjpg.webp" type="image/jpeg" length="69996"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Buzdolabında saklamayı gerektirmeyen kuru aşı geliştirildi]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/buzdolabinda-saklamayi-gerektirmeyen-kuru-asi-gelistirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/buzdolabinda-saklamayi-gerektirmeyen-kuru-asi-gelistirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere'de bilim insanları tarafından geliştirilen ve buzdolabında saklamayı gerektirmeyerek oda sıcaklığında toz halinde muhafaza edilebilen aşının aşı israfını önleyebileceği belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>BBC'nin haberine göre, Ulusal Sağlık ve Bakım Araştırmaları Enstitüsü (NIHR) desteğiyle yürütülen çalışma kapsamında araştırmacılar, sıvı haldeki tetanoz-difteri aşısını "trehaloz" maddesi kullanarak kuru toz haline getirdi.</p>

<p>Araştırmacılar, bir yıl boyunca oda sıcaklığında muhafaza ettikten sonra suyla sıvılaştırdıkları aşıyı 60 gönüllü üzerinde denedi.</p>

<p>Çalışma sonucunda araştırmacılar, buzdolabında saklanması gerekmeyen aşının geleneksel tetanoz-difteri aşısıyla eşdeğer bağışıklık tepkileri oluşturduğunu belirledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aşının "güvenli ve iyi" şekilde tolere edildiğini aktaran araştırmacılar, laboratuvar verilerinin aşının bileşenlerinin -20 ile 40 santigrat derece arasında değişen sıcaklıklarda da dayanıklılığını koruduğunu gösterdiğini kaydetti.</p>

<p>Bu yeni yöntemin aşıların üretimden uygulanma anına kadar belirli sıcaklıklarda tutulmasını zorunlu kılan "soğuk zincir" sistemine olan bağımlılığı azaltabileceğini ifade eden araştırmacılar ayrıca, gelecek aylarda 160 kişinin katılacağı daha geniş kapsamlı bir klinik test yapacaklarını bildirdi.</p>

<p>Araştırmacılar, söz konusu teknolojinin kuraklık döneminde kuruyup yağmur yağdığında yeniden canlanan bitki türlerinden ilham alınarak geliştirildiğini, bitkilerin ürettiği "trehaloz" maddesinin kuraklık sırasında hücreleri koruduğu gibi aşıların etkin bileşenlerinin de korunmasını sağladığını belirtti.</p>

<p>Bilim insanları, bu yeni yöntemle aşı israfının önüne geçilebileceğini vurguladı.</p>

<p>Araştırmanın sonuçları the Lancet'e bağlı "EClinical Medicine" dergisinde yayımlandı.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütüne göre, dünya genelinde üretilen aşıların yaklaşık yarısı, taşıma sırasında zarar görmesi, son kullanma tarihinin dolması, kullanılmayan dozlar ve özellikle soğuk zincirin bozulması nedeniyle kullanılamadan imha ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/buzdolabinda-saklamayi-gerektirmeyen-kuru-asi-gelistirildi</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 14:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/08/1786013516103thumbs-b-c-a344d89f06fe7400744704fe612baf91.webp" type="image/jpeg" length="43460"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD'de salmonella salgını 27 eyalete yayıldı.. Salgının sebebi jalapeno biberleri olarak gösteriliyor]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/abdde-salmonella-salgini-27-eyalete-yayildi-salginin-sebebi-jalapeno-biberleri-olarak-gosteriliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/abdde-salmonella-salgini-27-eyalete-yayildi-salginin-sebebi-jalapeno-biberleri-olarak-gosteriliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), jalapeno biberlerinden kaynaklandığı düşünülen salmonella salgınının 27 eyalete yayıldığını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>NBC News'un haberine göre, CDC'den yapılan açıklamada, federal yetkililerinin 27 eyalette 345 kişinin hastalanmasına yol açan salmonella salgınına ilişkin soruşturma yürüttüğü bildirildi.</p>

<p>Jalapeno biberlerinin California merkezli Coast Citrus dağıtım şirketi tarafından Meksika'dan temin edildiği aktarılan açıklamada, bu biberlerin Chipotle, Qdoba ile diğer restoranlarda servis edildiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, salmonella nedeniyle 36 kişinin hastaneye kaldırıldığı, herhangi bir ölüm vakası bildirilmediği kaydedildi.</p>

<p>Vakaların büyük bölümünün 110'ar kişi ile Minnesota ve Colorado'da görüldüğü, Illinois'te 30, Kansas'ta ise 13 vakanın tespit edildiği bildirildi.</p>

<p>Ayrıca hastalığın görüldüğü diğer eyaletlerin Alabama, Arkansas, California, Georgia, Indiana, Kentucky, Louisiana, Michigan, Missouri, Montana, Nebraska, North Carolina, North Dakota, Ohio, Oklahoma, South Carolina, Tennessee, Texas, Utah, Virginia, Washington, Wisconsin ve Wyoming olduğu belirtildi.</p>

<p>Öte yandan, restoran zinciri Chipotle, tedbir amacıyla menüsünden jalapeno biberlerin çıkarıldığını açıkladı. Qdoba da tüm restoranlarından jalapeno biberlerini proaktif bir şekilde kaldırdığını duyurdu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/abdde-salmonella-salgini-27-eyalete-yayildi-salginin-sebebi-jalapeno-biberleri-olarak-gosteriliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/08/17860058844560x0-1786004544855.webp" type="image/jpeg" length="31366"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ebola’ya karşı ilk deneysel aşı insanda denendi]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/ebolaya-karsi-ilk-deneysel-asi-insanda-denendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/ebolaya-karsi-ilk-deneysel-asi-insanda-denendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde yüzlerce kişinin ölümüne yol açan Ebola salgınına karşı geliştirilen yeni nesil aşı, dünyada ilk kez İngiltere’deki bir gönüllüye uygulandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>TRT Haber’in aktardığına göre İngiltere’deki Oxford Üniversitesi bilim insanları, Afrika’daki ölümcül Ebola salgınıyla mücadele etmek amacıyla sekiz hafta gibi kısa bir sürede yeni bir aşı geliştirdi.</p>

<p>COVID-19 pandemisinde kullanılan aşı teknolojisinden faydalanılarak üretilen deneysel aşı, klinik çalışmalar kapsamında dünyada ilk kez 37 yaşındaki Ed Hunt adlı İngiliz gönüllüye yapıldı.</p>

<p>Toplam 50 sağlıklı kişi üzerinde yürütülecek ilk aşama çalışmalarında, aşının güvenliği ve vücutta oluşturacağı bağışıklık yanıtı inceleniyor.</p>

<p>-Hedef ölümcül Bundibugyo türü</p>

<p>Mevcut Ebola aşılarının etkisiz kaldığı Bundibugyo türünü hedef alan bu çalışma, söz konusu virüs tipine karşı insanlı deney aşamasına geçen ilk proje olma özelliğini taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, deneysel aşının virüs içermediğini ve katılımcılara kesinlikle hastalık riski yüklemediğini vurguluyor.</p>

<p>Oxford ekibi, aşının güvenilirliği kanıtlandıktan sonra Uganda ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde daha geniş kapsamlı saha testlerine geçmeyi planlıyor.</p>

<p>-Milyonlarca doz üretime hazır</p>

<p>Salgın bölgesinde bugüne kadar 2 bin 500’den fazla vaka kaydedilirken, hayatını kaybedenlerin sayısı bini aştı.</p>

<p>Tehdidin büyüklüğü karşısında zaman kaybetmek istemeyen Hindistan Serum Enstitüsü, henüz deneme aşamasındaki bu aşıdan 600 bin dozu hazırda bekletiyor.</p>

<p>Klinik testlerin başarıyla tamamlanması halinde, üretilen aşılar vakit kaybetmeksizin Afrika’daki salgın bölgelerine sevk edilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/ebolaya-karsi-ilk-deneysel-asi-insanda-denendi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 18:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/07/1784983923698p0p0q4t4.jpg" type="image/jpeg" length="52496"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı sıcaklar kalp krizi vakalarında artışa neden oluyor]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/asiri-sicaklar-kalp-krizi-vakalarinda-artisa-neden-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/asiri-sicaklar-kalp-krizi-vakalarinda-artisa-neden-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ballı, 30 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda kalp krizi vakalarında artış yaşandığını belirterek, güneşin dik geldiği saatlerde dışarıya çıkılmaması uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Prof. Dr. Ballı, AA muhabirine, yurt genelinde son günlerde sıcaklık değerlerinin giderek artmaya başladığını söyledi.</p>

<p>Aşırı sıcaklarda fazla sıvı ve elektrolit kaybı olduğunu belirten Ballı, bu havalarda özellikle kalp ve damar hastalarının daha fazla dikkat etmesi gerektiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ballı, yaz aylarında kalp krizi vakalarının arttığını vurgulayarak, şöyle konuştu:</p>

<p>"30 derecenin üzerindeki sıcaklarda özellikle kalp krizi riskinde bir miktar artışın olduğunu söylemek mümkün. Bunun da sebebi kalbimizin iş yükü artıyor, kan damarlarımız genişliyor. Vücut kendi sıcaklık dengesini koruyabilmek için daha fazla kan pompalamaya ihtiyaç duyuyor. Bu da kalbimizi yoruyor."</p>

<p>- Beslenme ve sıvı kaybına dikkat</p>

<p>Ballı, kalp ve damar hastalarının yaz mevsiminde beslenme alışkanlıklarına daha çok dikkat edilmesi gerektiği belirtti.</p>

<p>Çok ağır bir beslenmenin kalbin iş yükünü daha da arttıracağı, bunun da birtakım olumsuz senaryolara yol açabileceğini vurgulayan Ballı, "Hastaların mutlaka sıvı alımlarına dikkat etmelerini istiyoruz. Özel bir kısıtlayıcı durumu yoksa en az 2,5 litre sıvı alımını öneriyoruz. Ayran, soda gibi biraz daha elektrolit dengesini de takviye edebileceğimiz sıvı gıdalar tüketmek önemli. Şekerli gıdalar, gazlı içecekler, kahve ve çayla sıvı alımını dengelemek çok doğru değil. Su, temel olarak içeceğimiz olmalı." diye konuştu.</p>

<p>Yaz aylarında güneşin dik geldiği saatlerde dışarı çıkılmaması gerektiğini ifade eden Ballı, aşırı sıcaklarda zorlayıcı egzersizlerden de kaçınılmasının önemli olduğunu belirtti.</p>

<p>- "Terliyken soğuk ortama girmek kalpte ritim bozukluklarını tetikleyebilir"</p>

<p>Ballı, yaz aylarında sıcak ve soğuk ortamlara geçişlerde de vücudun alıştırılması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>

<p>"Çok terliyken birdenbire çok soğuk bir ortama girmek kalpte birtakım ritim bozukluklarını tetikleyebilir. Çok sıcak bir havada birdenbire soğuk bir suya dalmak da benzer etkilere neden olabilir. Dolayısıyla ortamlarımızı değiştirirken göreceli olarak aşamalı bir sıcaklık geçişine müsaade etmemiz lazım. Klimayı insan vücudunun adapte olabileceği ya da en konforlu sıcaklıklara getirmek lazım. Örneğin klimanızın derecesi 17'yse sabaha kadar klimayı açık tutup karşısında uyumak gibi değil, insan vücudunun optimal oda sıcaklığı neyse bunu ayarlayıp bununla devam etmek daha mantıklı olur."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/asiri-sicaklar-kalp-krizi-vakalarinda-artisa-neden-oluyor</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 20:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/07/17841028688572-vc16.webp" type="image/jpeg" length="48598"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Burun çekmek üst solunum yolu enfeksiyonlarını tetikleyebiliyor]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/burun-cekmek-ust-solunum-yolu-enfeksiyonlarini-tetikleyebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/burun-cekmek-ust-solunum-yolu-enfeksiyonlarini-tetikleyebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muhammet Fatih Topuz, burun akıntısının içeriye doğru çekilmesiyle bakteri ve virüslerin geniz bölgesine taşındığını ve bu durumun tekrarlayan enfeksiyonlara neden olabileceğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, gün içinde sıkça yapılan burun çekme hareketi, basit bir alışkanlık gibi görünse de uzun vadede hem boğaz hem de kulak sağlığını etkileyebiliyor.</p>

<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Muhammet Fatih Topuz, burun çekmeyle akıntının içinde bulunan bakteri ve virüslerin boğaz bölgesine taşındığını anlattı.</p>

<p>Topuz, buna bağlı olarak tekrarlayan öksürük, genizde yanma, sık boğaz enfeksiyonları ve kronik farenjit gibi sorunların ortaya çıkabildiğini kaydetti.</p>

<p>Burun çekmenin kulak sağlığını da etkileyebileceğini vurgulayan Topuz, "Kulak ile geniz arasında östaki borusu dediğimiz bir kanal bulunur. Bu kanal orta kulağın havalanmasını sağlar. Basınç dengesi bozulduğunda özellikle çocuklarda tekrarlayan kulak enfeksiyonları, orta kulakta sıvı birikimi ve işitme kaybı görülebilir." değerlendirmesini yaptı.</p>

<p>Topuz, burun çekmenin en sık nedeninin burun tıkanıklığı ve akıntı olduğunu belirterek "Alerjik rinit, sinüzit, burun eti ve geniz eti gibi durumlar bu şikayete yol açabilir. Öncelikle altta yatan nedenin tedavi edilmesi gerekir. Gerekli durumlarda medikal tedavi ya da cerrahi müdahale planlanabilir." ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Burun temizliğinin doğru şekilde yapılması gerektiğine dikkati çeken Topuz, serum fizyolojik ya da deniz suyu gibi solüsyonlarla burun içinin temizlenmesini önerdi.</p>

<p>Topuz, burun çekme alışkanlığının basit bir refleks gibi görünse de uzun vadede hem sağlık sorunlarına hem de sosyal rahatsızlıklara yol açabileceğini aktardı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/burun-cekmek-ust-solunum-yolu-enfeksiyonlarini-tetikleyebiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 17:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/07/i-m-g-0905-1.webp" type="image/jpeg" length="35014"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: Tek seferde 30 dakikadan fazla oturmak, kanserden ölüm riskinin artmasıyla ilişkili olabilir]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/arastirma-tek-seferde-30-dakikadan-fazla-oturmak-kanserden-olum-riskinin-artmasiyla-iliskili-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/arastirma-tek-seferde-30-dakikadan-fazla-oturmak-kanserden-olum-riskinin-artmasiyla-iliskili-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Araştırmada, her gün tek seferde 30 dakikadan fazla oturmanın, kanserden ölüm riskinin artmasıyla ilişkili olabileceği ortaya kondu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"PLOS Medicine" dergisinde yayımlanan araştırmada, hareketsizlik ve kanserden ölüm riski arasındaki bağlantı incelendi.</p>

<p>Ortalama 12 yıl boyunca yaklaşık 90 bin kişiye ait verilerin incelendiği araştırmada, bulgular, her gün uyanıkken 30 dakikadan uzun süren hareketsizliğin kanser riskinin artmasıyla ilişkili olduğuna işaret etti.</p>

<p>Buna göre, her gün uzun süreli hareketsizliğe eklenen her bir saatin, kanserden ölüm riskinde yaklaşık yüzde 10'luk bir artışla ilişkilendirildiği belirtildi.</p>

<p>- Fiziksel aktiviteler riski azaltıyor</p>

<p>Araştırmada ayrıca, uzun süreli hareketsizliği, her gün ütü yapmak gibi 1 saatlik hafif fiziksel aktivitelerle değiştirmenin, kanserden ölüm riskinde yüzde 12'lik bir azalma sağladığı da ortaya kondu.</p>

<p>Bu kapsamda her gün 30 dakikalık hareketsizliği ortalama bir tempoda yürüyüş gibi orta yoğunlukta fiziksel aktiviteyle değiştirmenin riski yüzde 8, 5 dakikalık yoğun fiziksel aktiviteyle değiştirmenin ise yüzde 22 azalttığına da işaret edildi.</p>

<p>Öte yandan, araştırmanın gözlemsel bir çalışmanın istatistiksel analizine dayanması sebebiyle, nedensellik ilişkisinin kanıtlanmadığı ve daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğu da ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/arastirma-tek-seferde-30-dakikadan-fazla-oturmak-kanserden-olum-riskinin-artmasiyla-iliskili-olabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 20:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/07/1783088055603oturma.jpg" type="image/jpeg" length="55859"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlar ciğerlere iyi gelen vitaminleri açıkladı]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/uzmanlar-cigerlere-iyi-gelen-vitaminleri-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/uzmanlar-cigerlere-iyi-gelen-vitaminleri-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Birleşik Krallık’ta 7,2 milyon kişiyi etkileyen astımın kesin bir tedavisi yok ancak iki vitamin bu konuda yardımcı olabilir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Havuç, yağlı balık ve yumurtada bulunan vitaminlerin, astımlı çocuklarda ve yetişkinlerde akciğer fonksiyonunu artırabileceğini öne süren bir çalışma yapıldı.</p>

<p>Birleşik Krallık (BK) Astım ve Akciğer Derneği'ne göre, BK'de yaklaşık 7,2 milyon kişi astım hastası. Bu rahatsızlık hırıltı, nefes darlığı, öksürük ve göğüs sıkışmasına neden olabiliyor.</p>

<p>Astımın tedavisi yok ancak spreyler ve diğer ilaçlar, egzersiz, alerjenler veya hatta hava değişiklikleriyle de tetiklenebilen semptomları kontrol etmeye yardımcı olabilir.</p>

<p>Ancak Boston'daki Brigham and Women's Hastanesi'nde çalışan ABD'li araştırmacılar, vücuttaki daha yüksek A ve D vitamini seviyelerinin daha iyi akciğer fonksiyonu ve hatta daha sağlıklı yaşlanmayla ilişkili olabileceğini öne sürdü.</p>

<p>Çalışmanın yazarları, "Daha yüksek plazma A vitamini, astımlı çocuklarda ve yetişkinlerde daha iyi akciğer fonksiyonuyla ilişkili, D vitamini ise yetişkinlerde daha yavaş biyolojik yaşlanma da dahil benzer faydalar gösteriyor" sonucuna vardı.</p>

<p>Daha önce yayımlanan araştırmalar, A ve D vitaminlerinin astım üzerindeki etkilerine ilişkin çelişkili sonuçlar ortaya koymuş; bazı çalışmalar koruyucu etki gösterirken bazıları doz ve bağlama bağlı olarak olumsuz etkiler bildirmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Solunum hastalıkları konulu akademik dergi Thorax'ta yayımlanan çalışma için araştırmacılar, bu vitaminlerin rolünü açıklığa kavuşturmak istedi.</p>

<p>Araştırmacılar iki katılımcı grubundan yararlandı: GACRS'de (Kosta Rika'da Astımın Genetik Epidemiyolojisi Çalışması) 1165 çocuk ve ODOLLFA'da (Astımda Akciğer Fonksiyonunun Boylamsal Omik Belirleyicileri) 1041 yetişkin.</p>

<p>Tüm katılımcıların A ve D vitamini düzeyleriyle akciğer fonksiyonları değerlendirildi.</p>

<p>Bulgular, astımlı ve A vitamini düzeyi daha yüksek olan çocuk ve yetişkinlerin, daha düşük düzeylere sahip olanlara kıyasla akciğerlerinin daha iyi çalıştığını gösterdi.</p>

<p>Astımlı yetişkinler arasında, en az 30 ng/ml D vitaminine sahip olanların, daha düşük düzeylere sahip olanlara kıyasla akciğerlerinin daha iyi çalıştığı görüldü. Ayrıca, epigenetik yaşlanma belirtilerinin daha az olduğu gözlemlendi; bu da D vitamininin, özellikle astımlı kişilerde biyolojik yaşlanmayı yavaşlatmaya yardımcı olabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Bilgi vermek gerekirse 30 ng/ml, sağlıklı kemik ve kasları desteklemek için optimum D vitamini düzeyi olarak kabul ediliyor. BK Ulusal Sağlık Servisi'ne (NHS) göre, bir yaşından itibaren çocuklar ve yetişkinler günde 10 mikrogram (mcg) D vitaminine ihtiyaç duyuyor.</p>

<p>Yetişkinlerin ayrıca bağışıklık sistemini ve cildi sağlıklı tutmaya yardımcı olan günde 600 ila 700 mikrogram A vitamini alması öneriliyor.</p>

<p>Astımlı kişilerde D vitamini eksikliği daha yaygın ve bu eksiklik hastalığın daha ağır seyretmesi, daha yüksek dozda inhaler steroid ihtiyacı duyulması ve astım belirtilerinin ani kötüleşmelerinin daha sık yaşanmasıyla ilişkili.</p>

<p>Montreal'deki CHU Sainte-Justine Araştırma Merkezi ve Montreal Üniversitesi'nden Dr. Sze Man Tse ve Dr. Genevieve Mailhot, çalışmayla ilgili bir başyazıda şu uyarıda bulundu:</p>

<blockquote>
<p>Bu bulgular D vitamini, biyolojik yaşlanma ve akciğer sağlığı arasında bağlantı kuran yeni bir araştırma alanını açarken, nedenselliği açıklığa kavuşturmak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç var.</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/uzmanlar-cigerlere-iyi-gelen-vitaminleri-acikladi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 22:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/07/1374954-204568341.jpg" type="image/jpeg" length="93554"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan sıcak havalarda "susamayı beklemeden su için" uyarısı...]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/uzmanlardan-sicak-havalarda-susamayi-beklemeden-su-icin-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/uzmanlardan-sicak-havalarda-susamayi-beklemeden-su-icin-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, sıcak havalardan etkilenmemek için susamayı beklemeden düzenli sıvı tüketilmesinin önemli olduğunu belirterek, özellikle yaşlılar, çocuklar, hamileler, kronik hastalığı bulunanlar ve açık alanda çalışanların sıcaklara karşı daha dikkatli olmaları uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Avrupa'nın birçok ülkesinde etkisini artıran aşırı sıcak hava dalgası, sağlık risklerini yeniden gündeme getirdi. Yüksek sıcaklıklar nedeniyle yaşanan can kayıpları da sıcaklara karşı alınması gereken önlemlerin önemini ortaya koydu.</p>

<p>İstanbul'da da bugün itibarıyla sıcaklıkların 40 dereceye kadar ulaşması beklenirken, uzmanlar özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı bulunanlar ve açık alanda çalışanların sıcaklara karşı daha dikkatli olması gerektiği uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Celal Elçioğlu, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, aşırı sıcaklarda vücudun en önemli görevinin iç ısıyı dengede tutmak olduğunu söyledi.</p>

<p>Elçioğlu, "Normalde bunu terleyerek ve cilt damarlarını genişleterek yaparız. Ancak hava çok sıcak ve nemliyse, özellikle de yeterince su içilmiyorsa, bu sistem zorlanmaya başlar. Terleme arttıkça vücuttan sadece su değil, sodyum, potasyum ve magnezyum gibi önemli mineraller de kaybedilir." dedi.</p>

<p>Sıcak havalarda en sık görülen sorunların sıvı kaybı, halsizlik, baş ağrısı, tansiyon düşüklüğü, kas krampları, çarpıntı, bayılma hissi ve böbrek fonksiyonlarında bozulma olduğunu belirten Elçioğlu, nefroloji açısından en önemli risklerden birinin akut böbrek hasarı olduğunu ifade etti.</p>

<p>Elçioğlu, "Çünkü vücut susuz kaldığında böbreklere giden kan akımı azalır. Bu durum özellikle yaşlılarda, kronik böbrek hastalarında, tansiyon veya idrar söktürücü ilaç kullananlarda daha tehlikeli olabilir." diye konuştu.</p>

<p>- "Sıcak çarpması basit bir halsizlik değildir"</p>

<p>Sıcak çarpmasının, vücudun ısı düzenleme mekanizmasının artık yetersiz kaldığının sinyalini veren ciddi bir durum olduğunu vurgulayan Elçioğlu, "Vücut ısısı genellikle 40 derece ve üzerine çıkar. Bu durumda beyin, kalp, böbrekler, karaciğer ve kaslar zarar görebilir. Sıcak çarpması basit bir halsizlik değildir, gecikirse hayati tehlike oluşturabilir." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Elçioğlu, sıcak çarpmasının belirtilerinin yüksek ateş, şiddetli halsizlik, baş dönmesi, bilinç bulanıklığı, konuşmada bozulma, bayılma, nöbet geçirme, çarpıntı, hızlı solunum, bulantı-kusma ve ciltte aşırı sıcaklık olabileceğini söyledi.</p>

<p>Bu tip durumlarda vakit kaybedilmemesi gerektiğinin altını çizen Elçioğlu, bu kişilerin "biraz dinlensin geçer" diye bekletilmemesi uyarısında bulundu.</p>

<p>Elçioğlu, uzun süre güneş altında kalanlar ve açık alanda çalışanların sıcak havalarda daha fazla risk altında olduğunu belirtti.</p>

<p>Mümkünse güneşin en dik geldiği 11.00-16.00 saatleri arasında ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılması gerektiğini vurgulayan Elçioğlu, "Bu saatlerde dışarıda çalışmak zorunluysa sık mola verilmeli, gölge veya serin alanlarda dinlenilmelidir." dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Elçioğlu, kıyafet seçiminin de önemli olduğunu belirterek, açık renkli, bol ve nefes alabilir kıyafetlerin tercih edilmesini, şapka, güneş gözlüğü ve güneş koruyucu kullanılmasını önerdi.</p>

<p>- "Çok terleyen kişilerde sadece su değil, mineral desteği de düşünülmelidir"</p>

<p>Sıcak havalarda su tüketiminin önemine dikkati çeken Elçioğlu, "Dışarıda çalışanlara en pratik öneri şudur. Susamayı beklemeyin. Susama hissi başladığında vücut çoğu zaman zaten sıvı kaybetmiştir. Düzenli aralıklarla su içilmeli, çok terleyen kişilerde sadece su değil, mineral desteği de düşünülmelidir. Ancak tansiyon, kalp veya böbrek hastalığı olan kişiler rastgele tuzlu içecekler tüketmemelidir, bu konuda doktor önerisi önemlidir." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Elçioğlu, sağlıklı yetişkinlerde günlük su ihtiyacının genellikle 2-2,5 litre civarında olduğunu belirterek, bu miktarın kişinin çalışma koşullarına, terleme durumuna ve fiziksel aktivitesine göre değişebileceğini söyledi.</p>

<p>İdrar renginin sıvı durumunu takip etmek için önemli bir gösterge olduğunu aktaran Elçioğlu, "İdrar açık sarıysa genellikle sıvı alımı yeterlidir. Koyu sarı, az miktarda ve keskin kokulu idrar ise vücudun susuz kaldığını gösterebilir." diye konuştu.</p>

<p>Elçioğlu, yaşlılar, çocuklar, hamileler ve kronik hastalığı bulunan kişilerin sıcaklardan daha kolay etkilendiğini, bu kişilerin daha yakından takip edilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Yaşlılarda susama hissi azalabilir, kişi susamadığını söylese bile vücudu susuz kalmış olabilir. Çocuklar ise oyun oynarken su içmeyi unutabilir ve kısa sürede sıvı kaybedebilir." dedi.</p>

<p>- "Uzun süre terleyen kişiler elektrolit dengesine dikkat etmeli"</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feray Akbaş da sıcakla ilişkili hastalıklar arasında en ciddi tablonun "sıcak çarpması" olduğunu belirtti.</p>

<p>Akbaş, sıcak çarpmasında vücut ısısının 40 derecenin üzerine çıkması, bilinç kaybı, nöbet ve koma gibi belirtiler görülebileceğini dile getirdi. Bu belirtilerin hissedilmesi durumunda yapılması gerekenlere ilişkin Akbaş, şu bilgileri verdi:</p>

<p>"Hemen yapılması gereken, kişiyi serin bir yere almak, dar kıyafetleri gevşetmek, gereksizleri çıkarmak ve dinlenmesini sağlayarak vücudu soğutmaktır. Bu, ıslak havlu, soğuk kompres ve vantilatörle yapılabilir. Bilinci açıksa yavaş yavaş su içmesi sağlanmalıdır. Ancak vücut ısısı 39-40 dereceye yaklaşıyor ve ciddi belirtiler gösteriyorsa ya da 30 dakika sonra hala iyi hissetmiyorsa kişi acil olarak hastaneye nakledilmelidir."</p>

<p>Sıcak havalarda sadece su değil, terlemeyle birlikte mineral kaybının da yaşanabileceğini belirten Akbaş, uzun süre terleyen kişilerin elektrolit dengesine dikkat etmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Akbaş, "Bol sıvı tüketin. Susamayı beklemeden gün boyunca su için. Çok terliyorsanız elektrolit içeren içeceklerden de faydalanabilirsiniz. Aşırı kafeinden ve alkolden uzak durun." önerisinde bulundu.</p>

<p>Aşırı sıcaklarda ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılmasını, egzersizlerin serin saatlerde yapılmasını öneren Akbaş, evlerde ise sıcaklık kontrolü için havalandırma yapılması, ütü, fırın ve fazla lamba gibi ısı yayan cihazların serin saatlerde kullanılması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Sıcak havalarda özellikle çocuklar ve evcil hayvanlar için araç içinde kalmanın da ciddi risk oluşturduğunu vurgulayan Akbaş, araç içindeki sıcaklığın kısa sürede tehlikeli seviyelere ulaşabileceğini belirtti.</p>

<p>Akbaş, "Asla park ettiğiniz araçta kimseyi bırakmayın. Camın aralık olması ya da gölgeye park etmek yeterli değildir. Hiçbir canlı sıcakta arabada bırakılmamalıdır." uyarısında bulundu.</p>

<p>Yaşlılar, çocuklar, hamileler ve kronik hastalığı bulunan kişilerin sıcaklardan daha fazla etkilendiğini belirten Akbaş, bu grupların sıcak havalarda daha dikkatli olması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>- "Perdeler ve güneşlikler gündüz saatlerinde kapalı tutulmalı"</p>

<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur ise aşırı sıcak dönemlerinde basit ancak düzenli uygulanacak önlemlerle sağlık risklerinin azaltılabileceğini söyledi.</p>

<p>Sur, ev ortamında sıcaklığın kontrol edilmesinin önemli olduğunu belirterek, serin kalmak için şu önerilerde bulundu:</p>

<p>"Perdeler ve güneşlikler gündüz saatlerinde kapalı tutulmalı, sabah ve akşam saatlerinde ev havalandırılmalıdır. Gereksiz elektrikli cihaz kullanımı azaltılmalı, hafif kıyafetler tercih edilmeli, ılık duş alınmalı ve ağır ev işleri akşam ile gece saatlerinde yapılmalıdır."</p>

<p>Klima kullanımında ise ortam sıcaklığının 23-26 derece arasında tutulması gerektiğini kaydeden Sur, "Filtreler düzenli temizlenmeli, soğuk hava doğrudan kişiye üfletilmemeli ve ani sıcaklık değişimlerinden kaçınılmalıdır. Vantilatörler ortam çok sıcaksa tek başına yeterli olmayabilir, özellikle yaşlılarda uzun süre doğrudan hava akımına maruz kalınmamalıdır." ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sur, sıcak hava dalgalarında erken uyarı sistemleri, medya kanalları ve yerel yönetimlerin etkin kullanılması gerektiğini belirterek, vatandaşlara yönelik sade ve uygulanabilir bilgilendirmelerin önemine dikkati çekti.</p>

<p>Risk gruplarına özel mesajlar verilmesi gerektiğini ifade eden Sur, kısa, bilimsel ve tekrarlanan uyarılarla sıcakların yol açabileceği sağlık sorunlarının önemli ölçüde önlenebileceğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Haydar Sur, sıcak havalarda sağlıklı erişkinlerin günde yaklaşık 2-3 litre su tüketmesi gerektiğini belirterek, "İdrar renginin koyulaşması da susuzluğun önemli bir göstergesidir. Susamayı beklemeden su içilmeli, terlemeyle kaybedilen minerallerin yerine konulmasına dikkat edilmelidir. Maden suyu, ayran ve kefir gibi içecekler faydalı olabilirken, aşırı şekerli, kafeinli ve alkollü içeceklerden kaçınılmalıdır." ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/uzmanlardan-sicak-havalarda-susamayi-beklemeden-su-icin-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 18:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/07/1782897698253uzmanlardan-sicak-havalarda-susamayi-beklemeden-su-icin-uyarisi-81fed03efb9c.jpg" type="image/jpeg" length="56062"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[50 yaş altında kanserin hiç olmadığı kadar fazla görülmesinin sebebi açıklandı]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/50-yas-altinda-kanserin-hic-olmadigi-kadar-fazla-gorulmesinin-sebebi-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/50-yas-altinda-kanserin-hic-olmadigi-kadar-fazla-gorulmesinin-sebebi-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, biyolojik yaşlanmanın hızlanmasının, yaşamın daha erken dönemlerinde çeşitli kanser türlerine yakalanma riskinin artmasıyla bağlantılı olduğunu ortaya çıkardı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Araştırmacılar, genç yetişkinlerde hızlanan biyolojik yaşlanmanın, 50 yaş altındaki kişilerde <a href="http://www.indyturk.com/tags/kanser" rel="nofollow" target="_blank">kanser</a> vakalarının neden arttığını açıklayabileceğini söyledi.</p>

<p>50 yaş altındaki hastalarda teşhis edilen kanser vakaları 1990'la 2019 arasında dünya çapında yüzde 24 arttı ve artmaya devam ediyor.</p>

<p>Nature Medicine adlı akademik dergide yayımlanan çalışmada bilim insanları, Birleşik Krallık (BK) biyobankasından 154 bin 169 ve ABD'den 10 bin kişiyi inceledi.</p>

<p>Bulguları, hızlanmış biyolojik yaşlanmanın "özellikle erken başlangıçlı akciğer kanseri, kolorektal kanser ve rahim kanseri olmak üzere, daha genç yaşlarda birden fazla kanser geliştirme riskinin yükselmesiyle" bağlantılı olduğunu gösterdi.</p>

<p>Kronolojik yaştan farklı olan ve vücudun ne kadar iyi çalıştığını yansıtan biyolojik yaş, beslenme düzeni, egzersiz, çevre ve genel sağlık gibi faktörlerden etkilenebilir.</p>

<p>Biyolojik yaşı belirlemek için araştırmacılar, kişinin vücudunun yaşına göre beklenenden "daha yaşlı" veya "daha genç" görünüp görünmediğini tahmin etmek adına kan örnekleri ve diğer sağlık verilerinden elde edilen bilgileri kullandı.</p>

<p>Kan şekeri kontrolü, iltihaplanma ve bağışıklık sistemi fonksiyonu gibi unsurları yansıtan 9 rutin kan testi sonucunu birleştiren PhenoAge adlı yerleşik bir algoritmadan yararlandılar.</p>

<p>Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde cerrahi ve tıp doçenti olan Dr. Yin Cao şunları söyledi:</p>

<blockquote>
<p>Biyolojik yaşlanma yalnızca kaç yaşında olduğunuzla ilgili değil. Vücutta hücresel ve moleküler düzeyde biriken yıpranmayı yansıtıyor.</p>
</blockquote>

<blockquote>
<p>Bu, kronik iltihaplanma, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve hücrelerde zamanla oluşan hasar gibi hücre ve dokuların işleyişini etkileyen değişiklikleri içerebilir.</p>
</blockquote>

<p>İltihaplanma ve DNA hasarı gibi "yıpranma belirtileri", sağlıksız yaşam tarzları veya kirleticilere maruz kalma nedeniyle ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Proteomik yaklaşımlar kullanarak organlara özgü yaşlanma ölçümlerini inceleyen ekip, bağışıklık sistemi yaşlanmasıyla erken başlangıçlı akciğer kanseri arasında, ayrıca yağ dokusu yaşlanmasıyla erken başlangıçlı kolorektal kanser arasında bağlantılar buldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmada yer alan Dr. David Scott şunları söyledi:</p>

<blockquote>
<p>Dünya genelinde erken başlangıçlı kanserlerin artışını neyin tetiklediğine dair halihazırda kesin bir cevabımız yok. Ancak bu gibi çalışmalar, kanserin sadece bireysel hücrelerdeki değişikliklerden değil, vücutta meydana gelen daha kapsamlı değişikliklerden de etkilenebileceğini göstererek, büyük resmi görmemizi sağlıyor.</p>
</blockquote>

<blockquote>
<p>Bu bulgular, hızlandırılmış biyolojik yaşlanmanın, yaşam tarzlarımızın ve çevremizin vücut üzerindeki birleşik etkisini zaman içinde yansıtabileceğini ve bazı kanserlerin neden genç nesillerde daha erken ortaya çıktığını açıklamaya yardımcı olabileceğini düşündürüyor.</p>
</blockquote>

<p>Bu çalışma, BK Kanser Araştırmaları ve Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü tarafından finanse edilen, kanserle ilgili büyük zorluklar adı verilen küresel bir girişim kapsamında gençlerde artan kanser vakalarını araştırmak üzere kurulan Team Prospect'in bir parçasıydı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/50-yas-altinda-kanserin-hic-olmadigi-kadar-fazla-gorulmesinin-sebebi-aciklandi</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 19:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/06/1374752-266484581.jpg" type="image/jpeg" length="31239"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vücuda tutunan keneye "çıplak elle dokunmayın" uyarısı]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/vucuda-tutunan-keneye-ciplak-elle-dokunmayin-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/vucuda-tutunan-keneye-ciplak-elle-dokunmayin-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürü Erdoğan Öz, kenenin vücuda tutunması halinde çıplak elle müdahale edilmemesi uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.trthaber.com/etiket/saglik-bakanligi/" rel="nofollow" target="_blank">Sağlık Bakanlığı</a> Halk Sağlığı Genel Müdürü Erdoğan Öz, <a href="https://www.trthaber.com/etiket/kirim/" rel="nofollow" target="_blank">Kırım</a> Kongo Kanamalı Ateşi'nin (KKKA) <a href="https://www.trthaber.com/etiket/kene/" rel="nofollow" target="_blank">kene</a> tutunması veya kene temasıyla bulaşan bir hastalık olduğunu belirtti.</p>

<p>KKKA'nın hasta kişilerin veya hastalığı taşıyan hayvanların kan ve vücut sıvılarıyla temas sonucu da bulaşabildiğine işaret eden Öz, hastalığın herhangi bir belirti ortaya çıkmadan seyredebildiğini, bazı vakalarda ise ciddi sonuçlara yol açabilen ağır bir enfeksiyona dönüşebildiğini ifade etti.</p>

<p>Kenelerin özellikle kırsal alanlar, otluk ve çalılık bölgeler, <a href="https://www.trthaber.com/etiket/orman/" rel="nofollow" target="_blank">orman</a> kenarları, tarla, bağ, bahçe ve piknik alanlarında görülebildiğini aktaran Öz, hayvanların bulunduğu ortamlarda da keneyle karşılaşma riskinin arttığını dile getirdi.</p>

<p>Kenenin vücuda tutunması halinde paniğe kapılmadan hareket edilmesi gerektiğinin altını çizen Öz, şunları kaydetti:</p>

<p>"Kene vücuda temas ettiği zaman telaşlanmamak gerekiyor. Uygun şekilde onu çıkarabiliriz. Kesinlikle çıplak elle temas etmememiz gerekiyor. Keneyi çıkaracaksak da ince uçlu bir cımbızla çıkarabiliriz. Eğer cımbıza ulaşamıyorsak, bir poşetle veya eldiven takarak yine bir bezle çıkarabilmemiz mümkün. Kene vücutta ne kadar çok kalıyorsa hem hastalık riski hem de hastalığın şiddeti artıyor.</p>

<p>Burada bizim dikkat ettiğimiz husus kişinin çıplak elle dokunmaması, eldiven takması, cımbızla çok yüklenmeden sabit bir kuvvetle cilde en yakın kısımdan tutarak kenenin çıkarılmasıdır."</p>

<p>Öz, kenenin mümkün olan en kısa sürede vücuttan uzaklaştırılması gerektiğini belirterek, "Kenenin parçalanması, ezilmesi veya patlaması uygun değil. Bu sebeple bunlara dikkat etmemiz gerekiyor." dedi.</p>

<p></p>

<p><img alt="Vücuda tutunan keneye &quot;çıplak elle dokunmayın&quot; uyarısı" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20260618_41710451.jpg" /></p>

<p></p>

<h2>"Kırsal alan dönüşünde vücut kontrol edilmeli"</h2>

<p>Kenenin üzerine kolonya, alkol veya gaz yağı dökülmesi ile tütün, kibrit, <a href="https://www.trthaber.com/etiket/sigara/" rel="nofollow" target="_blank">sigara</a> gibi uygulamaların doğru olmadığını vurgulayan Öz, bu tür yöntemlerden uzak durulması gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p>Öz, tarla, bağ, bahçe gibi piknik alanları ve diğer kırsal bölgelerden dönüldüğünde vücudun dikkatlice kontrol edilmesi, özellikle kulak arkası, koltuk altı, kasık bölgesi, diz arkası ve saçlı derinin incelenmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Çocukların da aynı şekilde kontrol edilmesinin önemine işaret eden Öz, kene çıkarıldıktan sonra herhangi bir belirti görülmese bile 10 gün boyunca ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ve baş ağrısı, ishal, bulantı ve kusma gibi belirtilerin takip edilmesi tavsiyesinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öz, bu şikayetlerin ortaya çıkması halinde sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Kene açısından riskli bölgelere giderken vücudu örten kıyafetler tercih edilmesinin korunmada önemli rol oynadığını ifade eden Öz, vatandaşlara dikkatli olmaları uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/vucuda-tutunan-keneye-ciplak-elle-dokunmayin-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 19:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/06/kene-aa-2379678.jpg" type="image/jpeg" length="92573"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak hava ve sıvı kaybı romatizma şikayetlerini şiddetlendirebiliyor]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/sicak-hava-ve-sivi-kaybi-romatizma-sikayetlerini-siddetlendirebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/sicak-hava-ve-sivi-kaybi-romatizma-sikayetlerini-siddetlendirebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana Kadıköy Hastanesi Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Seval Pehlevan, yeterli sıvı tüketiminin ve doğru yaşam alışkanlıklarının sıcak havalarda romatizmal hastalıkların kontrolünde önemli rol oynadığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, yaz mevsimi çoğu kişi için açık hava aktiviteleri, tatil planları ve hareketli bir yaşam anlamına gelse de yüksek sıcaklıklar bazı sağlık sorunlarının daha belirgin hale gelmesine yol açabiliyor.</p>

<p>Özellikle romatizmal hastalıklarla yaşayan kişilerde yaz aylarında ortaya çıkan sıvı kaybı, yorgunluk, kas krampları ve eklem ağrıları günlük yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor. Sıcak havalar doğrudan hastalığı artırmasa da vücudun su ve mineral dengesini etkileyerek mevcut şikayetlerin şiddetlenmesine neden olabiliyor.</p>

<p>Eklem yapılarının sağlıklı işleyişinde yeterli sıvı dengesi büyük önem taşıyor. Vücudun susuz kalması durumunda eklem çevresindeki dokuların esnekliği azalabiliyor, kaslarda gerginlik oluşabiliyor ve hareket sırasında rahatsızlık hissi artabiliyor. Bu durum özellikle romatoid artrit, ankilozan spondilit, lupus ve benzeri kronik romatizmal hastalıkları bulunan kişilerde daha belirgin şekilde hissedilebiliyor.</p>

<p>İnsan vücudunun önemli bir kısmı sudan oluşuyor. Eklemlerin hareket sırasında sürtünmeden çalışmasını sağlayan yapılar da belirli oranda sıvı içeriyor. Yetersiz sıvı alımı durumunda vücutta genel bir susuzluk tablosu ortaya çıkarken, kas ve eklem dokularının fonksiyonları da bundan etkilenebiliyor.</p>

<p>Güneş ışınları da yaz aylarında dikkat edilmesi gereken bir diğer konu olarak öne çıkıyor. Bazı romatizmal hastalıklarda yoğun güneş maruziyeti belirtilerin artmasına neden olabiliyor. Özellikle bağ dokusu hastalıkları grubunda yer alan lupus hastalarında ultraviyole ışınlarının hastalık aktivitesini tetikleyebildiği biliniyor.</p>

<p>- Güneşten korunmak romatizma hastaları için önem taşıyor</p>

<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Medicana Kadıköy Hastanesi Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Seval Pehlevan, yaz aylarında terleme yoluyla meydana gelen sıvı ve elektrolit kaybının, bazı hastalarda eklem ağrılarının ve yorgunluk hissinin artmasına neden olabildiğini belirtti.</p>

<p>Pehlevan, özellikle ileri yaş grubundaki bireyler ve kronik hastalıkları bulunan kişilerde susuzluğun etkilerinin daha belirgin yaşandığını anlattı.</p>

<p>Bu sebeple sıcak havalarda düzenli sıvı tüketiminin ihmal edilmemesi ve günlük yaşam alışkanlıklarının mevsim koşullarına göre düzenlenmesi gerektiğinin altını çizen Pehlevan, bazı hastaların sıcak havalarda hastalıklarının alevlendiğini düşündüğünü fakat her ağrı artışının hastalık aktivitesindeki yükseliş anlamına gelmediğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Pehlevan, güneşten korunmanın yalnızca cilt sağlığı açısından değil, romatizmal hastalıkların kontrolü açısından da önemli olduğunu vurgulayarak, bu duruma karşı alınabilecek önlemler arasında, günün en sıcak saatlerinde uzun süre dışarıda kalınmaması, koruyucu giysiler ve şapka kullanımı, uygun güneş koruyucuların tercih edilmesi gibi tedbirlerin yer aldığını anlattı.</p>

<p>Bazı romatizma ilaçlarının güneşe karşı hassasiyet oluşturabileceğinin de unutulmaması gerektiğine işaret eden Pehlevan, bu nedenle düzenli ilaç kullanan kişilerin yaz aylarında doktorlarının önerilerine uygun hareket etmelerinin önem taşıdığını belirtti.</p>

<p>Pehlevan, yorgunluk, uyku düzensizliği, sıvı kaybı ve güneş maruziyeti gibi faktörlerin de benzer şikayetlere yol açabildiğini, bu nedenle belirtilerin uzman değerlendirmesiyle ele alınmasının önem taşıdığını aktardı.</p>

<p>Romatizmal hastalıkların yaşam boyu takip gerektiren kronik hastalıklar olduğuna dikkati çeken Pehlevan, şunları kaydetti:</p>

<p>"Yaz döneminde ortaya çıkan ağrıda artışlar göz ardı edilmemelidir. Eklem ağrılarında belirgin artış, uzun süren sabah tutukluğu, şişlik veya hareket kısıtlılığı gibi belirtiler ortaya çıktığında uzman değerlendirmesi önemlidir. Sıcak havaların etkilerini azaltmak için yeterli sıvı tüketmek, dengeli beslenmek, düzenli uyumak ve aşırı güneş maruziyetinden kaçınmak romatizmal hastalıklarla yaşayan bireylerin yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağlayabilir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/sicak-hava-ve-sivi-kaybi-romatizma-sikayetlerini-siddetlendirebiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 21:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/06/thumbs-b-c-3e3bd8192ce2fe8120c4e7463fd05ba6.jpg" type="image/jpeg" length="30867"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ: "Yaklaşık 3 haftadır yeni vakanın bildirilmediği hantavirüsle ilgili durum istikrarını koruyor"]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/dso-yaklasik-3-haftadir-yeni-vakanin-bildirilmedigi-hantavirusle-ilgili-durum-istikrarini-koruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/dso-yaklasik-3-haftadir-yeni-vakanin-bildirilmedigi-hantavirusle-ilgili-durum-istikrarini-koruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, yaklaşık 3 haftadır yeni hantavirüs vakasının bildirilmediğini, virüse ilişkin durumun istikrarlı kalmaya devam ettiğini duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Ghebreyesus, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Hollanda bandıralı "MV Hondius" yolcu gemisinde tespit edilen hantavirüs vakalarına ilişkin paylaşımda bulundu.</p>

<p>DSÖ'ye bildirilen vaka sayısının 13 olarak kaldığını belirten Ghebreyesus, "Yaklaşık 3 haftadır yeni vaka bildirilmedi. Ölü sayısı 3'te kaldı ve bir aydan fazla süredir yeni can kaybı bildirilmedi." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ghebreyesus, hantavirüsle ilgili genel durumun istikrarlı kalmaya devam ettiğini kaydetti.</p>

<p>- Hantavirüs</p>

<p>Hantavirüsün çoğunlukla kemirgenlerden bulaştığı biliniyor.</p>

<p>Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlara yol açıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Solunum yetmezliğine de sebep olabilen hastalık, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/dso-yaklasik-3-haftadir-yeni-vakanin-bildirilmedigi-hantavirusle-ilgili-durum-istikrarini-koruyor</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 19:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/06/17816940647281371055-1001535926.jpg" type="image/jpeg" length="13805"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[16 ameliyat aynı anda: Dünyanın ilk sekizli çapraz nakli]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/16-ameliyat-ayni-anda-dunyanin-ilk-sekizli-capraz-nakli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/16-ameliyat-ayni-anda-dunyanin-ilk-sekizli-capraz-nakli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın ilk eş zamanlı sekizli karaciğer çapraz naklini de Malatya’daki İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakil Enstitüsü ekipleri yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Enstitü direktörü Prof. Dr. Sezai Yılmaz liderliğindeki ekip, dünyanın ilk canlıdan dörtlü, beşli, altılı ve yedili karaciğer nakillerini de yapmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>16 ameliyatın aynı anda yapılması için ekip, deneyim, altyapı ve malzeme gerekiyor. Enstitüde ameliyathaneler ve yoğun bakım kapasitesinin neredeyse tamamı kullanılıyor.</p>

<figure><img alt="" decoding="async" height="400" sizes="(max-width: 740px) 100vw, 740px" src="https://www.diken.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/2026-06-13-nakil-diken-scaled.jpg-1.jpg" width="740" />
<figcaption>Sezai Yılmaz.</figcaption>
</figure>

<p>Küresel çapraz karaciğer nakillerinin yılda yaklaşık yüzde 80-90’ı Malatya’da oluyor.</p>

<p>Böylece merkezde yapılan çapraz karaciğer nakli sayısı 400’ü aştı. Enstitü açık ara dünyada en fazla nakil yapan merkez. İkinci sıradaki merkez 100 çapraz nakille Hindistan’da.</p>

<p>Çapraz nakillerde tüm alıcı ve verici ameliyatları<strong> ‘domino taşı’ </strong>gibi birbirine bağlı. Birinin cayması, toplam 16 kişiden oluşan çaprazlamanın bozulması anlamına geliyor. Bu nedenle ameliyatlar aynı anda başlıyor.</p>

<p>Operasyon sonra açıklama yapan Yılmaz, amacın <strong>‘çoklu çapraz değil, uzun süredir bekleyen veya durumu çok ağırlaşan hastalara organ sunabilmek olduğunu’</strong> söyledi.</p>

<p>Karaciğer nakledilen hastalardan ikisinin dekompanse (organ işlevini yitirmiş) olduğunu ve ancak sekizli çaprazlamayla uygun organ bulunabildiğini belirten Yılmaz, <strong>“Hep beraber bütün arkadaşlarla iyi bir gece yaşıyoruz diye düşünüyorum”</strong> dedi.</p>

<h3>İktisadi tasarım prensipleriyle çaprazlama</h3>

<p>Türkiye’de organ nakillerinin yüzde 80’i canlı vericilerle yapılıyor. Fakat vericilerin ancak yüzde 30-40’ı kendi yakınına verebiliyor. Yakınıyla tıbben uyumsuz bir verici, çoğu zaman diğer bir hastayla uyumlu olabiliyor.</p>

<p>Hasta kendi vericisiyle uyumsuz, diğer bir hastanın vericisiyle uyumlu olduğunda, tıbben uyumlu vericiler arasında organ takası yapılıyor. Bunun için de geniş bir hasta ve verici havuzu olması gerekiyor.</p>

<p>Başarının arkasında multidisipliner çalışma var. Tıbbi ekibin yanı sıra iki iktisatçının rolü çok büyük. Havuz sistemi ve çapraz eşleştirme Boston College ekonomi profesörleri Tayfun Sönmez ve Utku Ünver’in birlikte geliştirdiği sistemle mümkün oluyor. Sönmez ve Ünver yıllardır kıt kaynakların en iyi şekilde dağılımı üzerine çalışmalar yapıyor. Malum, organ kaynağı beden ve <strong>‘kıt’</strong> bulunan bir kaynak. Nakil için bekleyen hastalarınsa çoğu kere tek şansı.</p>

<figure><img alt="" decoding="async" height="400" sizes="(max-width: 740px) 100vw, 740px" src="https://www.diken.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/2026-06-13-nakil-diken-scaled.jpg-2.jpg" width="740" />
<figcaption>Utku Ünver, Tayfun Sönmez.</figcaption>
</figure>

<p>Sönmez’in 2016’da vefat eden eşinin adını verdiği <strong>‘Banu Bedestenci Sönmez Karaciğer Nakil Sistemi’</strong>nin amacı, organın hastalara en etkin biçimde ulaştırılması. Sistem, optimizasyon ve iktisadi tasarım prensiplerinden yararlanıyor.</p>

<h3>Eşleştirmede kriter çok</h3>

<p>Hastalar için hangi vericilerin ne derece uygun olduğu bazı kriterlerle belirleniyor.</p>

<p>İlk kriter, hastanın ve vericilerin kan grupları. Vericinin hasta ile kan grubu uyumu şart. Fakat aynı kan grubu daha avantajlı.</p>

<p>Bir diğer kriter, hastanın kilosu. Bu, gerekli karaciğer parçasının boyutunu belirliyor. Vericilerde anatomik yapı ve diğer faktörler sağ veya sol lobun verilip verilemeyeceğini belirliyor.</p>

<p>Sol lob genelde karaciğerin yüzde 25-40’ını, sağ lob da yüzde 60-75’ini oluşturuyor. Vericide karaciğerinin en az yüzde 30’unun kalması gerekiyor. Bu yüzden sağ lobu yüzde 70’in üzerindeki kişiler sağ loblarını veremiyorlar. Sol lob ise hem çoğu zaman anatomik olarak uygun değil hem de uygun olsa bile boyutu sebebiyle sadece çocuk hastalara takılabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/16-ameliyat-ayni-anda-dunyanin-ilk-sekizli-capraz-nakli</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 19:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/06/2026-06-13-nakil-diken-1024x768.webp" type="image/jpeg" length="52787"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yalnızlık Alzheimer riskini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/yalnizlik-alzheimer-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/yalnizlik-alzheimer-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Alzheimer Derneği Marmara Şube Başkanı Prof. Dr. Aslı Demirtaş Tatlıdede, yalnız hissetmenin Alzheimer riskini yaklaşık yüzde 40 artırdığını belirterek, sosyalleşmenin ve aktif yaşamın hastalıktan korunmada önemli rol oynadığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p>Tatlıdede, Edirne Belediyesince Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Beyin Sağlığı ve Alzheimer'dan Korunma" konulu panelde, hastalıktan korunmada düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve sosyal yaşamın önemine dikkati çekti.</p>

<p>Obezite, diyabet ve insülin direncinin Alzheimer açısından önemli risk faktörleri arasında yer aldığını ifade eden Tatlıdede, "Bir diğer sorun da yalnız hissetmek. Kalabalık olabilir etrafınız ama paylaştığınız çok bir şey yoktur ve kendinizi yalnız hissediyorsunuzdur. Bu neredeyse sigara kullanımı kadar önemli, Alzheimer riskini yüzde 40 artırıyor." dedi.</p>

<p>İyi yaşlanmanın büyük ölçüde bireylerin yaşam tercihleriyle ilişkili olduğunu vurgulayan Tatlıdede, sosyalleşmenin, yeni beceriler edinmenin ve zihni aktif tutmanın koruyucu etkileri bulunduğunu anlattı.</p>

<p>Tatlıdede, "Dayanıklılık egzersizleri, koordinasyon çalışmaları, yeni bir dil, dans ya da enstrüman öğrenmek fayda sağlar. İlgimizi çeken alanlarda kendimizi geliştirmek, sosyalleşmek, seyahat etmek, müzik dinlemek ve teknolojiyi kullanmak beynimizi güçlendirir." diye konuştu.</p>

<p>Türkiye Alzheimer Derneği Marmara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Burcu Ersöz Hüseyinsinoğlu da sağlıklı kas yapısının sağlıklı zihinsel işlevle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti.</p>

<p>Aktif yaşam tarzının önemine değinen Hüseyinsinoğlu, düzenli fiziksel aktivitenin hastaneye başvuru ve ilaç kullanım ihtiyacını azalttığını, birçok sistemik hastalığın yanı sıra Alzheimer tipi demans riskini de düşürdüğünü ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye Alzheimer Derneği Marmara Şubesi Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Zeynep Tüfekçioğlu Korkmaz ise Türkiye’de yaşlı nüfusun giderek arttığını belirterek, buna bağlı olarak Alzheimer vakalarında da artış beklendiğini söyledi.</p>

<p>Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 10'unun 65 yaş ve üzerindeki kişilerden oluştuğunu ifade eden Korkmaz, yaşın Alzheimer için en önemli risk faktörlerinden biri olduğunu, bunun her yaşlı bireyin hastalığa yakalanacağı anlamına gelmediğini kaydetti.</p>

<p>Korkmaz, dünyada Alzheimer hastalığının erken evresinde kullanılan bazı ilaçların yakın dönemde Türkiye'de de kullanıma sunulmasının beklendiğini belirterek, damar yoluyla uygulanan bu tedavilerin hastalığın ilerlemesini yaklaşık yüzde 30 oranında yavaşlattığını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/yalnizlik-alzheimer-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 20:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/06/1781192295225thumbs-b-c-94eaf04e8a79e5d7c909d754363e8500.jpg" type="image/jpeg" length="45190"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ: “Her dokuz kişiden biri gıda güvensizliğiyle karşı karşıya”]]></title>
      <link>https://www.kibrismanset.com/dso-her-dokuz-kisiden-biri-gida-guvensizligiyle-karsi-karsiya</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibrismanset.com/dso-her-dokuz-kisiden-biri-gida-guvensizligiyle-karsi-karsiya" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Beslenme ve Gıda Güvenliği Departmanı İzleme ve Gözetim Birimi Başkanı Elaine Borghi, küresel olarak her 9 kişiden 1'ini etkileyen gıda güvensizliği krizinin yaşandığını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Borghi, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi'nin haftalık basın toplantısında 7 Haziran Dünya Gıda Güvenliği Günü'ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Her aileyi ve küresel olarak her 9 kişiden 1'ini etkileyen gıda güvensizliği krizine dikkati çeken Borghi, DSÖ'nün dün gıda kaynaklı hastalıkların küresel yüküne ilişkin tahminlerin temel bulgularını yayınladığını hatırlattı.</p>

<p>Borghi, bu yıl Dünya Gıda Güvenliği Günü'nün temasının "Yükten Çözümlere: Her Yerde Güvenli Gıda" temasıyla kutlandığına değindi, bu temanın kanıtları eyleme dönüştürmenin önemini yansıttığının altını çizdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gıda kirliliğini kaynağında önleme çağrısında bulunan Borghi, "Bu, her yerde daha güvenli tarım uygulamaları, daha güçlü endüstriyel kontroller ve daha sıkı çevre düzenlemelerinin uygulanması gerektiği anlamına geliyor. 2026 Dünya Gıda Güvenliği Günü'nü kutlarken, hem bir uyarı hem de bir yol haritamız var. İnsan, hayvan, bitki ve çevre sağlığını birbirine bağlayan 'tek sağlık' yaklaşımı şarttır. Ülkeler, müdahaleleri hedeflemek, gözetimi güçlendirmek ve sektörler arası engelleri ortadan kaldırmak için bu yeni tahminleri kullanmalı." dedi.</p>

<p>Borghi, gıda güvenliğinin ortak bir sorumluluk olduğuna işaret ederek, siyasi taahhüt ve koordineli eylemle bazı hastalık ve ölümleri önleyebileceklerini söyledi.</p>

<p>DSÖ, dün yayımladığı raporda güvenli olmayan gıdaların her yıl yaklaşık 866 milyon hastalık vakasına ve 1,5 milyon ölüme yol açtığının tahmin edildiğini belirterek, çocukların bu riskten en fazla etkilenen grup olduğunu bildirmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kibrismanset.com/dso-her-dokuz-kisiden-biri-gida-guvensizligiyle-karsi-karsiya</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 19:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibrismansetcom.teimg.com/crop/1280x720/kibrismanset-com/uploads/2026/06/1780659816632grains.jpg" type="image/jpeg" length="85764"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
