KAMUSEN Kadın ve Çocuk Hakları Komitesi, “Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve tacizden arınmış bir çalışma ortamında çalışmanın her bireyin hakkı” olduğuna işaret ederek “İş yaşamının içindeki kişi ve grupları koruyan ve toplumsal cinsiyet temeline dayalı şiddet ve tacize karşı düzenlemeler” öngören bu uluslararası sözleşmenin “en erken zamanda” yasallaşması çağrısı yaptı.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Sekreteri ve Kadın ve Çocuk Hakları Komite Başkanı Ayşe Özdemirağ, 8 Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla açıklamada bulunarak, “Ayrımcılığa, şiddete, tacize ve mobbinge; sıfır tolerans diyoruz ve tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyoruz” dedi.

Özdemirağ, KAMUSEN olarak, “Her insan; ırk, inanç ve cinsiyetleri ne olursa olsun, maddi ilerlemelerini ve manevi gelişmelerini hür ve haysiyetli biçimde, ekonomik güvence altında ve eşit şartlarda sürdürmek hakkına sahiptir” ve “Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve tacizden arınmış bir çalışma ortamında çalışmak, her bireyin hakkıdır” bakış açısı doğrultusunda çalışmalar yaptıklarını ve hükümetlere önerilerde bulunduklarını bildirdi.

Özdemirağ, bu bağlamda, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 2019 yılında Cenevre’de 100. Yıl konferansında yayınladığı 190 sayılı “Çalışma Yaşamında Şiddet ve Tacizin Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Sözleşme”ye işaret ederek, söz konusu bu sözleşmenin “genel olarak bütün iş yaşamının içindeki kişi ve grupları korurken ayrıca toplumsal cinsiyet temeline dayalı şiddet ve tacize özel vurgu yapıp özel düzenlemeler öngördüğünü” belirtti. Özdemirağ, bu sözleşmenin en erken zamanda Meclis’te kabul edilmesini istedi.

“İş güvencesinin olmadığı, yoksulluğun ve işsizliğin arttığı dönem ve yerlerde şiddet ve taciz de arttığına” işaret eden Özdemirağ, “Sözleşme bu anlamda kayıt içi kayıt dışı, özel ve kamusal tüm sektörleri kapsıyor, işveren işçi ayrımı yapmayarak işletme itibarı ve verimlilik üzerindeki olumsuz etkilerinin de olduğuna dikkat çekmektedir. Konuyu bütüncül ele almaktadır. Kadınlar, kız çocukları ve göçmen kadınlara vurgu yapmakta ve şiddete en çok maruz kalan, şiddete açık diğer grupları vurgulamaktadır. Belli sektörlerde örneğin sağlık sektörlerinde yaygın olan şiddete dikkat çekip devletlere gerekirse özel düzenlemeler öngörme yükümlülüğü getirmektedir” dedi.