Serbest Kürsü / Levent Özadam

[email protected]

Telefonun ucundaki vatandaş sinirliydi ama hiciv yaparak başladı ve sordu…

KKTC devleti doğal gaz ya da petrol mü buldu diye!

Tabi ki öyle bir şey yoktu ama ülkedeki genel durum da buna benzer bir şeydi…

Bayram öncesi arife günü daireye gitmiş ehliyetinin tarihi bitecek diye yenilemek istemiş!

Demek ki bu konuda hayli duyarlı birisi…

Başkası olsa bayram da geçsin çıkartırım diyerek ehliyete vereceği parayı mangal başında geçirebilirdi!

Duyarlı ama devlet duyarlı değil işte…

Saat 11.00’de veznelerin kapandığını söylemişler kendisine!

Niye diye sorunca da aldığı cevap malum;

Arife günü ya, çalışanlar bayrama hazırlanacak…

Tatil planları filan olsa gerek, ya da alış veriş!

Hadi buraya kadar tamam diyelim ama bundan sonrası da var tabi ki…

Dün de öğlen saatlerinde yine ehliyet yenilemek için gitmiş bu kez vezne kapalıymış!

Yaz mesaisine geçtik ya bundan böyle sistem buymuş…

12.00’den sonra vezneye para yatırmak yasak!

Bugün git yarın gel klasiği anlayacağınız…

Haliyle de soruyor;

Ben devlete yükümlülüğümü yerine getiriyorum para yatıracağım ama almıyorlar diye sitem ediyor…

Kendi dediği gibi, belli ki devlet çok zengin ama bizim bundan haberimiz bile yok!

Özel sektör çalışanı her türlü sıkıntısına rağmen devletin kasasına para ödemek için gidiyor ama devlet kesimi artık haftada 5 saat az çalışacağından ötürü para kabul etmiyor…

Devlet olmak bizde böyle bir şey olsa gerek!

Devlet olduk diye böbürlenip duruyoruz ama devlet ciddiyeti ayaklar altında…

Son birkaç gündür sürekli yazıyoruz öğrenci burslarını artık ödeyin diye!

Aileler demek ki ihtiyaçlı ki bu paranın ödenmesi için sürekli arayıp yayın yapmamızı istiyorlar…

Devletin öğrencilere 3 aylık borcu var bu ay bitince de 4 ay olacak!

Biriktikçe birikiyor yani…

Ama devletimiz var diyerek mangalda kül bırakmayanlar okuyucuya göre de sözde milliyetçiler öğrencinin burs paralarını bile ödeyemiyor!

Bu konuda açıklama yapma ihtiyacı bile hissetmiyorlar…

Böyle bir devlet yapısının içindeyiz yani!

Yahu bari öğrencinin burs parasını bile ödeyemiyorsan bari devlet olduk diye nutuk atıp durma…

Paran yoksa da vezneleri kapamak yerine daha da uzun süre aç ki vatandaş gelsin para ödesin!

Hoş kamu çalışanlarını çalıştırmak da bu kadar kolay bir mesele değil…

Bir Cimbomlu olarak Beşiktaş’ı şampiyon olduğu için kutlarız…

Hatay spora yatsınlar kalksınlar şükretsinler!

Geldi geçti diyelim…

Konu yine dönüp dolaşıp devlet meselesine geliyor!

Devlet salgın nedeniyle bir takım kararlar alıyor ve uyguluyor…

Pardon, yani uyguladığını sanıyor!

Beşiktaş şampiyon olunca insanlar haliyle sokağa döküldü…

Maç akşam saat 21.45’de bitti!

Saat 21.00’de ise sokağa çıkma yasağı vardı…

Devlet böyle buyurmuştu çünkü!

Akşam 23.00’e kadar sokaklar özellikle de Dereboyu ana baba günüydü…

Beşiktaşlı dostlara kızamıyoruz ama devlete dair düşüncemiz öyle değil!

O akşam devlet caddelerde yoktu…

Devlet otoritesi ayaklar altına alınmıştı!

Şimdi gelelim aşı konusuna…

Bizim devlet erkanı aşılar konusunda Türkiye’ye tam bağımlı olduklarını her fırsatta açıklarken, başka düşünenler de vardı!

Örneğin Eski Ekonomi ve Turizm Bakanı Derviş Kemal Deniz, belli ki iyi bir araştırma yapmış ve 300 Bin doz aşı için devlete önerilerde bulundu…

Özeti şuydu;

Biz aramızda toplayacağız parayı, gerekirse bunun için ek vergiler gelecek ama aşılanma da bitecek…

Buradan neyi öğrendik;

Demek ki bize hep aşılar devletten devlete alınır dediler ya…

Kandırılmışız!

Ama Derviş Kemal Deniz’in başka bir saptaması çok önemliydi…

“Devletimiz var deyip mangalda kül bırakmayan kişilerin bu devletin yapmakla yükümlü olduğu şeylere ve halka verdiği hizmetin boyutuna bakmaları gerekir…”

Doğru söze ne denir ki!

MESAJ KUTUSU

Sayın Cemil KARZAOĞLU, bayram tatilinde başta Salamis ormanları olmak üzere bir çok piknik yerinde mangallar geç saatlere kadar sönmedi. Bu konudaki yasak kalktı mı yoksa yapılan duyuruları kimse artık takmıyor mu? Yeni orman işçilerine talimat vermeniz isteniyor…

Sayın Ünal ÜSTEL, İstanbul’da çok ağır bir diz ameliyatı geçirdikten sonra önceki akşam ülkeye geri döndüğünüzü öğrendik büyük geçmiş olsun. Meclis’te nisap sıkıntıları olasılığına karşı özel bir tekerlekli sandalye hazırlanıyormuş, demek ki durumlar göründüğünden daha ciddi desenize…

Sayın Asil NADİR, Kıbrıs Gazetesi’nin Türkiye’den bir medya grubuna satışı için bir takım girişimlerde bulunulduğu bir kez daha gündeme geldi. Bu konuda en fazla da çalışanlar meraklı sorular yöneltmeye başladılar, detaylı bir açıklama şart oldu değil mi?..

Sayın Ersan SANER, Ercan’ın isminin değiştirilmeyeceği konusunda koyduğunuz son nokta kamuoyunda memnuniyetle karşılandı. Ha keşke böyle güzel haberleri öncelikle Kıbrıs Türk basınıyla paylaşsaydınız çok daha anlamlı ve güzel olacaktı…

Sayın Umut ÖKSÜZ, Eczacılar Birliği Başkanlığına bir kez daha aday olmayacağınızı duyan meslektaşlarınız bu kararınızdan dönmeniz gerektiği yönünde mesajlar göndermeye başladılar. Bıktırdılar usandırdılar ama en azından bir dönem daha görev alsanız yerinde olacaktır…

Sayın Ersin TATAR, şartlı tahliye şartları konusunda esneklik gösterilmesi için inisiyatif göstermeniz ve cezaevindeki yığılmanın önüne geçilmesi yönünde özellikle mahkum ailelerinden yoğun mesajlarınız geliyor. Yeni cezaevi konusu seneye sarkacağına göre bu konuda karar üretmeniz sanki de şart oldu değil mi?

Sayın Bertan ZAROĞLU, YDP’den istifa sürecinizde bazı çelişkiler yaşansa da en çok merak edilen de hangi vekil için bakanlık pazarlığı yaptığınız oldu. Yanlış anlaşılmaların önüne geçmek için küçük de olsa bir açıklama iyi gidecek…

Sayın Erhan ARIKLI, üyelik sayısında 12 bin 500 sayısına fazla takmadınız mı? Yaşananlar da gösterdi ki sayıdan daha ziyade kalite daha ön plana çıktı. Sonra Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarını da göz önünde bulundurmakta yarar görüyoruz…

Sayın Zorlu TÖRE, yakın dostlarınıza BRT tarafından ambargolu olduğunuz yönünde şikayetlerde bulunuyormuşsunuz! Bu arada bazı partililerin görevinden alınması için Başbakana şart koştuğunuz de iddia ediliyor, hayırdır kimlerin nasırına bastınız yine!..

Sayın Senih ÇAVUŞOĞLU, yeni medya ödülleri konusunda özellikle program yapımcıları arasında resmen bir savaş yaşanmaya başlandı. Adayların nasıl belirlendiği konusunda küçük de bir açıklama yapmakta yarar görüyoruz.