banner386
banner399

Cenevre süreci ve sonrasında muhtemel gelişmeler konusu GAÜ'DE ele alındı

Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) Siyasal Bilimler Fakültesi tarafından düzenlenen “Cenevre Süreci ve Sonrasında Muhtemel Gelişmeler” konulu online panel gerçekleşti.

23 Mayıs 2021 Pazar 15:08
Cenevre süreci ve sonrasında muhtemel gelişmeler konusu GAÜ'DE ele alındı

GAÜ Siyasal Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve KKTC'nin ilk kadın Büyükelçisi Yrd. Doç. Dr. Hasibe Vehbi Şahoğlu moderatörülüğünde gerçekleşen panele GAÜ Siyasal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Ulvi Keser, GAÜ Siyasal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ersoy Önder , GAÜ Siyasal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi ve Güvenlik Araştırmaları Direktörü Dr. Sadık Akyar  katılım gösterdi.
Müzakere süreci ve öncesi hakkında açıklamalarda bulunan Keser; “Bugün itibariyle KKTC'nin hemde Türkiye Cumhuriyetinin hangi pozisyonda durduğunu anlayabilmemiz açısından bu müzakere sürecinin geçmişini anlamakta fayda var.
1967 itibariyle bizim için çok önemli bir tarih var. 15 Kasım 1967. KKTC'nin kuruluş gününün 15 Kasım'a denk getirilmeside zaten bu yüzden. Grivas liderliğinde ki silahlı Rumların 1974 öncesinde Kıbrıslı Türklere yönelik  son saldırısıdır. 15 Kasım 1967'nin ardından Kıbrıs farklı bir ivme kazanır, farklı bir pozisyona evrilir” dedi.
Keser açıklamalarının devamında; “Bizim Kıbrıs Türkleri olarak adada hep savunmacı pozisyon içerisinde olmamız, Yunanistan ve Rumların kontrollü bir gerilim stratejisi içerisinde Kıbrıs Sorununu bizim karşımıza farklı uluslarası platformda ortaya koyması ve Rumların özellikle 2004 Annan Planı  sürecinden itibaren huysuz ve şımarık bir siyaset içerisine girmesi. 
1 Nisan 1955 itibariyle adada İngilizlere, Kıbrıslı Türklere sonrasında da  kendilerine yardım etmeyen Rumlara saldıran kim? Bu soruların cevaplarını bulabilirsek, müzakere sürecinde neredeyiz? 53 yıldan beri bu soruna neden çözüm bulunmuyor? Anlayabiliriz.
Kıbrıs’ta ki çatışma ortamını sonlandırmak için 1959 yılında Londra- Zürih anlaşmalarıyla kurulan bir Cumhuriyet var. Bu Cumhuriyetin yıkılması için faaliyet gösteren kim?

“Bugünü Anlamak İçin Dünü Bilmek Gerekiyor”

Keser; “1950-1955 sürecinde Yunanistan 2.Dünya Savaşından çıkmış, perişan bir vaziyette ististam yok, eğitim yok, üretim ve ihracat yok ama yinede İngiltere desteği ile BM Güvenlik Konseyinden Kıbrıs adasını istedi. Konsey bu süreçte Yunanistan'ın bu taleplerine her defasında Kıbrıs uluslararası bir sorun değildir ve konseyi ilgilendiren bir durum değildir. Görüşme Türkiye ve Yunanistan arasında olmalıdır diyerek red cevabı vermiştir.
Bugün geldiğimiz noktada 5+1 görüşmeleri de bu çerçevedeydi. Sadece BM değil AB'de bu konunun doğrudan içerisinde.
Biz bu tarihi süreçlerin içerisinde hukuki olmak üzere her türden haklarımız ile ilgili olarak farklı sebeplerle pasif durumda kaldık. Hep haklarımızı çekinerek, tereddütle savunmaya çalıştık ve bugüne kadar bu şekilde geldik. Dolayısıyla bizim bu çerçeveden çıkmamış gerekiyor” dedi.

banner341
 

Akyar: “Türk tarafı ileriye hızla gitmeye devam ediyor”

Cenevre görüşmelerine gelinen süreçte ve sonrasında Rum tarafının politikaları hakkında açıklamalarda bulunan Akyar; “Türkiye'nin yarattığı sondaj arama, sismik araştırma gemileri, Türkiye'nin askeri teknolojide gelmiş olduğu seviye, Maraş'ta atılan adımlar, seçimler, adada iki devletli çözüm var. Yani Türk tarafı ileriye hızla gitmeye devam ediyor. Bu politik gelişmeler esnasında Cenevre’ye gidildi ve orada da Cumhurbaşkanımız Ersin Tatar, açık bir şekilde tüm taraflara  iki devletli çözüm olanaklarını tekrarladı. 
BM Genel Sekreteri Guterres, Kıbrıs Sorununu çözüp tarihe geçmeyi  planlamaktadır. Bizim kendi kamuoyumuzda bile bu son 1-2 yıla kadar maalesef ki Kıbrısta Çözüm dendiğinde hemen akla birleşme geliyordu. Opsiyonlar şimdi değişti. Sayın Tatar, Cenevrede açık yüreklilikle ada birleşme değil iki devletli çözüm olması gerektiğini bütün dünyaya ilan etti.
Türk tarafı çok acılar çekmesine rağmen her zaman ilerlemeyi başardı. Bugün gelinen noktada artık KKTC adada bağımsız iki devletten bahsediyor.  Rum tarafıda hep gerilemiş ve hala daha inadına devam ediyor. Böyle çözüm odaklı yaklaşmadıkları sürecede kaybetmeye devam edecekler” dedi.
Doğu Akdeniz Gerilimine Cenevre görüşmelerinin etkileri hakkında açıklamalarda bulunan Yrd. Doç. Dr. Önder şunları söyledi;
“1960’da ki Kıbrıs Cumhuriyeti anayasasında Cumhurbaşkanının Rum, Cumhurbaşkanı Yardımcının Türk olması. 10 üyeli Bakanlar Kurulu'nda 7 üyenin Rum 3 üyenin Türk olması, 50 üyeli parlementede 35 Rum 15 Türk olması aslında Rum ve Türklerin birlikte federatif bir çözümle Cumhuriyet kurduğunu gösteriyordu. Enreresan olan konu bir federasyondan bahsetmek için bir toprak olması lazım. Fakat Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğunda bir adanın bölünmüşlüğü yoktu. Türkiye, İngiltere, Yunanistan garantör ülkeler. Bu demektir ki Kıbrıs Anayasası bu garantör ülkeler olmadan hiç bir şekilde beraber veya ayrı ayrı değiştirilemez. 

 

“Türk Tarafından Tamamen Barış Odaklı Talepler Var”

1974'te yaşanan Kıbrıs Barış Harekatı'nda alansal bölünme sağlandı. Yani Güney'de Rumlar Kuzey'de Türkler bir şekilde iki ayrı grup olarak bölünmüş oldular. Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'inde dediği gibi aslında biz sadece Türklere değil Rumlara da barış getirmeye geldik. 1974'ten sonra askeri bir operasyon olmasına rağmen Kıbrıs'ta barış sağlandı.
Şimdi bu zamana kadar federatif çözümle ilgili yapılan bütün çalışmalar bütün görüşmeler sonuçsuz kaldı. 2021'e geldiğimizde gayrı resmi 5+1 Toplantısında bu konu gündeme getirildi. Uluslarası statüsü ve eşit egemenliğin garanti altına alınması ve iki devlet bir anlaşmaya varırsa birbirlerini eş zamanlı tanıyarak garantörler tarafındanda desteklenecektir ibareside çok önemli. Türk tarafından tamemen barış odaklı talepler var” dedi.

 

banner360
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner398

banner361

banner357

banner363

banner403

banner402

banner226

banner301

banner290

banner320

banner331

banner184