banner313

Dünyadan haberler…

Dünyadan haberler…

25 Ağustos 2019 Pazar 15:11
Dünyadan haberler…

G7 ZİRVESİ KARŞITI EYLEMCİLER GÖSTERİ DÜZENLEDİ

Fransa'nın Biarritz kentinde yapılacak G7 Zirvesi'ne karşı çıkan protestocular, Hendaye'de gösteri düzenledi.

Biarritz'e yaklaşık 30 kilometre mesafede bulunan Hendaye'de toplanan eylemciler, İspanya'nın Fransa sınırındaki Irun kentine kadar yürüdü.

Göstericilerin G7 karşıtı sloganlar attığı gösteride herhangi bir olay yaşanmadı.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı eyleme, polise göre 9 bin, organizatörlere göre 15 bin kişi katıldı.

G7 karşıtı gruplar zirve sırasında Biarritz çevresinde birçok gösteri düzenleyecek. Biarritz'e yaklaşık 20 kilometre mesafede bulunan Urrugne'de G7 karşıtı bir grubun dün yolda blokaj eylemi yaptığı sırada protestocularla polis arasında çıkan olaylarda 17 kişi gözaltına alınmış ve 4 polis hafif yaralanmıştı.

Bu arada, zirvede yoğun güvenlik önlemleri alındı. Özellikle terör saldırısı ihtimaline karşı zirve boyunca 13 bin 200 polis ve jandarmanın yanı sıra 450 itfaiye eri görev yapacak.

45. G7 Zirvesi, bugün Macron'un G7 ülkeleri liderlerinin onuruna vereceği yemekle başlayacak. ABD, Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya, Japonya ve Kanada'nın liderlerinin bir araya geleceği zirve pazartesi sona erecek.

JOHNSON'DAN TUSK'A "ANLAŞMASIZ BREXIT" YANITI

İNGİLTERE BAŞBAKANI BORIS JOHNSON: "EĞER DONALD TUSK, TARİHE 'BAY ANLAŞMASIZ BREXİT' OLARAK GEÇMEK İSTEMİYORSA UMARIM BU HUSUSU AKLINDA TUTAR"

"AB'DEKİ DOSTLARIMIZA, EĞER ANLAŞMASIZ BREXİT İSTEMİYORLARSA ANLAŞMADAKİ 'TEDBİR MADDESİ'NDEN KURTULMAMIZ GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİM"

Londra, 25 Ağustos 19 (.): İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Brexit anlaşması için "tedbir maddesinin" anlaşma metninden çıkarılması gerektiğini belirterek, "Eğer Donald Tusk, tarihe ‘Bay Anlaşmasız Brexit’ olarak geçmek istemiyorsa umarım bu hususu aklında tutar." dedi.

G7 Zirvesi'ne katılmak için bulunduğu Fransa’nın Biarritz kentinde basına açıklama yapan Johnson, düzenlediği basın toplantısıyla kendisine yönelik eleştirilerde bulunan Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Donald Tusk'a yanıt verdi.

Açık biçimde anlaşmasız Brexit istemediğini ifade ettiğini belirten Johnson, "Fakat AB’deki dostlarımıza eğer anlaşmasız Brexit istemiyorlarsa anlaşmadaki 'tedbir maddesi'nden kurtulmamız gerektiğini söyledim. Eğer Donald Tusk, tarihe ‘Bay Anlaşmasız Brexit’ olarak geçmek istemiyorsa umarım bu hususu aklında tutar." diye konuştu.

Tusk, bugün Biarritz’de düzenlediği basın toplantısında "Anlaşmasız ayrılık AB için kabul edilemez. İş birliğine açık olmadığımız tek konu anlaşmasız ayrılık. Hala umuyorum ki Johnson, tarihe 'Bay Anlaşmasız' olarak geçmeyi istemiyordur." ifadelerini kullanmıştı.

Zirve kapsamında Johnson ile Tusk’ın ikili görüşme gerçekleştirmesi bekleniyor.

BREXIT SÜRECİ

Johnson, 31 Ekim'de anlaşma olsun veya olmasın, İngiltere'yi AB'den ayırmaktaki kararlılığını sık sık yineliyor.

Theresa May'in AB ile vardığı Brexit anlaşması, parlamentoda 3 kez reddedilmişti.

Reddedilen anlaşma, İngiltere ile AB arasında Brexit sonrasında iki yıllık geçiş süreci öngörüyordu. Bu sürede İngiltere'nin parçası Kuzey İrlanda ile AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti arasındaki sınıra ilişkin çözüm bulunamaması halinde "tedbir maddesi" yürürlüğe girecekti.

Madde, İngiltere'nin soruna çözüm getiren yeni bir düzenleme üzerinde anlaşılana kadar Gümrük Birliği içinde kalmasını öngörüyordu. İngiltere'nin bu maddeyi tek yanlı olarak terk etme kapısı da kapalı tutuluyordu.

Anlaşmanın parlamentoda reddedilmesinde en önemli unsuru "tedbir maddesi" oluşturmuştu. Aralarında Johnson'ın da yer aldığı anlaşmanın muhalifleri, bu maddenin İngiltere'yi süresiz biçimde AB'ye tabi bir ülke haline getireceğini iddia etmişti. 

İngiliz parlamentosu, 29 Mart'ta gerçekleşmesi gereken anlaşmasız Brexit'i yasa çıkartarak engellemiş, hükümet, AB'nin de onayıyla Brexit'i 31 Ekim'e ertelemişti.

İngiltere, 2016'daki referandumda yüzde 48'e karşı yüzde 52 oyla AB'den ayrılma kararı almıştı.

CEZAYİR'DE KONSERDEKİ İZDİHAM KÜLTÜR BAKANI'NIN İSTİFASINI GETİRDİ

Cezayir, 25 Ağustos 19 (.): Cezayir'de 5 kişinin yaşamını yitirdiği konserdeki izdihamın ardından Kültür Bakanı Meryem Mırdasi istifa etti.

Cezayir devlet televizyonunun haberine göre, Mırdasi, istifasını geçici Cumhurbaşkanı Abdulkadir bin Salih'e sundu.

İstifanın gerekçesine ilişkin bilgi verilmedi.

Cezayir'de perşembe günü "Soolking" adıyla bilinen ünlü şarkıcı Abderraouf Derradji'nin konserindeki izdihamda 5 kişi hayatını kaybetmişti.

Olaya ilişkin soruşturma açılmış, konser organizasyonundan sorumlu Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Sami bin eş-Şeyh Hüseyin görevinden alınmıştı. 

Cezayir kökenli Fransız rap müzik şarkıcısı Soolking, özellikle Cezayir ve Kuzey Afrika'daki gençler arasında geniş bir hayran kitlesine sahip.

ALMANYA'DA ARTAN IRKÇILIK PROTESTO EDİLDİ

DRESDEN KENTİNDE BİNLERCE KİŞİ, SAKSONYA VE BRANDENBURG EYALETLERİNDE GELECEK HAFTA YAPILACAK SEÇİMLER ÖNCESİNDE ÜLKEDE YÜKSELEN IRKÇILIĞA KARŞI YÜRÜDÜ

Almanya'da gelecek hafta Saksonya ve Brandenburg eyaletlerinde yapılacak eyalet meclisi seçimleri öncesinde ülkede artan ırkçılık protesto edildi.

Çok sayıda sivil toplum örgütü ve inisiyatifin çağrısıyla "Dışlama yerine dayanışma. Açık ve özgür toplum için" sloganıyla Saksonya'nın Dresden kentinde bir yürüyüş düzenlendi.

Altmarkt Meydanı'ndan Carola ve Albert köprülerinden "Cockerwiese" adlı alana kadar yürüyen göstericiler, üzerinde "Biz Almanlar Nazileri durdururuz", "Bölünmez", "AfD’yi durdurun" ve "Nazilere yer yok" yazılı döviz ve pankartlar taşıdı.

Yürüyüşü organize eden grup, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, yürüyüşe 35 bin kişinin katıldığını duyurdu.

Dresden polisinden yapılan açıklamada da yürüyüşün olaysız geçtiği, ancak yürüyüş güzergahında bacağında gamalı haç dövmesi bulunan bir kişinin tespit edildiği ve hakkında soruşturma başlatıldığı bildirildi.

Saksonya Uyum Bakanı Petra Köping, yürüyüş öncesinde yaptığı konuşmada, bu yürüyüşle Saksonya'nın sınırlarının ötesine bir mesaj vermek istediklerini belirterek, "Biz, terör ve savaş yüzünden yurtlarından ayrılmak zorunda kalanlarla dayanışma içinde olduğumuzu göstermek istiyoruz." dedi.

Öte yandan, Alman basınında yer alan haberlere göre, yürüyüşe Almanya Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Olaf Scholz da katıldı.

Anket şirketlerinin yaptıkları kamu araştırmalarında, Saksonya ve Brandenburg'da gelecek hafta pazar günü yapılacak eyalet meclisi seçimlerinde, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin bir önceki seçimlere göre önemli ölçüde oylarını artıracağına işaret ediliyor.

FRANSA'DA G7 ZİRVESİ BAŞLADI

FRANSA CUMHURBAŞKANI EMMANUEL MACRON, G7 ÜLKELERİ LİDERLERİ ONURUNA YEMEK VERDİ

Biarritz, 25 Ağustos 19 (.): ABD, Almanya, İngiltere, Japonya, Fransa, Kanada ve İtalya'nın yer aldığı G7 Zirvesi, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ülkenin güneybatısındaki Biarritz kentinde liderler onuruna verdiği akşam yemeğiyle başladı.

Macron, ABD Başkanı Donald Trump, Almanya Başbakanı Angela Merkel, İngiltere Başbakanı Boris Johnson, İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, Japonya Başbakanı Şinzo Abe, Kanada Başbakanı Justin Trudeau ve Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Donald Tusk'ı Biarritz'deki Hotel du Palais'de karşıladı.

Liderler, daha sonra Macron'un ev sahipliğindeki yemeğe geçti.

Öğle saatlerinde ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelen Macron, zirve öncesi Merkel ve Abe ile de ayrı ayrı görüştü.

AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, birkaç gün önce geçirdiği safra kesesi ameliyatı nedeniyle zirveye katılamadı.

Zirvenin ana teması eşitsizlikle mücadele olarak belirlendi. Zirvede güvenlik, iklim değişikliği, kadına şiddet ve cinsiyet eşitliği gibi konuların ele alınacağı belirtildi. Liderlerin Ukrayna, Suriye, İran ve Brexit gibi konuları da görüşmesi bekleniyor.

Liderler, yarın "uluslararası ekonomi/ticaret ve uluslararası güvenlik konusunda takvim oluşturma" ve "eşitsizlikle mücadele" ve "G7'nin Afrika ile ortaklığı" konulu oturumlara katılacak.

Zirvenin üçüncü ve son gününde de "iklim, çeşitli canlılar ve okyanuslar" ve "dijital dönüşüm" başlıklı oturumlar düzenlenecek.

Liderlerin ikili görüşmeler de yapması bekleniyor. 

Zirveye Birleşmiş Milletler (BM), Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu (IMF), Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) yetkililerinin yanı sıra Güney Afrika, Burkina Faso, Mısır, Senegal, Ruanda, İspanya, Şili, Hindistan ve Avustralya'dan liderler de davet edildi. 

Zirve, pazartesi liderlerin düzenleyeceği basın toplantılarıyla sona erecek.

Öte yandan, zirvede yoğun güvenlik önlemleri de alındı.

Özellikle terör saldırısı ihtimaline karşı zirve boyunca 13 bin 200 polis ve jandarmanın yanı sıra 450 itfaiye eri görev yapacak.

Liderlerin kalacağı ve şehrin merkezinde bulunan Hotel du Palais'ye çıkan yollar trafiğe ve yaya geçişine kapatılacak. Otelin önündeki plaja deniz yolu da dahil erişim engellenecek.

G7 ZİRVESİ KARŞITI GÖSTERİLER DEVAM EDİYOR

Biarritz, 25 Ağustos 19 (.): Fransa'nın Bayonne kentinde G7 Zirvesi protestosunda göstericilerle polis arasında gerginlik yaşandı. 

G7 Zirvesi'nin düzenlendiği Biarritz'in yakınlarındaki Bayonne'da toplanan eylemciler, zirve karşıtı sloganlar attı. 

Gösteri yasağına rağmen yapılan eylemde, polis çeşitli maddeler atan göstericilere biber gazı ve tazyikli suyla müdahale etti. 

Bu arada, polisin gösteride basın mensuplarının biber gazından korunmak için bulundurduğu maskelere el koyması dikkati çekti. 

G7 karşıtı gruplar zirve sırasında Biarritz çevresinde birçok gösteri düzenleyecek. Eylemciler, bugün Biarritz'in yakınlarındaki Hendaye'de de gösteri düzenledi. Urrugne'de de dün yolda blokaj eylemi yapıldığı sırada protestocularla polis arasında çıkan olaylarda 17 kişi gözaltına alınmış ve 4 polis hafif yaralanmıştı.

Bu arada, zirvede yoğun güvenlik önlemleri alındı. Özellikle terör saldırısı ihtimaline karşı zirve boyunca 13 bin 200 polis ve jandarmanın yanı sıra 450 itfaiye eri görev yapacak.

45. G7 Zirvesi yarın sona erecek.

İTALYA'DAKİ HÜKÜMET KRİZİ

İTALYA BAŞBAKANI GİUSEPPE CONTE: "(LİG İLE KOALİSYON HÜKÜMETİ) BENİM İÇİN KAPANMIŞ BİR SİYASİ DENEYİM. BU TEKRAR AÇILACAK BİR KONU DEĞİL"

5 YILDIZ HAREKETİ VE DEMOKRATİK PARTİ ARASINDA KOALİSYON HÜKÜMETİ KURMA GÖRÜŞMELERİ DEVAM EDİYOR

 İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, "Lig Partisi koalisyon hükümetinin kendisi için kapanmış ve yeniden gündeme gelmesi mümkün olmayan bir siyasi deneyim olduğunu" söyledi.

Ülkesinde bir süredir devam eden hükümet krizinde hafta içinde istifasını açıklayarak krizi farklı boyuta taşıyan Başbakan Conte, yeni hükümet kuruluncaya dek yürüttüğü görevi kapsamında katıldığı Fransa'nın Biarritz kentindeki G7 Zirvesi’nde İtalyan basınına konuştu.

G7 Zirvesi’ne İtalya’yı temsil etmek için geldiklerini belirten Conte, zirvede çevre konuları başta olmak üzere önemli konuları ele alacaklarını belirtti.

Ülkedeki mevcut siyasi krizde, koalisyon hükümetini bozan Lig Partisi’nden gelen M5S ile yeniden hükümet kurmaya yönelik sinyaller hatırlatılan Conte, "Ben her zaman açık oldum. Lig ile olan benim de reddetmediğim bir siyasi deneyimdi. Ben ülkeye çözümler üretmek için çok çalıştım ancak bu benim için kapanmış bir siyasi deneyim. Bu tekrar açılacak bir konu değil." yanıtını verdi.

Her zaman için ülkesinin en iyisini isteyeceğini ifade eden Conte, kendi ismi çevresinde dönen ihtimallerine ilişkin, "Kişilerin, isimlerin sorun olduğunu düşünmüyorum, programlar görüşülüyordur." dedi.

İtalyan basınına yansıyan haberlerde, Lig Partisi kaynakları tarafından Conte’nin bu çıkışının üzüntüyle karşılandığı ve kendisinin bir haftada Lig’e sırtını dönüp Demokratik Partiye (PD) yakınlaştığı ileri sürüldü. PD kaynakları ise Conte’nin sözlerinin netlik getirmesi bakımından olumlu bulunduğunu kaydetti. 

M5S-PD ARASINDA KOALİSYON KURMA GÖRÜŞMELERİ SÜRÜYOR 

Başbakan Conte’nin salı günü istifasını vermesinin ardından Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella, çarşamba ve perşembe günleri krize çözüm bulmaya yönelik yaptığı siyasi istişarelerini, bazı partilerin süre istemesi sebebiyle 27 Ağustos Salı gününe erteledi. 

Parlamentodaki sandalye sayıları itibarıyla hükümet kurabilecek çoğunluğa küçük partilerin desteğiyle sahip olan M5S ile PD arasında koalisyon kurma çalışmaları sürüyor. 

Basına yansıyan haberlerde, iki parti arasındaki görüşmelerde kurmayların aralarındaki konuları anlaşılmaz olarak görmediği belirtildi. M5S’nin Giuseppe Conte’nin başbakanlığında ısrar ettiği ancak PD’nin Conte’yi istememesi nedeniyle bir tıkanıklık yaşandığı kaydedildi.

HÜKÜMET KRİZİ

Parti renklerinden ötürü sarı (M5S) - yeşil (Lig) koalisyon olarak anılan teknokrat Başbakan Conte liderliğindeki hükümet, ülkede 4 Mart 2018'de yapılan genel seçimlerde en yüksek oyu alan iki parti arasında 1 Haziran 2018'de kurularak göreve gelmişti.

Son aylarda fikir ayrılıkları nedeniyle karşı karşıya gelen koalisyon hükümetinin ortakları M5S ile Lig Partisi, Senatoda 8 Ağustos'ta yapılan Torino-Lyon Yüksek Hızlı Tren Projesi'ne ilişkin oylamada da karşı saflarda yer almıştı. Böylece Salvini'den, "hükümetin parlamentoda çoğunluğunu kaybettiği ve M5S'in her şeye 'hayır' dediği" gerekçesiyle bir an önce erken seçime gidilmesi çağrısı gelmişti. 

Lig Partisinin buna ek olarak, Conte için güvenoyu istemesi krizde tansiyonu yükseltmiş, Başbakan Conte, güvenoyu gündeme alınmadan salı günü Senatoda istifasını açıklamış ve Cumhurbaşkanı’na istifasını sunmuştu. 

Cumhurbaşkanı Mattarella da Conte’den yeni hükümet kurulana dek görevde kalmasını istemiş ve siyasi istişareleri başlatmıştı.

G7 ZİRVESİ KAPSAMINDA 68 GÖZALTI

Fransa'nın güneybatısındaki Biarritz kentinde yapılan G7 Zirvesi kapsamında 68 kişi gözaltına alındı. 

Pyrenees-Atlantique Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, G7 Zirvesi çerçevesinde 68 kişinin gözaltına alındığı belirtildi. 

Açıklamada, gözaltıların nerede ve hangi şartlarda gerçekleştirildiğine ilişkin bilgi verilmedi.

Bu arada, zirvede yoğun güvenlik önlemleri alındı. Özellikle terör saldırısı ihtimaline karşı zirve boyunca 13 bin 200 polis ve jandarmanın yanı sıra 450 itfaiye eri görev yapıyor.

45. G7 Zirvesi, Fransa'nın ev sahipliğinde Biarritz'de düzenleniyor.

Zirve karşıtı eylemciler Biarritz çevresinde gösteriler düzenliyor. Protestocular dün Biarritz yakınlarındaki Hendaye ve Bayonne kentlerinde eylem yapmıştı.

Bayonne'da polis, çeşitli maddeler atan göstericilere biber gazı ve tazyikli suyla müdahale etmişti. Önceki gün ise Urrugne'de yolda blokaj eylemi yapıldığı sırada göstericilerle polis arasında çıkan olaylarda 17 kişi gözaltına alınmış ve 4 polis hafif yaralanmıştı.

ARJANTİN'DE HALK HÜKÜMETE DESTEK OLMAK İÇİN SOKAĞA DÖKÜLDÜ

ÜLKENİN ÇEŞİTLİ ŞEHİRLERİNDE BİNLERCE KİŞİ HÜKÜMETE DESTEK OLMAK İÇİN MEYDANLARDA TOPLANDI

Arjantin'de Devlet Başkanı Mauricio Macri'ye destek olmak için halk ülke çapında gösteriler düzenledi.

Macri'nin ön seçimlerde yüzde 32 oy alarak Alberto Fernandez'in gerisinde kalmasının ardından Arjantinli ünlü oyuncu Luis Brandoni'nin çağrısıyla ülkenin çeşitli yerlerinde binlerce kişi hükümete destek gösterisi düzenledi.

Başkent Buenos Aires'te de Macri'yi destekleyen binlerce kişi şehrin merkezindeki Obelisco Dikilitaşında toplanarak Devlet Başkanlığı Binası Casa Rosada'ya kadar yürüdü.

"Ülkemizi savunalım" başlığıyla sokağa dökülen kalabalık, Devlet Başkanı Macri hükümetine destek gösterisinde bulundu. Yerel saat ile 16.30'da başlayan gösteri, 20.00'ye kadar devam etti.

Göstericiler, eski Devlet Başkanı Cristina Fernandez de Kirchner'ın tekrar iktidara gelmesini reddederek, "Cristinasız Arjantin!" şeklinde sloganlar attı.

Devlet Başkanı Macri de Casa Rosada'nın balkonundan kendisini destekleyenleri selamladı. Gösteri nedeniyle ulaşımda aksaklıklar yaşandı ve gösteri olaysız sona erdi.

Gösterinin ardından Macri, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Bu desteğiniz için sizlere teşekkür etme fırsatı verdiğiniz için sizlere minnettarım. Biz değişime karar verdik çünkü gelişebiliriz. Bunun için hep birlikte devam etmeliyiz, vazgeçemeyiz. 3 yıl tarihi değiştirmek için çok az ve biz bunu başarıyoruz." dedi.

Ünlü oyuncu Brandoni, geçen hafta sosyal medya hesabından paylaştığı videoyla, hükümet destekçilerini meydanlarda toplanmaya çağırmıştı.

ARJANTİN'DEKİ ÖN SEÇİMLER

Ülkede, devlet başkanlığı seçimlerinin özeti olarak görülen "ön seçimler", 27 Ekim'de gerçekleşecek devlet başkanlığı seçimine katılacak adayları belirlemek için yapılıyor.

Seçimlerde muhalif Alberto Fernandez'in liderliğindeki Herkesin Cephesi Koalisyonu geçerli oyların yüzde 47'sini, Devlet Başkanı Macri'nin liderliğindeki Değişim İçin Bir Arada Koalisyonu ise oyların yüzde 32'sini almıştı.

Seçimlerden bir gün sonra, Arjantin'de piyasalarda büyük gerileme yaşanmış, Arjantin pezosunun dolar karşısındaki değer kaybı yüzde 30 aşmış ve ülke risk puanı da 800'den 1800'e yükselmişti.

Bu arada Fernandez'in, başkan yardımcısı adayı eski Devlet Başkanı Cristina Kirchner, korumacı ve içe kapanık politikalarıyla tanınıyor. Ayrıca, Kirchner ülke tarihinin en büyük yolsuzluk soruşturmalarından "Rüşvet Defterleri" soruşturması kapsamında bine yakın yolsuzluk suçlamasıyla itham ediliyor.

Seçim sonuçlarının açıklanmasından bir gün sonra, ülke ekonominin gerilemesi, dünyanın olası Fernandez-Kirchner yönetimine güvensizliği olarak yorumlanmıştı.

ENDONEZYA'DA YOLCU GEMİSİNDEKİ YANGIN

CAVA ADASI AÇIKLARINDA YOLCU GEMİSİNDE ÇIKAN YANGINDA 3 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

Endonezya’nın Cava Adası’ndaki Masalembu açıklarında yolcu gemisinde çıkan yangında 3 kişinin öldüğü bildirildi.

Kompas gazetesinin haberine göre, Doğu Cava eyaletine bağlı Surabaya kentinden Borneo Adası’ndaki Kalimantan bölgesine gitmek üzere yola çıkan arabalı yolcu gemisi KM Santika Nusantara’da çıkan yangında 3 kişi yaşamını yitirdi.

Gemiden 306 kişinin tahliye edildiğini belirten yetkililer, yangında yaralanan 13 kişinin tedavisinin sürdüğünü ifade etti.

Yetkililer, geminin yolcu listesinde 111 kişinin isminin kayıtlı olduğunu, tam yolcu sayısının bilinmemesinden dolayı bölgede arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü kaydetti.

Gemideki yangının neden çıktığı henüz belirlenemezken, olayla ilgili soruşturma sürüyor.

HUSİLERDEN SUUDİ ARABİSTAN HAVA ÜSSÜ İLE HAVALİMANINA SALDIRI

Yemen'deki Husiler, insansız hava araçlarıyla (İHA) Suudi Arabistan'ın güneyindeki Kral Halid Hava Üssü ile Abha Havalimanı'nı hedef aldıklarını açıkladı.

İran destekli Husilerin askeri sözcüsü Yahya Seri, El-Mesira kanalına yaptığı açıklamada, Abha Havalimanı'ndaki gözetleme kulesinin Kasıf-2 tipi İHA'larla vurulduğunu söyledi.

Seri, saldırlar nedeniyle Abha Havalimanı'nda uçuşların aksadığını ileri sürdü.

Husilerin askeri sözcüsü ayrıca sabah saatlerinde de Hamis Muşayt kentindeki Kral Halid Hava Üssü'nün İHA'larla hedef alındığını belirtti.

Hava Üssü'ndeki gözetleme kulesinin vurulduğunu kaydeden Seri, söz konusu saldırıları "Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Yemen halkına yönelik devam eden saldırıları ve uyguladığı ablukaya bir misilleme" şeklinde nitelendirdi.

Yemen'deki Husiler, son zamanlarda genellikle Suudi Arabistan hava savunma sistemi tarafından etkisiz hale getirilen orta ve uzun menzilli balistik füzelerin yanı sıra İHA'ları da kullanarak, Cazan ve Abha havalimanları başta olmak üzere ülkenin bazı bölgelerini hedef alıyor.

Uzun süredir siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü Yemen'de İran destekli Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin denetimini elinde bulunduruyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten itibaren Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor.

DÜNYANIN AKCİĞERLERİ AMAZONLAR YANIYOR

 DÜNYANIN EN GENİŞ TROPİKAL BÖLGESİ AMAZONLAR, YETERLİ ÖNLEM ALINMAMASI VE GEREKLİ MÜDAHALELERİN YAPILMAMASI NEDENİYLE YANMAYA DEVAM EDİYOR

DÜNYA OKSİJENİNİN YÜZDE 20'SİNİ ÜRETEN AMAZONLAR'DA YIL BAŞINDAN BU YANA 72 BİN 843 YANGIN MEYDANA GELDİ

ÇEVRE ÖRGÜTLERİ BREZİLYA'NIN AŞIRI SAĞCI DEVLET BAŞKANI JAİR BOLSONARO İKTİDARINDA YANGINLARIN YÜZDE 82 ARTTIĞINI SAVUNUYOR

 DÜNYACA ÜNLÜ ŞARKICI, OYUNCU VE SPORCULAR, BÖLGEDE DEVAM EDEN YANGINA DİKKATİ ÇEKMEK İÇİN SOSYAL MEDYA HESAPLARINDAN PAYLAŞIMLARDA BULUNDU

Son yılların en büyük orman yangınlarına maruz kalan, dünyanın en geniş tropikal bölgesi Amazonlar, yeterli önlem alınmaması ve gerekli müdahalelerin yapılmaması nedeniyle haftalardır yanıyor.

Brezilya'dan Peru, Bolivya ve Paraguay'a sıçrayan yangınlar çoğu Brezilya'da olmak üzere 2 bin 500 noktada devam ediyor.

Güney Amerika'nın kuzey bölgesinde Amazon havzasını kaplayan yağmur ormanları 5 buçuk milyon kilometrelik alanıyla çeşitli egzotik bitki örtüsü ve hayvan türüne ev sahipliği yapıyor.

Dünya oksijeninin yüzde 20'sini karşılayan Amazonlar, yeryüzü yağmur ormanlarının yarısından fazlasını oluşturuyor.

En büyük doğa koruma kuruluşlarından Dünya Vahşi Yaşam Fonu'nun (WWF) araştırmalarına göre, "dünyanın akciğerleri" olarak nitelendirilen ve yüzlerce yerli kabileye ev sahipliği yapan Amazonlar, yeryüzündeki hayvan ve bitki türlerinin de yüzde 10'unu barındırıyor. Amazon havzasında son 20 yılda 2 bin 200 yeni bitki ve omurgalı türünün keşfedildiği belirtiliyor.

Amazon'daki yangının gezegen üzerindeki suyun yüzde 17 ila yüzde 20'sini risk altına alabileceğini ifade ediliyor .

Amazon İşbirliği Antlaşması Örgütü (ACTO) verilerine göre, Amazon'da en az 11 bin yıldır yaşadığı tahmin edilen 34 milyon yerli halk var. Bölgede, 420 farklı kabileden oluşan Amazon yerlileri olmak üzere 86 dil ve 650 lehçe konuşuluyor.

banner317
Bölge, dünya türlerinin dörtte birine karşılık gelen, 30 bin bitki, 2 bin 500 balık, bin 500 kuş, 500 memeli, 550 sürüngen ve 2,5 milyon böcek türüyle biyolojik çeşitlilik açsından özel öneme sahip.

Yeryüzündeki ormanların üçte birine sahip olan bölgede, Amazon nehri de dünyanın tatlı su ihtiyacının yüzde 20'sini karşılıyor.

Bitki örtüsünde ve toprakta çok miktarda karbon depolayarak atmosferdeki karbon dengesinin düzenlenmesine katkı sağlayan Amazonlar küresel ısınmanın yavaşlatılmasına da yardım ediyor.

 YANGIN BOLİVYA'NIN DOĞUSUNDAKİ 500 BİN HEKTAR ORMANI KÜL ETTİ

Güney Amerika basınında çıkan haberlerde, şu ana kadar Bolivya'nın doğusunda yaklaşık 500 bin hektar orman ve otlak alanın kül olduğu belirtilirken, Brezilya'da kaç bin hektarın yangından etkilendiğine ilişkin açıklama yapılmadı.

Çevre örgütü Greenpeace, sadece Brezilya'daki Amazon ormanlarında, 1970'ten bu yana yangınlar başta olmak üzere insan kaynaklı tahribat sonucu Fransa'nın yüz ölçümünden daha büyük orman alanının yok olduğunu duyurdu.

Dünya Kaynakları Enstitüsü Küresel Orman İzleme Örgütü (WRI) 25 Nisan 2019'daki raporunda, Amazon'da 2015'ten bu yana 800 bin hektar alanın tahrip edildiğini ifade etti.

ÇEVRE ÖRGÜTLERİ BREZİLYA DEVLET BAŞKANINI SORUMLU TUTUYOR

Çevre örgütleri, Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'nun seçimlerden önce Amazon bölgesini tarım ve madencilik alanında geliştirme sözü verdiği ve yangınları söndürmede etkin mücadele etmediği gerekçesiyle suçluyor.

Çevre örgütleri, Bolsonaro hükümetinin iktidara gelmesinden bu yana yangınların yüzde 82 oranında arttığını savunuyor. 

Yangınlar sonrası Norveç ve Almanya, 2008'de Amazonların korunması için oluşturulan fona yaptığı bağışları durdurduğunu açıkladı. Norveç'in bu fona 10 yıl içinde 1,2 milyar dolar aktarmıştı.

Güney Amerika basınında çıkan haberlerde, 2016'da Amazon'daki ormanların tahrip edilmesine dikkati çeken 49 çevre aktivistinin öldürüldüğünü, bu cinayetlerin 9'unun Amazon'da gerçekleştirildiğine vurgu yapıldı. 

Uluslararası Af Örgütü de ülkedeki orman yangınlarına sivil toplum kuruluşlarının değil, yangınları ve orman tahribatını engellemeyen Bolsonaro hükümetinin sebep olduğunu açıklamıştı. 

 ÜNLÜLERDEN YANGINA DUYARSIZ KALAN MEDYAYA ELEŞTİRİ

Öte yandan dünyaca ünlü şarkıcı, oyuncu ve sporcular, bölgede devam eden yangına dikkati çekmek için kişisel sosyal medya hesaplarından paylaşımlarda bulundu.

Amerikalı oyuncu, şarkıcı Ariana Grande Butera, fotoğraf paylaşım sitesi Instagram'dan yangına ilişkin 3 fotoğraf paylaşarak, "Eğer Brezilya'da değilseniz olandan bitenden haberiniz olmuyor, dünyanın en büyük ormanı 16 gündür yanıyor ve maalesef medyanın umurunda değil." ifadesini kullandı. 

ABD'li oyuncu, model Demi Lovato, Amazon yangınlarına karşı medyanın ilgisizliğine dikkati çekerek, "3 haftadır yanıyorum ve medyanın ilgisizliği yüzünden yeni duyuluyor. Bu dünyadaki en önemli ekosistemdir, farkındalığı artıralım." paylaşımında bulundu.

Amerikalı oyuncu Jaden Christopher Syre Smith, dünyanın en büyük ormanlarının yanmasının korkunç olduğunu belirtti.

Ünlü Amerikalı oyuncu ve yapımcı Leonardo Wilhelm DiCaprio, medyayı eleştirerek, "Dünyadaki oksijenin yüzde 20'sini üreten ve dünyanın akciğerleri Amazon'un 16 gün boyunca yanıyor olmasının yayınlamayan medyanın olmadığını düşünmek çok korkutucu." değerlendirmesinde bulundu.

Kolombiyalı Grammy ödüllü şarkıcı J Balvin, Amazon ormanlarının yanmasına duyarsız kalanlara karşı herkesi sorumlu davranmaya davet etti.

Dünyaca ünlü Porto Rikolu şarkıcı Ricky Martin, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, uluslararası medyaya tepki göstererek, şu ifadeleri kullandı:

"Notre Dame Katedrali yanarken dünya medyası onun her anını yayımladı ve milyarderler katedrali restore etmek için seferber oldu. Şimdi gezegenimizin akciğerleri Amazonlar yanıyor, 3 haftadır yanıyor ancak ne medya yayımlıyor ne de milyarderler meydanda. Amazonlar için dua edin."

Barselona'nın Uruguaylı ünlü futbolcusu Luis Suarez, dünyanın ciğerlerinin yandığını anımsatarak, bununla savaşmak için herkesi ortak mücadeleye çağırdı. 

Lübnan asıllı Kolombiyalı şarkıcı Shakira, "Benim canım Brezilya'm. Soluduğumuz havanın yüzde 20'sini üreten amazonun yok olmasını durdurmalı ve buna karşı sesimizi çıkarmalıyız." paylaşımında bulundu.

Juventus'un Portekizli yıldızı Cristiano Ronaldo da Instagram hesabındaki paylaşımında, "Dünya oksijeninin yüzde 20'sinden fazlasını üreten amazon ormanları 3 haftadır yanıyor. Gezegenimizi kurtarmaya çalışmak sorumluluğumuzdur." ifadesini kullandı. 

“CEP TELEFONLARI BİLİNENDEN ÜÇ KAT FAZLA RADYASYON YAYIYOR"

 YAPILAN BİR ARAŞTIRMADA, CEP TELEFONLARIN YAYDIĞI RADYASYON MİKTARININ ULUSLARARASI KURULUŞLARIN BELİRLEDİĞİ VE ŞİRKETLERİN BELİRTTİĞİ MİKTARDAN ORTALAMA ÜÇ KAT FAZLA OLDUĞU BELİRLENDİ

ARAŞTIRMA KAPSAMINDA İPHONE, SAMSUNG VE MOTOROLA'NIN ÇEŞİTLİ MODELLERİ KALİFORNİYA'DA BULUNAN VE FEDERAL İLETİŞİM KOMİSYONU'NUN AKREDİTESİNE SAHİP LABORATUVARDA TEST EDİLDİ

BAĞCILAR MEDİPOL MEGA ÜNİVERSİTE HASTANESİ RADYASYON ONKOLOJİSİ UZMANI DOKTOR ÖĞRETİM ÜYESİ ÖMER YAZICI:  "CEP TELEFONLARI DÜŞÜK FREKANSLI RADYASYON YAYIYOR FAKAT VÜCUDA YAKIN MESAFEDE TUTULDUĞUNDA RADYASYONA MARUZİYET ARTIYOR"

 "TEDBİRLİ OLMAK İÇİN CEP TELEFONLARI OLABİLDİĞİNDE VÜCUTTAN UZAK MESAFEDE BULUNMALI VE ÖZELLİKLE UYKU SIRASINDA VÜCUTTAN UZAK TUTULMALI. PANTOLON VE GÖMLEK CEPLERİNDE TAŞINMAMALI. CEP TELEFONLARIYLA KISA GÖRÜŞMELER YAPILMALI"

Yapılan bir araştırmada, cep telefonların yaydığı radyasyon miktarının uluslararası kuruluşların belirlediği ve şirketlerin belirttiği miktardan ortalama üç kat fazla olduğu tespit edildi.

AA muhabirinin Amerikan gazetesi Chicago Tribune'nin 3G ve 4G bağlantıya sahip çeşitli telefon modelleri üzerinde yaptığı araştırmadan derlediği bilgilere göre, cep telefonlarının Federal İletişim Komisyonu (FCC) tarafından belirlenen üst sınırdan daha fazla radyasyon yaydığı ve bu değerlerin şirketlerin açıkladığı miktarların çok üzerinde olduğu belirlendi.

Yetkili uluslararası kuruluşlar tarafından belirlenen kılavuza göre, cep telefonlarının en fazla ABD'de 1.6W/kg, Avrupa bölgesinde ise 2W/kg radyasyon miktarına sahip olması zorunluluğu bulunuyor. Telefon üreticileri bu radyasyon değerlerini dikkate alarak üretimlerini gerçekleştiriyor ve telefonların yaydığı radyasyon miktarını kullanıcılara teknik özellikler kısmında açıklıyor.

FCC'ye göre belirlenen limitten fazla radyasyon yayan cihazlar insan sağlığını olumsuz şekilde etkiliyor. FCC ayrıca, piyasaya sürülen herhangi bir telefonun maksimum değerleri aşamayacağını ileri sürse de Chicago Tribune'nin araştırmasına göre araştırmaya konu olan iPhone, Samsung ve Motorola'nın çeşitli modelleri belirlenen üst sınırın çok üzerinde radyasyon yayıyor.

Araştırma kapsamında iPhone'un 7, 8, 8 Plus, X; Samsung'un Galaxy S8, S9, J3; Motorola'nın e5, e5 Play, g6 Play modelleri Kaliforniya'da bulunan ve FCC akreditesine sahip laboratuvarda test edildi. Yapılan testin sonuçlarına göre, cep telefonların yaydığı radyasyon miktarı uluslararası kuruluşların belirlediği miktardan ortalama üç kat daha fazla.

 5G'NİN YAYGINLAŞMASIYLA RADYASYON LİMİTLERİ DEĞİŞEBİLİR

Testte, cep telefonlarının "simülasyon vücuda" farklı uzaklıklardan ne kadar radyasyon yaydığı belirlendi. Araştırmanın sonucuna göre iPhone 7, FCC tarafından belirlenen üst limitin 4 katı fazla radyasyon yayma miktarına sahip olurken, Samsung marka telefonlar da benzer değerlerde radyasyon yayıyor. Samsung'un Galaxy S8 modeli, 8.22W/kg değeriyle FCC'nin belirlediği üst limitin 5 katı fazla radyasyon yayıyor.

Uzmanlar, araştırmanın "en kötü senaryo" baz alınarak yapıldığını ve elde edilen radyasyon miktarlarının günlük kullanımda nadir durumlarda ortaya çıkabileceğini savunuyor. Bazı kaynaklarda da, FCC'nin yapılan testi geniş kapsamlı olarak değerlendirmediği, gelecek aylarda telefon üreticilerinin yanı sıra kendi testlerini de yapacağı belirtildi.

Uzmanlar ayrıca, FCC'nin ve konuyla ilgili diğer uluslararası kuruluşların, 5G teknolojisinin yaygınlaşmasıyla birlikte cep telefonlarının sahip olması gereken radyasyon miktarlarında değişim yapmasını öngörüyor.

5G teknolojisiyle ve teknolojik cihazların sayısının artmasıyla birlikte gelecekte alınan radyasyon miktarının artması ve bu durumun insan sağlığına olan etkilerinden dolayı toplumun öncelikli konuları arasında yer alması bekleniyor.

"PANTOLON VE GÖMLEK CEPLERİNDE TAŞINMAMALI"

Bağcılar Medipol Mega Üniversite Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Doktor Öğretim Üyesi Ömer Yazıcı, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, cep telefonlarının düşük frekanslı radyasyon yaydığını fakat vücuda yakın mesafede tutulduğunda radyasyona maruziyetin arttığını söyledi.

Cep telefonlarının özellikle beyin kanser riskini artırıp artırmadığına dair birçok çalışma yayınlandığına dikkati çeken Yazıcı, bu çalışmaların bir kısmının cep telefonu kullanımını kanserle ilişkilendirdiğini fakat büyük kısmının böyle bir ilişki tespit edemediğini dile getirdi.

Yazıcı, cep telefonu kullanımı ve kanser arasındaki ilişkiye dair kuvvetli kanıtlar olmasa da tedbirli olmak gerektiğini belirterek, şu önerilerde bulundu:

"Cep telefonları olabildiğinde vücuttan uzak mesafede bulunmalı ve özellikle uyku sırasında vücuttan uzak tutulmalı. Pantolon ve gömlek ceplerinde taşınmamalı. Cep telefonlarıyla kısa görüşmeler yapılmalı, eğer uzun konuşmalar yapılacaksa uzaktan görüşme yapmayı sağlayan 'handsfree' aygıtlar kullanılmalı."

FRANSA'DA G7 ZİRVESİ DEVAM EDİYOR

LİDERLER, ZİRVENİN İKİNCİ GÜNÜNDE ULUSLARARASI GÜVENLİK VE EKONOMİ KONULU OTURUMA KATILDI

ABD, Almanya, İngiltere, Japonya, Fransa, Kanada ve İtalya'nın yer aldığı G7 Zirvesi devam ediyor.

G7 Zirvesi'nin ikinci gününde ev sahibi Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD Başkanı Donald Trump, Almanya Başbakanı Angela Merkel, İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Kanada Başbakanı Justin Trudeau, Japonya Başbakanı Abe Şinzo, İtalya Başbakanı Giuseppe Conte ve Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Donald Tusk uluslararası güvenlik ve ekonomi konulu oturuma katıldı. 

Suriye, İran, Brexit, Libya ve Amazon'daki orman yangınları da zirvede görüşülecek konuların arasında yer alıyor.

Bu arada, Fransız basınının diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberlere göre, G7 ülkeleri İran'a nükleer anlaşma konusunda mesaj iletmesi için Macron'a görev verdi.

Zirveye bugün Macron'un daveti üzerine Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) Genel Sekreteri Angel Gurria, Dünya Bankası Başkanı David Malpass, Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkan Yardımcısı David Lipton, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Genel Direktörü Guy Ryder, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Genel Direktörü Ricardo Azevedo, Afrika Kalkınma Bankası Başkanı Akinwumi Adesina ve Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Musa Faki Muhammed'in yanı sıra Ruanda, Mısır, Hindistan, Senegal, Burkina Faso, Güney Afrika, Şili, İspanya, Avustralya ve Güney Afrika'dan liderlerin de katılması bekleniyor. 

Ayrıca, liderler zirve kapsamında ikili görüşmeler gerçekleştirecek.

Bugün eşitsizlikle mücadele ve G7'nin Afrika ile ortaklığı konularında iki ayrı oturumun daha yapılacağı zirvenin ikinci günü aile fotoğrafı ve ev sahibi Macron’un vereceği akşam yemeğiyle sona erecek.

GÖSTERİLER

Bu arada, G7 karşıtı grupların Biarritz çevresinde düzenlediği gösteriler bugün de devam ediyor. Eylemciler, Bayonne'da toplanmaya başladı. Yetkililer, bugünkü eylemlerde şiddet olaylarının çıkmasından endişe ediyor. 

Protestocular dün Biarritz yakınlarındaki Hendaye ve Bayonne kentlerinde eylem yapmış, Bayonne’da polis ile göstericiler arasında gerginlik yaşanmıştı. Önceki gün ise Urrugne'de yolda blokaj eylemi yapıldığı sırada protestocularla polis arasında çıkan olaylarda 17 kişi gözaltına alınmış ve 4 polis hafif yaralanmıştı.

Dün akşam Macron'un G7 ülkelerinin liderlerine verdiği yemekle başlayan zirve yarın sona erecek.

Özellikle terör saldırısı ihtimaline karşı zirve boyunca 13 bin 200 polis ve jandarmanın yanı sıra 450 itfaiye eri görev yapıyor.

TRUMP İLE JOHNSON FRANSA'DA GÖRÜŞTÜ

ABD BAŞKANI DONALD TRUMP:  "İNGİLTERE İLE ŞİMDİYE KADAR OLDUĞUNDAN BÜYÜK, ÇOK BÜYÜK BİR TİCARET ANLAŞMASI YAPACAĞIZ"

 "BİR NOKTADA ARTIK ÖNLERİNDE ENGEL OLMAYACAK, AYAK BİLEKLERİNDEKİ ÇIPA OLMAYACAK ÇÜNKÜ ŞU ANDA BU (ÇIPALARI) VAR"

 İNGİLTERE BAŞBAKANI BORİS JOHNSON:  "(ABD PAZARI) BU FIRSATLARI KULLANMAK NİYETİNDEYİZ ANCAK ABD'Lİ DOSTLARIMIZIN TAVİZ VERMESİ GEREKİYOR ÇÜNKÜ ŞU ANDA ÇOK FAZLA KISITLAMA VAR"

ABD Başkanı Donald Trump "İngiltere ayak bileklerindeki çıpadan kurtulduğunda bu ülke ile çok büyük bir ticaret anlaşması yapacaklarını" söyledi.

Trump, Fransa’nın Biarritz kentinde G7 toplantısı kapsamında İngiltere Başbakanı Boris Johnson ile kahvaltıda bir araya geldi.

Görüşmenin ardından basına açıklamalarda bulunan Trump, "İngiltere ile şimdiye kadar olduğundan büyük, çok büyük bir ticaret anlaşması yapacağız." dedi.

Anlaşma için İngiltere’nin Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılacağı zamana işaret eden Trump, "Bir noktada artık önlerinde engel olmayacak, ayak bileklerindeki çıpa olmayacak çünkü şu anda bu (çıpaları) var." ifadelerini kullandı.

 "ABD'NİN TAVİZ VERMESİ GEREKİYOR"

İngiliz kamu yayın kuruluşu BBC’nin haberine göre, Boris Johnson da Trump ile görüşme öncesinde açıklamalarda bulundu. 

Habere göre İngiltere için “Amerikan pazarında büyük fırsatlar” olduğunu belirten Johnson, "Bu fırsatları kullanmak niyetindeyiz ancak ABD’li dostlarımızın taviz vermesi ve yaklaşımlarını açması gerekiyor çünkü şu anda çok fazla kısıtlama var." diye konuştu.

Brexit’in ardından ABD ile yapılacak bir ticaret anlaşmasının iki ülke arasındaki ticareti 5 katına kadar artırabileceğini savunan Johnson, bunun nasıl gerçekleşeceğiyle ilgili ise ayrıntı vermedi.

Theresa May'den görevi geçen ay devralan Johnson ile Trump son bir ayda haftada en az bir kez telefonda görüşmüştü ancak G7'deki buluşma Johnson'ın başbakan olarak Trump'la yüz yüze ilk görüşmesi oldu.

Trump, Johnson'ın katı Brexitçi tutumuna desteğini kamuoyu önünde sık sık yineliyor.

İSRAİL GÜÇLERİ BATI ŞERİA'DA 8 FİLİSTİNLİYİ GÖZALTINA ALDI

İşgal altındaki Batı Şeria'da gece baskınlarını sürdüren İsrail güçleri, 8 Filistinliyi gözaltına aldı.

İsrail ordusundan yapılan yazılı açıklamada, Batı Şeria'nın çeşitli bölgelerine gece düzenlenen baskınlarda "terör eylemlerine karıştıkları" iddiasıyla 8 Filistinlinin gözaltına alındığı belirtildi.

Açıklamada, söz konusu Filistinlilerin bölgedeki gözaltı merkezine sevk edildiği aktarıldı.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te sık sık evlere baskın düzenleyen İsrail güçleri, çeşitli iddialarla Filistinlileri gözaltına alıyor.

Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te sıradan hale gelen gözaltılar sonrası aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu Filistinlilerden bazıları günlerce gözaltı merkezlerinde tutuluyor.

Filistin resmi kaynaklarına göre, İsrail hapishanelerinde 500'e yakını idari tutuklu, 220'si çocuk olmak üzere 5 binden fazla Filistinli bulunuyor.

İsrail, "idari tutukluluk" adını verdiği uygulamayla Filistinlileri istihbarata dayalı olarak 1 ila 6 ay alıkoyabiliyor. Tutuklunun, "İsrail'in güvenliği için tehlike teşkil ettiğine" karar verilmesi halinde askeri hakim, suç isnadında bile bulunmadan tutukluluk süresini 5 yıla kadar uzatabiliyor. 

HONG KONG'DA PROTESTOLAR SÜRÜYOR

Çin'in Hong Kong Özel İdari Bölgesi'nde suçluların Çin'e iadesi tasarısına karşı düzenlenen protestolar hız kesmiyor. 

Hong Kong'un Kwai Fong bölgesinde internet üzerinden organize olan binlerce protestocu Tsuen Wan Parkı'na doğru yürüyüşe geçti. 

Yerel saatle 15.00'te başlayan yürüyüşte "Bağımsız Hong Kong, Haydi Hong Kong" sloganları eşliğinde sağanak yağışa rağmen sürdü. 

Göstericiler dün polise taş, molotof kokteyli ile saldırırken, polisin göz yaşartıcı gaz ve biber gazıyla müdahalesiyle karşılaşmıştı. 

Bugün de çift şeritli yolların ortasında demir bariyerleri söken göstericiler, protesto güzergahının yakınındaki yollara barikat kurarken, Noel Baba kıyafeti giymiş ve kendini Kanadalı olarak tanıtan biri göstericilere destek sloganları attı. 

"Kanadalı Noel Baba" protestolar için "Bu Hong Kong'un meselesi değil, dünyanın meselesidir." ifadelerini kullandı.

Göstericilerden AA muhabirine açıklama yapan Billy adlı bir üniversite öğrencisi ise polisin "barışçıl gösterilere dahi müdahale ettiğini" savunarak bariyerleri kendilerini korumak için kurduklarını dile getirdi.

Diğer bir kolej öğrencisi Alex Chan de protestoları "geleceklerini korumak için" yaptıklarını dile getirdi.

 TOMA MÜDAHALESİ OLABİLİR

Ayrıca Hong Kong polisinden yapılan açıklamada, göstericilerin önceden belirlenen güzergahlarından ayrıldığı ve barikatlar kurduğu kaydedildi. 

Polis yasa dışı eylemcilerin dağılmaması durumunda dağıtma operasyonunun yapılacağı yönünde uyarıda bulundu.

Hong Kong basınında polisin yağışlı havada gaz ile müdahalenin etkili olmayacağı gerekçesiyle TOMA ile müdahalede bulunabileceğine dikkat çekiliyor.

Gösterinin olduğu bölgede metro durakları kapatıldı. İş yerleri çalışmaya ara verdi.

 ÇİN'E İADE TASARISI

Hong Kong'da hüküm giyen veya hakkında suçlama bulunan kişilerin Çin'e, Makao Özel İdare Bölgesi'ne ve Tayvan'a iadesini kolaylaştıran yasa tasarısı 3 Nisan'da parlamentoya sunulmuştu.

Tasarı politik suçları kapsam dışında tutuyor ancak 7,4 milyon nüfuslu Hong Kong'da halkın büyük bölümü, insanların Çin'in yargı sistemi altında keyfi gözaltılara, adil olmayan yargı süreçlerine ve hatta işkenceye maruz kalacağı kaygısını taşıyor.

Muhalifler yasanın çıkması halinde bunun Çin'in Hong Kong'daki siyasi muhalifleri hedef almasıyla sonuçlanacağından endişe ediyor.

 TASARI ASKIYA ALINMIŞTI

Hong Kong Baş Yöneticisi Carrie Lam, 15 Haziran'da düzenlediği basın toplantısında, tasarının toplumda çok büyük fikir ayrılıklarına yol açtığını, bu nedenle askıya alındığını açıklamıştı.

Protestolara yol açan yasal düzenleme süreciyle ilgili özür dileyen Lam, tasarının bu yasama döneminde gündeme gelmeyeceğini belirtmişti.

Gösterilerine devam eden protestocuların liderleri ise yasa tasarısı resmi olarak iptal edilene kadar eylemlerini sürdüreceklerini ifade etmişti.

HIRVATİSTAN'DA DÜZENSİZ GÖÇMENLERİ TAŞIYAN MİNİBÜS NEHRE UÇTU: 1 ÖLÜ

Hırvatistan'da düzensiz göçmenleri taşıyan bir minibüsün ülkenin orta kesimindeki Slatina Pokupska'da nehre uçması sonucu 1 kadın göçmen hayatını kaybetti.

Sisak-Moslavina Bölge Polisinden yapılan yazılı açıklamada, düzensiz göçleri önlemek amacıyla yapılan kontrolde, Almanya plakalı bir minibüsün polisin "dur" ihtarına uymayarak kaçtığı belirtilirken, hızlanan aracın Kupa Nehri'ne uçtuğu aktarıldı. 

Slatina Pokupska mevkiinde meydana gelen olayda minibüsün sürücüsünün kontrol noktasında durmadığı ve hızını artırdığı bildirildi. Nehre uçmadan önce araçtan atlayan sürücünün olay yerinden kaçtığı da kaydedildi.

Nehirde batmaya başlayan minibüsteki göçmenleri kurtarmak için polisin anında müdahale ettiği aktarılan açıklamada, araçtan 11 göçmen çıkarıldığı, ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen bir kadın göçmenin olay yerinde yaşamını yitirdiği belirtildi.

Açıklamada ayrıca, mayınlı olma riski bulunan bölgeye doğru kaçan sürücünün yakalanması için arama çalışmalarının sürdüğü kaydedildi.

BORİS JOHNSON'DAN BREXİT ANLAŞMASI İÇİN "İYİMSER" MESAJ

İNGİLTERE BAŞBAKANI BORİS JOHNSON: "(BREXİT) BENCE ŞU ANDA BİR ANLAŞMAYA VARMAK İÇİN MAKUL BİR ŞANS BULUNUYOR"

 "SON BİRKAÇ GÜNDE İNGİLTERE’NİN NEYİ YAPABİLECEĞİ, NEYİ YAPAMAYACAĞI KONUSUNDA MESAJLARIMIZI ULAŞTIRMAKTA EPEY BAŞARILI OLDUK"

İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Avrupa Birliği’nden (AB) bir anlaşmayla ayrılma (Brexit) ihtimalinin güçlendiğini söyledi.

G7 Zirvesi için bulunduğu Fransa’nın Biarritz kentinde İngiliz Sky News televizyonuna konuşan Johnson, Brexit süreciyle ilgili olarak "Bence şu anda bir anlaşmaya varmak için makul bir şans bulunuyor." dedi.

"Brexit’in anlaşmalı mı anlaşmasız mı olacağı bütünüyle AB’deki, bazıları burada da olan dostlarımıza bağlı." ifadesini kullanan Johnson, "son birkaç günde İngiltere’nin neyi yapabileceği, neyi yapamayacağı konusunda mesajlarını ulaştırmakta epey başarılı olduklarını" vurguladı.

Anlaşma şansının güçlendiğini ancak dostlarının eski anlaşmanın öldüğü konusunda son derece gerçekçi olması gerektiğini söyleyen Johnson, "Parlamentonun 3 kez reddettiği metin şimdi de geçirilemez." şeklinde konuştu.

Bununla birlikte anlaşmalı Brexit için İngiltere’nin anlaşmasız bir Brexit’e hazır olduğunu göstermesi gerektiğini savunan Johnson, anlaşmasız Brexit halinde de ülkesinin AB’ye 39 milyar sterlinlik “ayrılık ücretini” ödemek zorunda olmayacağını hatırlattı.

Johnson G7 Zirvesi öncesinde gerçekleştirdiği ziyaretlerde Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron ve Almanya Başbakanı Angela Merkel ile görüşmüştü. 

Johnson, görüşmelerinde, İngiltere’nin AB ile daha önce varılan anlaşmadaki “tedbir maddesi”nin çıkarılması talebini muhataplarına iletmişti.

 "ANLAŞMASIZ AYRILIK" POLEMİĞİ

Johnson’ın bugün AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ile bir araya gelmesi öngörülüyor. 

Tusk, dün Biarritz’de düzenlediği basın toplantısında "Anlaşmasız ayrılık AB için kabul edilemez. İş birliğine açık olmadığımız tek konu anlaşmasız ayrılık. Hala umuyorum ki Johnson, tarihe 'Bay Anlaşmasız' olarak geçmeyi istemiyordur." ifadelerini kullanmıştı.

Johnson da dün yaptığı açıklamada, AB Konseyi Başkanına "AB’deki dostlarımıza eğer anlaşmasız Brexit istemiyorlarsa anlaşmadaki 'tedbir maddesi'nden kurtulmamız gerektiğini söyledim. Eğer Donald Tusk, tarihe ‘Bay Anlaşmasız Brexit’ olarak geçmek istemiyorsa umarım bu hususu aklında tutar." sözleriyle yanıt vermişti.

 BREXİT SÜRECİ

Johnson, 31 Ekim'de anlaşma olsun veya olmasın, İngiltere'yi AB'den ayırmaktaki kararlılığını sık sık yineliyor.

Theresa May'in AB ile vardığı Brexit anlaşması, parlamentoda 3 kez reddedilmişti.

Reddedilen anlaşma, İngiltere ile AB arasında Brexit sonrasında iki yıllık geçiş süreci öngörüyordu. Bu sürede İngiltere'nin parçası Kuzey İrlanda ile AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti arasındaki sınıra ilişkin çözüm bulunamaması halinde "tedbir maddesi" yürürlüğe girecekti.


Madde, İngiltere'nin soruna çözüm getiren yeni bir düzenleme üzerinde anlaşılana kadar Gümrük Birliği içinde kalmasını öngörüyordu. İngiltere'nin bu maddeyi tek yanlı olarak terk etme kapısı da kapalı tutuluyordu.


Anlaşmanın parlamentoda reddedilmesinde en önemli unsuru "tedbir maddesi" oluşturmuştu. Aralarında Johnson'ın da yer aldığı anlaşmanın muhalifleri, bu maddenin İngiltere'yi süresiz biçimde AB'ye tabi bir ülke haline getireceğini iddia etmişti. 


İngiliz parlamentosu, 29 Mart'ta gerçekleşmesi gereken anlaşmasız Brexit'i yasa çıkartarak engellemiş, hükümet, AB'nin de onayıyla Brexit'i 31 Ekim'e ertelemişti.


İngiltere, 2016'daki referandumda yüzde 48'e karşı yüzde 52 oyla AB'den ayrılma kararı almıştı.

GÜNEY KORE'DEN İHTİLAFLI ADALARDA SAVUNMA TATBİKATI

 JAPONYA, TATBİKATI PROTESTO ETTİ

Güney Kore ordusunun, Doğu Denizi'nde (Japon Denizi) ihtilaflı adalarda 2 günlük tatbikat başlattığı bildirildi.

Yonhap'ın haberine göre, ordudan yapılan açıklamaya göre donanma, hava ve kara kuvvetleri, söz konusu adalarda 2 gün sürecek askeri tatbikata başladı.

Devlet Başkanlığı Sözcüsü Ko Min-jung,  tatbikatın ülkenin bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü korumak için yapıldığını söyledi.

Tatbikatın, rutin olduğunu kaydeden Ko, basından olaya "siyasi" anlam yüklememesini talep etti.

JAPONYA'DAN PROTESTO

Kyodo'nun haberine göre Japonya, söz konusu adalarda tatbikat düzenlemesini protesto etti.

Seul'e protesto notası çeken Tokyo yönetimi, adalarını "kendi toprak parçası" saydığını belirterek, derin bir esefle karşıladığı tatbikatın bir an önce sonlandırılmasını istedi.

Güney Kore'nin "Dokdo", Japonların ise "Takeşima" olarak adlandırdıkları takımadalar, uzun zamandır iki ülke arasında egemenlik tartışmalarına konu oluyor.

Japonya, Güney Kore'nin kontrolündeki ada grubunda 11 yıldır hak iddia ediyor.

Son Güncelleme: 25.08.2019 19:01
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner253

banner211

banner324

banner226

banner301

banner290

banner320

banner304

banner223

banner184