Dokuz milletvekilinin dönemin iktidar partisinde, Dokuzların ifadesi ile “demokratik kurallar içinde partiyi yeniden yapılandırmak, kabuk değiştirmek ve silkinmiş yepyeni bir imaj taşıyan bir parti yaratmak” amacıyla başlattığı hareket, TEK ADAM’ın gazabına uğramış ve dokuz milletvekilinin partiden ihraç edilmesiyle sonuçlanmıştı.


 

Dokuz milletvekili partilerinden kovulmalarına rağmen siyasi mücadeleye devam etmiş, bu mücadelede, önce Demokrat Part’nin kurulmasına önderlik ederek, sonra da milletvekilliğinden istifa ederek Cumhuriyet Meclisinin üçte ikisini konrol eden iktidar partisini erken seçime mecbur bırakmış ve seçimlerde onunla aynı oyu alarak yedi buçuk yıllık kesintisiz iktidara son vermişti.


 

Dokuzların, kuruluşunda öncü rölü oynadığı Demokrat Parti, girdiği ilk seçimlerde iktidar sorumluluğuna ortak olduğu. Bu dönemde, Dokuzların eski partilerinin Genel Başkanına verdikleri muhtırada dile getirdikleri sorunlara cözüm bulmak için, muhtırada önerdiklerinin gerçekleşmesi için ne kadar başarılı oldukları bence bir araştırma konusu olmalı. Başarıları ne olursa olsun DOKUZLAR HAREKETİ başka bir örneği olmayan onurlu bir siyasi isyan hareketi olarak siyasi tarihte yer almıştır.


 

Demokrat Parti’nin bir dönem iktidar sorumluluğunu birlikte paylaştığı günümüzün ana muhalefet partisinin ikinci Başbakanı, % 45 oyun herşeye muktedir olduğu yanılgısı ile, kendi iktidar ortağını da yaratma gayretine girmişti. Dönemin Başbakanı oynadığı bu oyunu haklı çıkarmak için seçmenine ihanet ederek, partisinden istifa eden milletvekillerinin haklılığını ve gerekçelerini izah etme görevini üstlenmiş ve Demokrat Parti’yi kuranların da partilerinden istifa ettiklerini söyleme gafletinde bulunmuştu.


 

Siyasi tarihimize bir ihanet ve istismar hareketi olarak geçen ÖP siyasi çetesi ile onurlu bir siyasi isyan hareketi olan Dokuzlar Hareketini mukayese etmeye veya onunla örneklemeye kalkışmak, Dokuzlara hakaret girişimidir. Kabul edilemez. ÖP siyasi çetesi, son yapılan genel seçimlerde barajı geçti diye siyaseten aklandığını iddia edenler var. Hükümetin imkanlarını ve Anavatandaki kimi çevreleri istismar ederek alınan oylar, ÖP siyasi çetesini aklamaz.



İlk fırsatta iktidar partisinin kucağına atlamayıp, hükümet dışında iken seçime katılıp barajı geçselerdi, belki o zaman siyasi rüştlerini isbat etmiş olurlardı.



 

Gelelim son iki yıldır ülke gündemine damgasını vuran iktidar partisindeki Kurultay sürecine. Sayıları sürekli değişen (bazen altı, bazen sekiz, dokuz veya on) iktidar partisi milletvekili, Başbakan’ın icraatlarını eleştirmekte ve kimi zaman Meclis oturumlarına katılmayarak, nisap sağlanmasında zorluk çıkarmaktadırlar. Bu hereketi de Dokuzlar Hareketi ile mukayese etmeye kalkışanlar var.



 

İktidar partisinin içindeki huzursuz (bana göre isyancı tabirini hak etmiyorlar) milletvekilleri niçin Başbakan’a tavır alıyorlar? Bu milletvekillerinin tek ortak özelliği var. Bir kısmı Bakanlık yaptı ve bir kısmı da Bakanlık bekleyip de olamadı. Kısaca bu milletvekilleri “ben niçin bakan değilim” diyenlerdir.



 

Parti içinde yaptıkları en önemli eleştiri ise, yaşanan Kurultay rekabetinde bu milletvekilleri ile birlikte hareket eden delege ve partililerin iktidar nimetlerinden yeterince faydalandırılmamasıdır. Onlar bunu “parti içinde ayırımcılık” olarak nitelendiriyorlar. Sizin anlayacağınız bu huzursuz milletvekilleri “vatandaşlar arasında partili ve partili olmayan ayırımcılığına” karşı değiller ama “parti içinde” bunun yapılmasına karşıdırlar.



 

İktidar partisinde yaşanan Kurultay süreci ile ilgili diğer bir iddia, partinin eski Genel Başkanı ve Onursal Başkanı olan Cumhurbaşkanı’nın parti içindeki hegomonyasının yıkılması için mücadele edildiğidir. Bu iddiayı ileri sürenler bugünkü parti Genel Başkanı ve Başbakan yanlılarıdır. İrsen KÜÇÜK, yandaşlarına göre TEK ADAMA karşı mücadele etmektedir.


 

Bugün TEK ADAMA karşı mücadele edenler hangi yöntemleri kullanmaktadır. Sadece birkaç örnek vereceğim. “Kurultay istihdamları”, “Milletvekili ve Belediye Meclis Üyesi transferleri”, “yandaşlara krediler ve ihaleler” ve muhalefetin “müdahale” olarak algıladığı Türkiye’den gelen heyetler ve Türkiye ziyaretleri. Bu yöntemler size tanıdık geliyor mu? Gelmiyorsa hatırlatayım. Bunlar TEK ADAM’ın yöntemleri.


 

Sayın Başbakan’ın mücadelesi sizce TEK ADAMA karşı verilen bir mücadele mi? Yoksa Cumhurbaşkanı olmak için verilen bir mücadele mi? Sizin takdirinize bırakıyorum.


 

Dokuzlar Hareketinin verdiği mücadeleyi; ne ÖP siyasi çetesi, ne de iktidar partisindeki huzursuz milletvekilleri veya bugün TEK ADAMA karşı mücadele ettiğini söyleyenler gerçekleştirebildi. Gerçekleştirmeleri de mümkün değildir. Bunlar sadece kişisel ikballeri için siyaset yaparken, DOKUZLAR HAREKETİ yurttaşlar için daha iyi bir hayat gerçekleştirmeyi hedef almıştı. Bunlar bir müddet sonra hatırlanmayacak bile, oysa DOKUZLAR Siyasi Tarihimizdeki onur sayfalarından biri olmayı çoktan hak etti.



 

Demokrat Parti en yüksek oy oranını, DOKUZLAR HAREKETİ’nin estirdiği rüzgarla, insanımıza partizanlıktan uzak, ekmeğin vatandaşa karşı silah olarak kullanılmadığı, herkesin hak ettiği için işe alındığı ve terfi ettiği bir kamu yönetimi, devlet kapısına gelen vatandaşın eşit ve adil muamele gördüğü, devletin değil girişimcinin iş verdiği ve herkesin hakkı oranında ulusal gelirden pay aldığı bir düzen vaat ettiği için, TEK ADAMA karşı başarılı oldu.



 

Yapılacak ilk genel seçimlerde Demokrat Parti aynı başarıyı tekrarlamak istiyorsa takip edeceği siyasetin, yolun ve yöntemlerin örnekleri Partinin köklerindedir. Demokrat Parti başka partilerin kullandığı yöntemleri taklit ederek başarıya ulaşamaz. Farkını seçmene kanıtlayarak başarıyı yakalayabilir ve iktidara gelebilir.