Demokratların Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık seçimini kazanmaları sonucunda Ankara-Washington ilişkileri yeni bir döneme girmekte.

Ve Demokrat Joe Biden’ın Amerika Birleşik Devletleri’nin yeni başkanı olması ile başlayacak yeni döneminde Türk-Amerikan ilişkileri açısından dikensiz gül bahçesi olmayacağı şimdiden belli.

1973-2009 yılları arasında aralıksız olarak Senato’da yer almayı başaran 78 yaşındaki Joe Biden, Türkiye’ye yabancı biri değil.

Türk-Amerikan ilişkilerinde daha az sorunsuz zamanların Cumhuriyetçilerin iktidara geldiği dönemlere denk gelmesi tarih ve kaderin bir cilvesi midir bilinmez ancak Demokrat’ların Türkiye ve İslam dünyası ile ilişkilerine ise gelişmişlik-azgelişmişlik hiyerarşisi ile daha üstten bir bakışın etkili olduğu ve yön verdiği ise bir gerçek.

Joe Biden, Başkan Yardımcılığı yaptığı dönemde Türkiye’ye dört kez ziyarette bulunması ve çantasından taşıdığı konular aslında buzdağının sadece görünen kısmı.

İlk kez 2011’de Türkiye’ye gelen Biden, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le yaptığı görüşmelerde masada Arap Baharı vardı.

2014 yılında Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçildikten birkaç ay sonra Kasım ayında Türkiye’ye ikinci ziyaretini gerçekleştiren Joe Bide’ın çantasındaki ana gündem maddesi, bölgedeki IŞİD tehdidi ve ABD’nin başlattığı hava operasyonları oldu.

2016 yılında Türkiye IŞİD’le mücadele koalisyonuna dahil olurken, üslerinin ABD tarafından kullanılmasına izin vermesinin ardından Joe Biden üçüncü kez Türkiye’yi ziyaret etti.

Joe Biden’ın son ziyareti FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişiminden sonra 2016 yılının Ağustos ayında gerçekleşti.

Joe Biden o dönemki ziyaret gerekçesini, “Darbe girişimine gerektiği gibi tepki veremediğimiz için şahsen Türkiye’ye geldim” sözleriyle anlatmıştı.

Joe Biden, Başkan Yardımcısı olduğu dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle Türkiye’nin tepkisi ile iki kez geri adım da atmak zorunda kalarak özür dilemişti.

Türkiye’nin de dahil olduğu Orta Doğu’daki müttefiklerinin Esad’ı devirmek için para ve silah yardımı yaptığını iddia eden Biden, Türkiye’nin sert tepki göstermesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayarak özür dilediğinde takvim yaprakları 2014’ü göstermekteydi.

FETÖ darbe girişimi sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yüz yüze görüşen Biden, “Amerikan halkı sizin yanınızda. Obama, Erdoğan’ı arayan ilk isimlerden biriydi. Ancak yine de özür dilemek istiyorum. Keşke daha erken buraya gelebilseydim” ifadelerini kullanması arşivlerde yerini korumakta.

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) 46ncı başkanı seçilen Joe Biden, Mayıs 2014’te Başkan Yardımcısı olarak Kıbrıs’ı da ziyaret ederek KKTC’nin 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile makamında görüşmüştü.

Biden’ın adaya gelişinde yaptığı açıklamada çantasında bir çözüm paketiyle gelmediğini, anlaşmayı Kıbrıs’taki tarafların bulacağını söylemiş ancak Amerika Birleşik Devletlerinin çözüme yardıma hazır olduğunu da ifade ederek Kıbrıs’ta çözümün gerçekleşmesi noktasında ABD’nin çıkarı ne sorusu üzerine “Başkan Obama ve ben, Kıbrıs’ın çok zorlu bir bölgede, kilit bir ittifak olduğunu düşünüyoruz… Kıbrıs, Doğu Akdeniz’de barış, refah ve istikrar için büyüyen bir güç olabilir. Bu tüm dünyanın yararına olacaktır” cevabı ile Kıbrıs sorununa bakışını ortaya koymuştu.

Peki buzdağının görünmeyen kısmında neler var?

Kıbrıs barış harekatı sonrasında Türkiye’ye silah ambargosu uygulanmasına destek veren, iç politikadaki dengelerden dolayı mı bilinmez ancak Ermeni ve Yunan lobileri ile yakın ilişkileri bulunan, sözde Ermeni soykırımının tanınması için söz veren, Türkiye’nin ulusal güvenliği ve uluslar arası haklarını korumak için ortaya koyduğu Suriye, Kuzey Irak ve Doğu Akdeniz politikalarının karşısında duran, Kıbrıs sorununun çözümünde taraflar arasında denge politikası yerine Yunan ve Kıbrıslı Rumlar lehine ağırlık koyan, S-400 alımını kabul edilemez diye nitelendirerek Yunanistan ile savunma anlaşmalarına ağırlık veren, Ayasofya’nın yeniden müze yapılması çağrısında bulunan, Kürt nüfusun daha çok Türk parlamentosunda yer alması gerektiğini ifade eden ve en önemlisi sandıktan çıkan iradeyi yok sayarak Türkiye’nin içişlerine karışarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “darbe ile değil seçim ile değiştireceğiz” ifadesini açıkça kullanmaktan çekinmeyen bir siyasetçi olarak Joe Biden, yeni başkanı olarak göreve başlayacak.

Ve elbette yeni dönemin önemli kanaat önderlerinden biri de Başkan yardımcılığına kesin gözüyle bakılan Kamala Harris olacak.

Joe Biden’ın Amerika Birleşik Devletleri’nin yeni başkanı ve Kamala Harris ise başkan yardımcısı olması ile başlayacak yeni dönemin Türk-Amerikan ilişkileri açısından dikensiz gül bahçesi olmayacağı şimdiden belli.

 ABD’de başlayan yeni dönemin ruhu ve karakteri ise kamuoyu önünde Türk-Amerikan dostluğuna dair Hollywoodvari sempatik mesajlarının gölgesinde kapalı kapılar ardında Ankara’da iktidar değişikliği ile Türk devlet politikasının askıya alınma veya “buzdolabına sokulacağı” yeni bir dönemi inşa etme amacı ile yeni bir savaşı başlatmak olacağı ise ilan edilmemiş olsa da Joe Biden’ın açıklamalarının şifreleri olarak satır aralarında deklere edilmiş noktada.

Joe Biden ile birlikte yeni bir dünya kurulurken var olmak ve varlığını sürdürmek için Türkiye ile Kıbrıs Türk’ü yoluna devam etmek zorunda.

Çünkü Joe Biden'ın Kıbrıs ve Doğu Akdeniz konularında Ankara'nın tersi yönde görüşünü devam ettireceği uluslar arası diplomasi tarafından yaygın olarak kabul edilen bir görüş.

Ve 46ncı Amerikan Başkanı Joe Biden’ın “darbe ile değil seçim ile gitmeli” sözlerinin gölgesinde Türkiye ve dolayısıyla KKTC devlet politikaları temelinde Ankara ile Lefkoşa’nın daha çok birlik ve dayanışma içerisinde olması zorunluluğu yanında sancılı yeni bir dönem de başlamakta.