Güncel:
'30 Yılın En Ses Getiren Davası”
banner208
Yasa dışı kürtaj davasında hitaplarına başlayan Kıdemli Savcı Erdinç Akyener davanın ciddiyetine vurgu yaptı:

Kamuoyunda “Kürtaj davası” adıyla bilinen, Ada Hospital’da bazı hamileliklerin yasa dışı sonlandırılmasıyla ilgili 6 sanıklı davaya Girne Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün savcılık hitaplarına başladı.

Kıdemli Savcı Erdinç Akyener, gerek sanıkların durumu gerekse meselenin kapsamında davanın 30 yılın en fazla konuşulan en çok ses getiren davası olduğuna vurgu yaptı, meşaketli bir süreç geçirdiklerine değindi.

Yargıç Murat Soytaç ve Seran Bensen’in üye olarak yer aldığı heyete yalnızca bu dava için Girne Kaza Mahkemesi Başkanı Fatma Şenol başkanlık ediyor.


Akyener tanıkların ifadelerini özetledi

Kıdemli savcı Erdinç Akyener, mahkeme huzurundaki davanın gerek sanıkların durumu gerekse meselenin kapsamında davanın 30 yılın en fazla konuşulan en çok ses getiren davası olduğuna vurgu yaptı, meşaketli bir süreç geçirdiklerine değindi.

Mahkemeye birçok emarenin sunulduğunu, ceza davalarında sanığın itham edilip işlediği suçların kanıtlanmasının iddia makamının omuzlarında olduğunu ifade eden Akyener, iddia makamı tanıklarının şahadetlerini özetledi.

Akyener, olayın 25 Şubat 2016 tarihinde polisin bilgisine geldiğini hatırlatarak, fetüslerin bir kısmının aynı gün bir kısmının ise 27 Şubat’ta bulunduğunu kaydetti.

Önemli hususlara değinildi

Olayların yaşandığı dönemde, Ada Hospital Hastanesi’nin çalışmaya, ameliyat yapmaya devam ettiğine belirten Akyener, ilk tanık olayın tahkikat memuru Namık Kemal Baz’ın şahadetindeki önemli hususlara değindi.

Akyener, “Savunma makamı dava boyunca 34 haftalık bebeğin ölü olduğu için alındığını iddia etti. Ancak sanık Fahri Karagözlü 11 Nisan 2016 tarihinde alt mahkemede verdiği yeminli şahadetinde ‘Eğer böyle bir bebek bulunduysa mutlaka anomalidir’ savunma bebeğin ölü mü yoksa anomali olduğu için alındığını mı iddia ediyor. Hangisi doğrudur? ” diye sordu.

Kıdemli Savcı Erdinç Akyener, sanık Fahri Karagözlü’nün gönüllü ifadesine değindi, önemli bulduğu yerleri mahkemede yineledi.

Akyener, 34 haftalık bebeğin ölü bebek olması halinde bebeğin annesinin müdafaa tarafından mahkemeye getirileceğini, ancak böyle bir adımın atılmadığını savundu.

Sanık avukatlarının dava boyunca sanıkların kimlik ve kişilikleri hakkında sürekli beyanda bulunduklarına değinen Akyener, “Ancak biz kimseyi kötülemeye değil, suçu işleyip islemediklerini tartışıyoruz” şeklinde konuştu.

Akyener, yaptığı çalışmada İngiltere’de yeminsiz beyanların rahatsızlığı ve yemin altında şahadet veremeyecek durumda olan sanıklar tarafından tercih edildiğini tespit ettiğini açıkladı. İngiltere’deki avukatların müvekkilinin cahil, soruları anlayamayacak durumda olması halinde yeminsiz beyana çağırdığına değinen Akyener, ancak mahkeme huzurundaki tüm sanıkların çok bilgili, alanında uzman ve deneyimli olduklarına dikkat çekti.



“34 haftalık bebeğin ölü doğduğuna dair rapor yok”

Akyener, sanık 3.4.5 ve 6’nın yemin altında mahkemede şahadet vermelerini, tarafından sorgulanmalarını beklediğini de kaydetti. Birçok defter ve kayıt bilgilerinin mahkeme huzurunda olduğunu ifade eden Akyener, sanık avukatlarının 34 haftalık bebeğin ölü olduğunu iddia ettiğini ancak bununla ilgili doktor raporu ve ultrasound bilgilerine ulaşılamadığını belirtti.

Akyener, sanık Ayşegül İşbilen’in hastanede tüm dosyaların kayıt altında olduğunu söylediğini buna rağmen yapılan araştırmada sonlandırma ameliyatı ile ilgili tek bir kâğıdın dahi bulunmadığını söyledi.

Öte yandan mahkeme huzurunda da beyan veren 5 aylık bebeğin annesi ve tanık N.D’nin hastanede herhangi bir kaydı olmadığını ifade eden Akyener, aynı ameliyatı olan KKTC vatandaşı M.A ile ilgili kaydın tutulduğunu kaydetti.



Savcılık tanık beyanlarına dikkati çekti

Akyener, mahkemeye iki anne adayı geldiğini, bu iki annenin bir hafta arayla operasyona alındığını belirterek, bir annenin 2, diğer annenin ise 4 gün hastanede kaldığını ancak her ikisinden de 8 bin TL ödeme alındığını dile getirdi. Mahkemede beyan veren 5 aylık fetüsün annesi N.D’nin DNA’sının 5 numaralı fetüs ile uyuştuğunu da dile getiren Akyener, bebeğin sağlıklı ve erkek olduğunun tespit edildiğini belirtti.

Her iki sonlandırma ameliyatı için de 8 bin TL ödendiğini Akyener, olgular ve şahitlerin 4 kişinin birlikte ameliyatlara girdiğini ve aynı ekipten bahsettiğine değinerek, hiçbir sanığın yeminli şahadet altında bu ekipte olmadığını yalanlamadığını söyledi. Sanık Rasiha Serdaroğlu’nun gönüllü ifade ve yeminsiz beyanında hastaneye uzun süredir gitmediğini iddia ettiğini fakat son 4 sezaryende kendisinin olduğuna dair tanık beyanı olduğunu hatırlattı.

Akyener, sanık Fahri Karagözlü’nün cep telefonuna 16 Kasım tarihinde bir mesaj geldiğini ve bu mesajda da 18 Kasım’da Türkiye’den yasa dışı sonlandırma ameliyatı için gelineceğinin ifade edildiğini kaydetti.

19 Kasım’da ise tanık Aziz Doğgün’ün Fahri Karagözlü’ye gömme işlemleri ile ilgili whatsup’tan mesaj attığının belirlendiğini ifade eden Akyener, aynı gün saat 10.47’de de ise sanık Rasiha Serdaroğlu’nun telefonundan hastanenin arandığını ve 20 saniyelik görüşme yapıldığını dile getirdi. Akyener, hiçbir sanığın polise yardımcı olmadığını, tüm bilgileri sakladığını vurgulayarak, sanık Ayşegül İşbilen’in yeminli ve yeminsiz beyanlarının kendi içinde çeliştiğini kaydetti. 


Kaynak:Havadis
banner206
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner28

banner211

banner226

banner200

banner184

Son Dakika: Emniyet Genel Müdürlüğü'nde...

Haberi Oku